Çalakalem yazıyorum, yağmur sularıyla denize,
Umudun saçlarını öperek.
Kuşlar kıblesini, güneş kıyamını, sükût secdesini bozarak...
Bir mecnun yarattın, aşkam kızıllığıyla gülerek.
... Ve bir akrep sokar avuç içlerimi, eğreti düşlerim ruhumu ezerek.
Ne bileyim !!?
giderken yüreğimi de aldı gitti,
o gün bu gündür
yürek/sıızım
can/sızım.
Bendeki figân kurşun yemiş kuşun gözyaşıdır
Efkârın bağını yurt tutmuşların can yoldaşıdır
demir dövüldükçe
söz şiirde ezildikçe
sevda yürekte harlandıkça dem tutar...
iki damla yaşın kaç yıla bedel olduğunu, çarkı dönmüş zamanda demlendikçe anlarsın...
Ne sevende zerafet, ne sevilende ar kalmış..
Bırak gitsin çarkına tükürdüğüm devran sürsün...
Ayrılık dediğin sonbahar, estikçe üşürsün...
Her gözyaşı kendi bulutunun güz yağmuru, dağ nasıl durdursun...
seviyorsan aklını başından alacaksın.
hem akıl hem aşk, öyle ikisi bir arada olmaz.
mesala biraz çatlak olacaksın.
yani başına aşk yağdığında, o çatlaklardan içeri sızmalı.
kendi içinde uyuyacak kuru yer aramalısın,
hani derler ya meczubi,
Çay ; dünya yorgunluğunu unutturan,
zemheriyi yaşayanların içini ısıtan bade_i mey/dir.
Bir eylül akşamı gel...
İyot koksun mevsimler.
Tutsak düştüğüm gecelerde,
Çay deminde ıslansın şiirler...
Zaman kıskacıyla kanatırken yarayı,
çay kokar gözlerin
dünya her sabah seninle aydınlanır.
her sabah ekmek kokar sokaklar
seninle doyar çocuksu kuşlar.
çay kokar gülüşlerin
uçuk bir yel eserse kuzeyden,
bil ki benim.
sarıl sevdana, üşümesin gerdanın...
gün seni yakmasın,
gece seni üşütmesin...
hep bahar kal,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!