Selanik’te doğan o mavi gözler,
Saraylı bir soydan toprağa indi.
Alev aldı dilde en saklı sözler,
Fırtına ruhuna bir mühür dindi.
Bahriye bağında gençlik çağları,
Yüreğe düşen o ilk aşk yarası.
Gönlünde sarsıldı gurur dağları,
Böylece başladı yol haritası.
Anadolu bağrı açtı kapıyı,
Bolu’da tanıdı yoksul insanı.
Gördü o çileyle duran yapıyı,
Değişti fikrinin bütün her yanı.
Moskova ufkunda fütürist akım,
Şair Mayakovski vurdu teline.
Serbest hecelerle kuruldu takım,
Basamaklı dize düştü diline.
Bursa zindanında parlayan cevher,
Demir parmaklıkta memleket oldu.
Burada yazara el verdi kader,
Balaban fırçayla orada doğdu.
Piraye bir ömür hasretin adı,
Mektuplar, şiirler ona yazıldı.
Gönül sarayının kaçınca tadı,
Münevver’le yeni yollar kazıldı.
Açlık grevinde erirken beden,
Adalet istendi cihan katında.
Dünya ses verirken büyük kitleler,
Zulüm eriyip gitti tahtında.
Elli yaşında bir zorlu askere,
Çağrılınca kaçtı Karadeniz’den.
Gurbet ellerinde aldı tezkere,
Vatandaşlık gitti resmi bir izden.
Saman sarısı bir Vera sevdası,
Moskova’da sardı son günlerini.
Dinmedi içinden memleket yası,
Gezdi sürgündeki her yerlerini.
Bir Haziran günü kapı önünde,
Gazeteye uzanırken durdu kalbi.
Novodeviçi’nin soğuk gününde,
Sürgün toprağında bitti o harbi.
Yıllar geçse bile sönmez bu harlar,
Destanlar anlatır gurbet sızısını.
Kocapırım söyler, yürekte karlar,
Tarih unutamaz şair yazısını.
Ömer tarım
9 haziran 2026
Kayıt Tarihi : 9.06.2026 19:57:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!