Gidişin,
bir kapı sesi kadar kısa,
bir ömür kadar yankıydı içimde.
Ben seni
bir elveda cümlesinde kaybettim,
ama binlerce susuşta aradım yeniden.
Adını söylemeden konuşuyorum sana çünkü harflerin ağırlığı dudaklarımı yarıyor artık. Bir gün omuzlarından yükleri silkeleyip kendi ağırlığını da bıraktın geriye. Sen kurtuldun belki paslı zincirlerden gözlerinin içinde biriken o siyah sudan ama ben hâlâ o suyun içinde çırpınıyorum. Çekmecendeki saat o günkü saatte kaldı. Tik taklar sustu ve zaman sen gidince bana küstü.
Küçük mezarına sığdı bedenin ama içimde açtığın mezar her yıl biraz daha büyüyor. Üstünü toprakla kapatamıyorum çünkü ne zaman denesem ellerim senden kokuyor. Çocukluğumun dengesi senin görünmez ellerindi arkamda. Şimdi düşmeden yürümeyi bile beceremiyorum.
Benim saçlarımdaki beyazlar senin yokluğunun takvimi oldu. Her tel o günün tarihini yazıyor bana yeniden. Sen sustun ama biz hâlâ bağırıyoruz içimizden “Gitmeseydin!” Sesimiz sana ulaşmıyor çünkü toprak ses geçirmez.
Gözlerimin içinden geçen ince bir akşamdır bu,
piyanonun tuşlarına değen bir elin
ölümü unutturacak kadar yavaş
ve ölümü hatırlatacak kadar kimsesiz.
İlk nota…
Gözlerimin içinden geçen ince bir akşamdır bu,
piyanonun tuşlarına değen bir elin
ölümü unutturacak kadar yavaş
ve ölümü hatırlatacak kadar kimsesiz.
İlk nota…
bazen bir soru
ne çok şeye cevap veriyor,
“iyi misin?”
ve sen susuyorsun.
çünkü iyilik bir evi terk etmiş gibi duruyor içinin ortasında.
Ölen sevdiklerimi gömmedim.
Toprağa sakladım.
Çünkü bazı insanlar
öldükten sonra eksilmez;
Bazı sabahlar tam açılmıyor pencere,
pervazında eski bir şiirin lekesi var,
içeri senin olmadığın kadar loş bir ışık sızıyor
ve ben hiçbir şeye tam uyanamıyorum.
Çay bardağında eksilen bir yudum gibiyim
Hüzün, sorgulamanın bedelidir.
Bir kelimenin ardında susan,
bir gülüşün arkasında solan
o ince kırık,
hep aynı kökten beslenir:
"Niçin?"
Bir gün,
akrabalarımı sevmek için kullandığım bütün kelimeler
ceplerimde küflenmeye başladı.
Harflerin ağırlığı omzumda,
o kadar sustum ki
dudaklarım pas tuttu.
Bir gün gittin...
Ne bir söz bıraktın ardında,
Ne de düşlerimin içine tutunacak bir sıcaklık.
Bir sandal gibi bağlıydım sana,
İpim senin elindeydi,
Sen kestin.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!