[Kadın – İçine dönerek, hafif kırık ama dirençli bir sesle:]
ben susmayı senden öğrendim aslında
çünkü sen en çok orada sustun
bir cümle kurmak istedim,
"yoruldum" demek gibi yalın
[Kadın – Gözlerinde yılların bilgeliği, sesi yumuşak ama net:]
biliyor musun,
artık seni değiştirmek istemiyorum
çünkü seni değiştirmeye çalışırken
kendimi ne kadar eksilttiğimi fark ettim
[Kadın – Gözleri dolu ama gülümseyerek, yavaşça konuşur:]
şimdi dönüp baktığımda
sana kırıldığım ne varsa
aslında en çok sevdiğim yerlerinden kırıldığımı anlıyorum
çünkü kalbim sana en çok
Yalnızlığın içinde
başka insanların seslerini değil,
taşların büyümesini işittim.
Toprak,
acele etmediği için
çiçek açabiliyordu.
Her doğru, ışık sanılır
oysa bazı ışıklar gözün kendisini yakar.
Ben bunu geç öğrendim:
hakikat, yalnızca açığa çıkaran değil,
aynı zamanda eksilten bir şeydir.
Bir düşünce edindim kendime,
"Küçük İskender'e..."
karanlıkla yıkanmış geceye bakıyorum,
“aklımdasın diyen balıklar, ömrümsün diyen kelebekler gördüm” derinliğinde...
sen gittiğinde, içimin balıkları susuyor, kelebekleri yarım kalıyor.
Ben bir gün
bir gölgede kalırsam,
güneş sizi seçsin diye dua ettim
her doğan sabahı,
iki ayrı yüzünüzde tek bir ışık gibi görerek.
Tolga...
Adını söyleyince
insanın içinden bir kuş havalanıyor
ama kanatları kırık,
uçmaya çalıştıkça göğsümüze çarpıyor.
ben seni en çok gülerken sevdim
çünkü o anlarda zaman durmuş gibiydi
ve dünya, bir çocuğun gamzesinde yuvarlanıyordu
gülüşünün içine sakladım kendimi
bir cümle bittiğinde,
bir düş başlarken,
Burası dünya…
yüksek sesle konuşanların daha çok duyulduğu,
ve fısıltıyla sevenlerin
daima kaybettiği yer.
Burada en çok acı çekenler




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!