bilmem ki söner mi bu yürek harı
bir paslı süngüdür saplandı gayrı
bir çift sürme göze dünyanın varı
yetmedi kurbana can ister benden.
dipsiz bir kuyuyuz göz çukurundan
doksandokuz tesbihiz tut ucundan
sen dağ meşesi ol, ben dervişhane
her dem nazın tütsün canocağımdan
bir gemi yanaştı gönlümün rıhtımına
geceyi beste yaptım, yürekten yandığıma.
şu koca cihanı sersem ayaklarına
yine de az gelir can otağıma.
Çalakalem yazıyorum, yağmur sularıyla denize,
Umudun saçlarını öperek.
Kuşlar kıblesini, güneş kıyamını, sükût secdesini bozarak...
Bir mecnun yarattın, aşkam kızıllığıyla gülerek.
... Ve bir akrep sokar avuç içlerimi, eğreti düşlerim ruhumu ezerek.
Ne bileyim !!?
giderken yüreğimi de aldı gitti,
o gün bu gündür
yürek/sıızım
can/sızım.
Bendeki figân kurşun yemiş kuşun gözyaşıdır
Efkârın bağını yurt tutmuşların can yoldaşıdır
demir dövüldükçe
söz şiirde ezildikçe
sevda yürekte harlandıkça dem tutar...
iki damla yaşın kaç yıla bedel olduğunu, çarkı dönmüş zamanda demlendikçe anlarsın...
Ne sevende zerafet, ne sevilende ar kalmış..
Bırak gitsin çarkına tükürdüğüm devran sürsün...
Ayrılık dediğin sonbahar, estikçe üşürsün...
Her gözyaşı kendi bulutunun güz yağmuru, dağ nasıl durdursun...
seviyorsan aklını başından alacaksın.
hem akıl hem aşk, öyle ikisi bir arada olmaz.
mesala biraz çatlak olacaksın.
yani başına aşk yağdığında, o çatlaklardan içeri sızmalı.
kendi içinde uyuyacak kuru yer aramalısın,
hani derler ya meczubi,
Çay ; dünya yorgunluğunu unutturan,
zemheriyi yaşayanların içini ısıtan bade_i mey/dir.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!