Kara çalmış gökyüzümü
Yel kurutmuş güzlüğümü
Söze döksem öksüzlüğümü
Gözlerimden nehir gider
Düşler döktüm kor közüme
Yokluğun mahşer sevgili
Senden sonra papatyaları söküp attım baharın gözünden.
Anlatamadım kimseye göğümü yaran mızrağı.
Soluğumu kesen zılgıtı.
Küsüp giderken benden, bu küçük şehirden,
Dökerken gözyaşını bulutlar,
gözlerim güz bulutu
yağmurlar hep sana düşüyor
gümüş ay'ım hep suya düşüyor
bu gece de sen üşü.
poyrazın vurur içim üşüyor
yokluğuna cümle canım yanarken
özlemi öğün öğün tuza banarken
sevdayı tan edip beste yaparken
allara bürünmüş güle mi küstün...
nazını koşut ettim sazda kanadım
Kırık dökük bir dil kullanıyorum.
Sıradan sözcükler,
Devrik cümleler.
Güz ayazı vurmuş gibiyim,
Benzim soluk.
Gözlerime bakma anne,
Yokluğuna cümle canım yanarken
Özlemi öğün öğün tuza banarken
Sevdayı tan edip beste yaparken
Allara bürünmüş güle mi küstün
Nazını koşut ettim sazda kanadım
şu feleğin derdi ne,
her dem benden ne ister?
kurumuş gülistanda
bulak gözlü gül ister.
kızıl harda buz tutmuş
Sitem kâr eylemez bu hazirana
Beni de doğurmuş bir kutlu ana
Eyy sagah hicazlı, bülbül avazlı
Kelâmı kış edip giydirme bana
yüreğin ateşini okyanus göz bile söndüremez,
bülbülün suskunluğunu gül bile dindiremez....




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!