Yürüyorum işte, yalan düzende,
Yorulsam da hakkın yolu burası.
Gece gündüz çalışıp da bezende,
Ödenmez işçinin hakkı, parası.
Yüce dağ başında rüzgâr olurum,
O gün ilk adım attığım tek yuvaydı,
Sıralar neşe dolu, bilgi deryaydı,
Gönlümde kalan huzur sanki rüyaydı,
Şimdi sessiz bitti, sustu o hece.
Üç ihtiyar oturmuşlar tahtına,
Bakmazlar ülkenin kara bahtına.
Milleti mahkûm edip şans tahtına,
Dünyayı kendinin sanır kocamış.
Çözülmüyor diz bağlarım,
Günden güne intizarım.
Gözlerinde kaldı varım,
Kömür gözlüm bende, bende
Körkuyu Dedikleri
Haziran ayı da geldi erişti,
Şenlendi yeniden Kazancı bağları.
Gurbette olanlar burda kavuştu,
Dumanı dağıttı yaylanın dağları.
Kuzugöbeği
Heyecanla baharı bekler mantar avcısı
Geç kalmadan Toroslara gitmek arzusu
Düşer yola katığı bir ekmek bir kap su
Hukukun bağrında açıldı yara,
Adalet tahtından indirildi bak.
Vicdan feryat etti, büründü kara,
Milletin kaderi zincirlendi bak.
Mavi gözlü bir devin ayak sesiyle,
Sarsıldı hecenin kurak dağları.
Döküldü basamak basamak dille,
Açtı Türkçe'mizin yeşil bağları.
Selanik’te doğan o mavi gözler,
Saraylı bir soydan toprağa indi.
Alev aldı dilde en saklı sözler,
Fırtına ruhuna bir mühür dindi.
Bahriye bağında gençlik çağları,
Dağların ardında bir ışık söner,
Yollara savrulur sararan yaprak.
Zamanın çarkından payına düşen,
Sessizce yutuyor o kara toprak.




-
İrfan İlhan
Tüm Yorumlarmahlas ustam çok güzel