şiir ; harabat ehlinin, sözü saza mızraplaması sanatıdır.
Şiir ; yanan yüreğin küllerinden filizlenmiş acıların,
şafak kızıllığıdır.
Baştan aşağı,
Dağ eteği gibi,
Şiir kokuyorsun kadın...
Saçların, gözlerin, dudakların, ellerin
Ellerin diyorum özellikle, ellerin
Elleri kınalı bir kızın elleri gibi,
Beynim ve kalbim sürekli savaş halindeydi...
Bazen kalbim aklımı vuruyor, bazen aklım kalbimi yaralıyordu...
Gözlerimdeki bulut yağmura dönüşmüş, yağdıkça çığlık oluyordu...
Günbegün edepsiz acılar ruhumu sarıyordu...
Hâyâl ettiklerimle yazdıklarım arasında gecenin karanlığı vardı...
Kendimle olan kavgam bitmek bilmiyor, yaşadıklarımı yazmaya korkuyordum...
git
yaraların yâdigar kalsın
tuz döktüm ateşi soğusun
alsın gözyaşımı
gözlerim dinlensin...
haziranda sarıda
Acıya banmamış hiç bir söz kalmasın istedim,
Ondan gerye kalanı şiirlerle anlattım...
Seni de öldürdüğüm şiir mezarlığına gömdüm.
Senin, diğer mezarlardan ayrıcalığın, başucuna kuşka taşı koymadım.
Şiir ; susturulmuş dilin lehçesi, güz çiyi yemiş gönül bahçesi
....ve yürek ağrılarının kanatlanmış esrik kuşlarıdır...
Keşke birisi şiir niyetine bir kaç cümle yazsa da tekrar tekrar okusam.
İnsan alıştığı birisinden haber alamayınca, boşaltılmış şehir gibi oluyor içi.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!