Bir pınar başında görmüştüm seni
Bir şiirin eşliğinde sevmiştim
Hala gözlerinde o derin bakış
Hala dudaklarda o pembe gülüş....
Bir şiirin mısralarında öldüm.
Sevdayı anlatıyordu,
Aşkı müebbette kelimelerin acziyetinin yangın yangın köz oluşunu fısıldıyordu,
Öyle derin, öyle serin, öyle hoyratça...
Sadakatin imaniyeti, insanın mükemmeliyeti şiirin ana temasıydı...
Sahralara hasret kalmış deryanın suyu, Nesimi'nin diliydi..
Eğer bir gün birisine gönül verirseniz, onun yokluğunun büyüklüğü kadar değer verin...
Mesala bir fincan kahve,
Bir soluk nefes,
Bir türkü gibi...
Yanlış anlamayın, aşık olun demiyorum...
Sizin oralarda bir tebessüm kaç liraysa söyle,
üstüne bir çiftte ela göz vereyim.
gecenin dil kesiği saatlerinde
denizler yürürken bulutlar üstünde
kuşlar umuda kanat çırparken
kimi ucu yanık mektup
kimi kanayan ceriha
kibritimin ucunda yanıp biterken hayaller
yasinler okunur makber dilinde
baykuşlar tünemiş domur gülünde
hevesim kalmadı şirin yüzünde
nazlım diye diye bitiyor ömrüm.
böyle mi bitecekti bu aşkın sonu
Bir güzeli sevdim güzü giydirir
Gözlerinin rengi kahve pişirir
Bir vakt-i seherde kuşlarla gitse
Ağaçlar buluttan yağmur döşürür
Soğutsa gönlünü çiçekler üşür
bir yar sevdim uzaktan
öptürmedi dudaktan
bir sevdim bir kokladım
farkı yoktu goncadan.
evleri var kerpiçten
iyot kokulu ellerin
lila moru dudakların
gözler okyanus
gerdan, yüz pürüzsüz
.... ve betimsiz özlemlerin...
her sabah seninle aydınlanır sokaklar
Bekleyenlerimizin gözünü hiç yollarda komadık
Onlar sılaydı, biz gurbet
Onlar ocak yakardı, biz bacasından tüterdik
Bulut olurduk üzerlerine
Ne zaman çiçekleri tomura dursa, ikindi yağmurlarıyla toprağını ıslatırdık
Bilemezlerdi asla onlar için bu yaşların göğümüzün gözyaşları olduğunu




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!