Sus gönlüm,
Yeter ettiğin lafazanlık,
Yeter verdiğin acı.
Hep bir tutarsız hallerdesin,
Bir öyle, bir böylesin,
Sus ki, azıcık ciğerlerim nefeslensin,
Çok şey söylemek istersin de,
Boğazında düğümlenir kelimeler.
Dilin çarpar istemsizce yüreğine,
Yüzüne vurur, çıkmayan lekeler.
Yüce gönül, etmez olur beş para,
İhtiyar delikanlıdır bizim ekmek teknemiz,
Memleketin temel taşıdır TCDD’miz,
Hem yükünü taşır vatanın, milletin,
Hem de hasretleri bitirir trenlerimiz,
Bizler katar ailesinin birer fertleriyiz,
Bu saatten sonra ne dinlerim kimseyi,
Ne savunurum herhangi bir düşünceyi,
Pervasız olup kalınlaştım, ele bıraktım inceyi,
Bilgileri gömdüm toprağa,
Canı yanarmış, tutacak dal ararmış,
Şu dizelerimden sonra,
İsterseniz atın zindanlara,
Bitirdiniz her şeyi satıp, satıp,
Gözünüzü diktiniz Gar’lara.
Bizi öksüz, yetim bıraktınız,
Elif gibi dikilmişsin çeşme başına,
Tebessümün eritir karlı dağları,
Tel tel olup, perçem düşer üstüne,
Yay olup kurulmuş kaşların, Türkmen Kızı.
Toprağa basmaya korkarsın besbelli,
Dünya umut dünyası,
Ha yeşerdi, ha yeşerecek.
Kimi kara çadırda gecelerken,
Kimine köşkler dar gelecek.
Gariptir tuzsuz aşı,
Evet üstadım, ben söyledim sen dinledin,
Hele bir de sen konuş bakalım, ne anladın,
Al mızrabını, nasırlaşmış parmakların arasına,
Dertler, bağlanmanın tellerinde anlam kazansın.
İster kadersizliğime dem vur, kaderim derdim olsun,
Dün gece üstü açık kalmış gönlümün, gecenin ayazında,
Yüreğim üşümüş, birazda ıslanmış duman çiğinde,
Hiç olmazdı, açılmazdı, yar yanına uzandığında,
Güneşle selamlardı uyandığımda, güller açardı yüzümde,
İlk kez rüya görmeden uyanışım sızlattı içimi,
Uzatma Yaradan,
Ne biz yola geliriz,
Ne sen bizi affedersin.
Geri dönüş yapan yok,
Bir ömür geçti gidiyor,
Bu güne kadar ne verdin?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!