o yâr sükut libası giymiş, aşkın mihrabı
kahkülün kaşa düşmüş, hakkın fermanı
tomurda katre-i lerzan, lokman dermanı
tarifi mümkün olmayan sehl-i mümteni.
Ne çok şehvetli acı hatıra küf tutmuş zihnimizin sıvası dökük tavanında...
Silsek izi, yıkasak kiri kalıyor...
şekilliyim şekilli yaylaları meşeli
yukarıdan aşağı karayemiş döşeli
trabzon'un kizları parabellum silahlı
anasindan isterim deyi beşi burmalı.
yar salini salini gelir çaydan aşağı
Sel Olur
Sevme, gün gelir gözyaşınla başbaşa kalırsın
Kirpiğin ucundan bir ince sızı sel olur gider...
Aşk, gece ile gündüzü aynı yatakta yakalamak
gözlerim görmezken o ulvi yolu
sanki gelmişti yolumun sonu
bir bahar vaktiydi bir güneş doğdu
işte o güneşle gönlüm şen oldu...
demeden kimseye müzmin halimi
Selviden boy alıp göğü delmişsin
Denizin üstüne moru çekmişsin
Bir ince endam, bir tatlı gülüş
Gri ton üstüne sevda ekmişsin
hicran-ı hal ile zühur eylemiş
gül-ü rana ile gusül eylemiş
dil-i zar eleyip nazar eyledim
şem'den ziyade şeb-i tüllemiş.
ram üzre kalb-i sükut eylemiş
Bahar geldi, cemre düştü can suyum
Kafa çektim hecede nefesin duydum
Karanlık mevsimdi ben seni buldum
Dağıt saçın sen bürüsün yeryüzüm
Hadi, hadi gülsün artık yâr yüzün
bugün de senle uyandım
senle baktım hayata
senli nefes aldım
senli şükrettim Allaha.
bugün de iyi ki seni hatırladım
seni gördüm, güneşte, uçan kuşlarda, ve çiçeklerde.
Sen bana iyi gelmiştin.
Hayatıma girdiğin günden sonra o kadar çok şey değişmişti ki bende.
İnsan yeniden doğar,
Yeni bir dönüm noktası olur ya,
İşte bende tam öyle olmuştum.
Yeni bir yol çizmiştim kendime,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!