Babayım,
kırılmış bir aynadan öğrendim yüzümü,
kırılmasın diye başkalarının kalbini tutarken,
ellerim kesildi sessizce.
Yanlışlarım var —
Sen gittin, ardından kalan sadece sessizlik ve gölgeler,
dokunamadığım, ulaşamadığım o uzak rüya gibi,
bir zamanlar ellerimizde sıcacık olan umutlar,
şimdi yitik bir şehrin harabelerinde kayboluyor.
Adını anmak ağır geliyor dudaklarıma,
Serin…
herkes kırılır bir gün
ama bazıları
kırıldıkları yerden yeniden parlar
çünkü acı
yavaşça büyütür insanı
Bir gün,
akrabalarımı sevmek için kullandığım bütün kelimeler
ceplerimde küflenmeye başladı.
Harflerin ağırlığı omzumda,
o kadar sustum ki
dudaklarım pas tuttu.
Yalnızlık, kara bir kuzgun gibi iner
Göğsüme, sessizce, usul usul.
Kanatlarında taşıdığı soğukla
Sarmalar geceyi,
Ve ben, o kanatların altında
Kendimi bulurum,
Bir akşamüstü döküldü sessizce apartmanların
beton saçaklarından çocukluk anılarım.
Bir çınar gölgesinde saklambaç oynardık eskiden
kimse saklanmazdı aslında,
herkes bulunmayı beklerdi.
Bir gün anladım;
insanı en çok gidenler değil,
onlarla birlikte giden hâli eksiltiyormuş.
Ve hüzün,
kendine en çok moru yakıştırıyormuş.
Çünkü mor,
Bir gün fark ettim;
Hayat,
yaralarımı iyileştirmedi.
Sadece onları,
ruhumun en sessiz yerine oturtmayı öğretti.
Çünkü insan,
Bir gün,
Bütün saatler aynı sessizliği gösterecek.
Kuşlar uçacak,
Saçlarıma kar düşüyor
ama içimde hâlâ dizleri yaralı bir mevsim var.
Takvim büyüyor, aynalar ağırlaşıyor
benim içimdeyse
bir sandalyeye oturtulmuş,
ayağı yere değmeyen bir çocuk sallanıyor.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!