Siyahi bir çocuğun,
Uğradığı ırkçı saldırı karşısında,
Çaresizlikten kalakaldığı,
Ruh halinde yaşıyorum hayatı.
Ne karşı tarafın zihnini,
Ne de derimin rengini silebilmem imkansız.
Bu geceyi yine zor sabah eyledim,
Acılara bürünmüş özleminle iç çekerek,
Karanlıkta umutsuzluğuma ağladım,
Unutulmuşluğuma gözyaşı dökerek,
Hep mi gecenin karanlığında düşersin aklıma?
Sonbahar dayandı kapıya,
Fısıldar hüzün şarkılarını.
Gökyüzü buğulanmış,
Huzur veren mavi elbisesini çıkarmış,
Ve sıcacık üfleyen nefesini terk etmiş.
Grileşen parça desenli şalı,
Sus gönlüm,
Yeter ettiğin lafazanlık,
Yeter verdiğin acı.
Hep bir tutarsız hallerdesin,
Bir öyle, bir böylesin,
Sus ki, azıcık ciğerlerim nefeslensin,
Çok şey söylemek istersin de,
Boğazında düğümlenir kelimeler.
Dilin çarpar istemsizce yüreğine,
Yüzüne vurur, çıkmayan lekeler.
Yüce gönül, etmez olur beş para,
İhtiyar delikanlıdır bizim ekmek teknemiz,
Memleketin temel taşıdır TCDD’miz,
Hem yükünü taşır vatanın, milletin,
Hem de hasretleri bitirir trenlerimiz,
Bizler katar ailesinin birer fertleriyiz,
Bu saatten sonra ne dinlerim kimseyi,
Ne savunurum herhangi bir düşünceyi,
Pervasız olup kalınlaştım, ele bıraktım inceyi,
Bilgileri gömdüm toprağa,
Canı yanarmış, tutacak dal ararmış,
Şu dizelerimden sonra,
İsterseniz atın zindanlara,
Bitirdiniz her şeyi satıp, satıp,
Gözünüzü diktiniz Gar’lara.
Bizi öksüz, yetim bıraktınız,
Elif gibi dikilmişsin çeşme başına,
Tebessümün eritir karlı dağları,
Tel tel olup, perçem düşer üstüne,
Yay olup kurulmuş kaşların, Türkmen Kızı.
Toprağa basmaya korkarsın besbelli,
Dünya umut dünyası,
Ha yeşerdi, ha yeşerecek.
Kimi kara çadırda gecelerken,
Kimine köşkler dar gelecek.
Gariptir tuzsuz aşı,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!