Boğazımda düğümlenen bir akşam var
adı konmamış,
kimsenin nüfusuna geçmemiş bir keder gibi.
Yutkunuyorum
sanki içimden bir taş geçiyor da
kalbime çarpa çarpa büyüyor.
Gözleri, göğe açılmış bir kuyu gibi duruyor zaman,
dibe baktıkça daha da derinleşen.
Kim bilir kaç sorunun cevabı
gömülmüş oraya,
belki de soruların kendisi cevaptır,
ve cevapsız kalmak
Bir harita çizdim kendime,
yolları olmayan bir şehirde
adımları sessiz,
gölgesi bile peşinden gelmeyen bir ben…
adım: kaybeden.
Bir gün,
akrabalarımı sevmek için kullandığım bütün kelimeler
ceplerimde küflenmeye başladı.
Harflerin ağırlığı omzumda,
o kadar sustum ki
dudaklarım pas tuttu.
bir bardak suskunluk koydum masaya
her yudumda biraz kendimden eksilerek
döktüm seni,
duvara yaslanmış bir gölge gibi
görünmeyeni anlatmaya çalışan dudaklar gibi
ve yokluğun…
Kendine iyi davran, Serin
çünkü dünya çoğu zaman
kendine iyi davranmayanları daha çok yorar
bir aynaya bakarken mesela
sadece yüzünü değil, içini de görmeye çalış
kendine “bugün nasılsın?” demeyi unutma
Sen…
bir sessizliğin gölgesinde büyüttün kendini,
ağzına kadar dolu odalarda
hiç kimseye değmeden yaşadın yıllarını.
Gülümsemeyi öğrenemedin,
çünkü gülmek,
Babayım,
kırılmış bir aynadan öğrendim yüzümü,
kırılmasın diye başkalarının kalbini tutarken,
ellerim kesildi sessizce.
Yanlışlarım var —
Sen gittin, ardından kalan sadece sessizlik ve gölgeler,
dokunamadığım, ulaşamadığım o uzak rüya gibi,
bir zamanlar ellerimizde sıcacık olan umutlar,
şimdi yitik bir şehrin harabelerinde kayboluyor.
Adını anmak ağır geliyor dudaklarıma,
Serin…
herkes kırılır bir gün
ama bazıları
kırıldıkları yerden yeniden parlar
çünkü acı
yavaşça büyütür insanı




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!