İçim uçsuz bucaksız koskoca bozkır...
Hergün yalnız başıma bu bozkırda yol alıyorum.
Burası soğuk buz gibi, üstelik karda yağuyor, üşüyorum...
Hayallerim paramparça, uykularım leylim ley,
Gül yaprağı çöl rüzgârıyla savrulmuş,
Aysızım gece namert kurşunuyla vurulmuş,
Aldanma mehtabın güzelliğine,
Her şeyin bir yanı mutlaka buruk.
Solar ya bir çiçek dalından kopuk,
Onu da koparanın mayası bozuk.
Aşk denen derde hele düş hele,
bir duble daha ver,
bu adam,
yanlış mekanda,
imansızca içerken,
sarhoş olmaktan başka çaresi olmayan biri.
ölür gibi seven,
Duldalarda narin, nazik açışın
Yel vurunca kuşlar gibi kaçışın
Ah o yok mu dinden çıkaran bakışın
Bu baharda saramazsam ölürüm
Gülüşlerin mısralarla sevişir
Yüreğimin kan kırmızı yalnızlığını sana yazıyorum anne...
İçimi nasıl döksem, derdimi sana nasıl anlatsam bilmemki...
Az önce yaralı güller bahçesinden geçtim, ölümün kenarında yürüyorum işte...
İçim, kader yazgısı çarmıhına asılı öykü,
Yamalı kelimelerle yazılmış, dudakta ağlayan şiir gibi anne...
Kelimeler cehennem közü,
yoluna baş koymuş denizden-dağa
sancağın asmışam dala-budağa
yürüsem uzağa, kahpe basar tetiğe
alır felek öcün, doymaz bu dağ'a.
Dağ kokuyor bu sevda,
Aksanımı yitirdiğim,
Sende, benim bilmediğim ne var ?
Bir okyanusun girdabına tutulmuş gibi,
Gözlerin içine çeker.
Gazabımda can çekişen gülüşlerin,
Kara çalmış gökyüzümü
Yel kurutmuş güzlüğümü
Söze döksem öksüzlüğümü
Gözlerimden nehir gider
Düşler döktüm kor közüme
Yokluğun mahşer sevgili
Senden sonra papatyaları söküp attım baharın gözünden.
Anlatamadım kimseye göğümü yaran mızrağı.
Soluğumu kesen zılgıtı.
Küsüp giderken benden, bu küçük şehirden,
Dökerken gözyaşını bulutlar,
gözlerim güz bulutu
yağmurlar hep sana düşüyor
gümüş ay'ım hep suya düşüyor
bu gece de sen üşü.
poyrazın vurur içim üşüyor




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!