Evet üstadım, ben söyledim sen dinledin,
Hele bir de sen konuş bakalım, ne anladın,
Al mızrabını, nasırlaşmış parmakların arasına,
Dertler, bağlanmanın tellerinde anlam kazansın.
İster kadersizliğime dem vur, kaderim derdim olsun,
Dün gece üstü açık kalmış gönlümün, gecenin ayazında,
Yüreğim üşümüş, birazda ıslanmış duman çiğinde,
Hiç olmazdı, açılmazdı, yar yanına uzandığında,
Güneşle selamlardı uyandığımda, güller açardı yüzümde,
İlk kez rüya görmeden uyanışım sızlattı içimi,
Uzatma Yaradan,
Ne biz yola geliriz,
Ne sen bizi affedersin.
Geri dönüş yapan yok,
Bir ömür geçti gidiyor,
Bu güne kadar ne verdin?
Şer bildiğinde hayır,
Hayır bildiğinde şer vardır.
Yürek paramparça ama,
Sana ayırdığım bir yer vardır.
Doğru, içim yanar, kavrulur,
- Semaya başını kaldırıp, nerelere gidersin?
- Bizimde var bir hayalimiz elbet,
- Gülümsetir mi, üzer mi söyleyeceklerin?
- Sana bağlı, nasıl istersen öyle kabul et.
- Çıkarıyorum fincanları, koyuver kahveyi,
- Nasıl olsa vaktimiz var diyorsun yani,
Vicdan görünmez, bastırılır bazen körlenir,
Durmaz yine de, küllerinden tüter durur,
Yaşarken ya da yaparken insan böbürlenir,
Yastığa baş düştüğünde yastıktan haykırır.
Ne suretler gelip geçer, bebek yüzlü suratlar,
Naçar gönlüm bilmez misin,
Konulmaz her gülün dalına,
Bülbülün feryadın duymaz mısın,
O da uçarıydı, kandı gülün alına,
Kulak ver ozan ne söyler durur,
Sütten çıkma ak kaşık değilim,
Vardır kusurlarım.
Lakin bilerek zalim de olmadım.
Bir tebessüme eridi buzlarım.
Ona rağmen ben ne isem,
Felaket topu yaptık ya şu koca dünyayı,
Şimdi otur ağla, yan haline yan,
Astık, kestik, kirlettik el birliğiyle,
Şimdi otur ağla, yan haline yan,
Kahır eyledi buzullar bile, dayanmadı çözüldü,
Yarine mektup yazmış kara sevdalı bir can,
İlk hecesinde kabarmış bir harf, yüreği gibi,
Kısa kısa cümleler kurmuş, uzun anlamları olan,
O kabarmış harf, tüm satırların gizemli direği gibi.
Belli ki dolup taşmış, tüm sevenler gibi,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!