artık yazmıyorum.
diken sürgünü beyinlere, çiğdem sürgünü sözler yazarsan,
ilk önce senin canını acıtırlar.
Ah şu gönlümün ince ağrısı
Gam kuşlarının cilve çalısı
Kızıl dudakta ölüm öldürür
Şu bende bitmeyen ciğer sancısı
Nasıl anlatayım bilmemki, nasıl
Yar yıldız döşürmüş gece eşkine,
Dudağın çatlamış aşkın meşkine,
Örüklerin dökmüş belin aşkına,
Düşlerin mürgülü derinden derin.
Gezinir yaylanda çimenden yeşil,
ben sende zincire vurulmuş esirim gülüm
bilmem ne kadar sürer bu işkence, bu zulüm.
gün'ah çukurundaymışız, gelip alacakmış ölüm
bizimkisi başlı başına cihana karşı isyan gülüm.
uykusuz ormanlar poyrazla tutuşur
her geç kalmışlıklar küllerine karışır
efkâr-ı dem-i bad-ı sabadan sayma
çimenli çayırlar revan atlara yakışır.
Dile düştüm, dile düştüm
İlendim, dile düştüm
Canevim derin efkâr
Dikenli güle düştüm
sarı, kırmızı, mavi, yeşil
bulutlardan yağmur devşir
dağlara yağ çisil çisil
özlem koksun efil efil...
nil renginde palamudum
bir kucak meşe ağacıyım.
ne zaman yanaklarına çiy düşse
ben hep kasım renginde yanarım.
düşlerim hayaline sarılır çırılçıplak
her gece
şifasızım
kadınım
gönül köşküm
yalın ayaklım
kalbi terlim
anlaşılması zor hüznüm
şafak uğultusundan almış çiy yeşili sesin
harabatta bir kandil yanar, o senin gözün
kumsallar üşürken, şenlenir akşam
yüreğe köz düşürür bülbül figan gülüşün.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!