'...telefonu kapadım ve düşündüm...Çok değişmiş...Sesinin bu yeni ifadesi hiç sun'i değildi ve şahsiyetinin bu yeni manzarasiyle beni kendisine bağlıyan terkibi de bozulmuyor,hüviyetimi değiştiriyordu...Ona karşı tecessüsüm tazelendi...Gitmek istiyordum...İçimde onun uyandırdığı korkuyu bastıran yeni bir iklim doğdu...'
'...'Düşün ki her an ben değişiyorum,her an sen değişiyorsun,buna rağmen birbirimizi nasıl tanıyabiliyoruz? Bu kaçan benliklerimizi birbirimizde aramak tecessüsü olmasaydı bir saniye konuşabilir miydik? '...
Doğru görüş...Konuşmak benlikler arasında bir saklambaç oynuyor...'
'...sana bir vazife fikriyle bağlanamam...Hislerime gelince onlara güvenilmez...Fakat dikkat et ki,gene en güvenilecek insan,bunu söyleyebilendir...Buna rağmen güvenme...'
'Bir başyapıt: Bu mutlak geçerliliği içinde gerçeklik hakkında verilmiş kusursuz ve tam bir yargıdır ve bu yargının değeri,manevi olanla karşılıklı ilişki içinde insan kişiliğini ne kadar kapsamlı ifade etmeyi başarmış olmasıyla ölçülür...
Böyle büyük bir sanat eseri hakkında konuşmak ne kadar da zordur! Hiç şüphesiz,bir başyapıtı diğer çalışmalar yığınından çekip çıkarmamıza yarayan son derece genel bir uyum duygusu dışında başka bazı kesin ölçütler de vardır...Ayrıca bir sanat eserinin değeri onu algılayanlara göre de değişebilir...Genelde bir sanat eserinin taşıdığı önemin,insanların bu esere gösterdikleri tepkiyle,eser ile toplum arasında oluşan ilişkiyle ölçülebileceği sanılır...En genel anlamıyla bu doğrudur...Garip olan,yalnızca,böyle bir durumda sanat eserinin onu algılayanlara tümüyle bağımlı kılınması,bu algılayıcının eseri hem bir bütün olarak dünyaya hem de insanın varolan bireyselliğine bağlayan şeyi bulmayı becerip beceremeyeceğine bağımlı kılınması ve bu arada bizzat bu bireyselliğin,insanın gerçeklikle olan ilişkisinin bir ürünü olduğunun unutulmasıdır...Goethe bir kitap okumak bir kitap yazmak kadar zordur derken derken son derece haklıydı...Bir insan,verdiği kararların,yaptığı değerlendirmelerin nesnel olduğunu hiçbir zaman ileri süremez...Bir kararın en görece nesnel olma olasılığı bile yorum çeşitliliğine bağlıdır...Şayet bir sanat eseri,kitlelerin,çoğunluğun gözünde hiyerarşik bir değerlilik kazanırsa bu,genelde rastlantısal bir durumun,örneğin eserin,yorumcuları açısından şanslı olmasının bir sonucudur...Ayrıca bir insanın estetik beğenisi de sanat eserinden çok o insanın kendisi hakkında ipuçları verir...'
'...nereye gidiyorlar peki? Bilmemek iyi...Gayeden nefret...Esasen onları heyecanlandıran ve ihsaslarının hür oyunu içinde coşturan da bu: Gayeden nefret...İhtiraslarımızı ekseriya tatsız bir nizama sokan ve bir manga yürüyüşünün yeknesaklığı içinde,boş bir vehme doğru adım adım götüren bu gaiyetten arasıra kaçmak lazım...Samimi ve hakiki ve dinamik yaşamak budur gibi geliyor onlara...'
'...telefonu kapadım ve düşündüm...Çok değişmiş...Sesinin bu yeni ifadesi hiç sun'i değildi ve şahsiyetinin bu yeni manzarasiyle beni kendisine bağlıyan terkibi de bozulmuyor,hüviyetimi değiştiriyordu...Ona karşı tecessüsüm tazelendi...Gitmek istiyordum...İçimde onun uyandırdığı korkuyu bastıran yeni bir iklim doğdu...'
'...'Düşün ki her an ben değişiyorum,her an sen değişiyorsun,buna rağmen birbirimizi nasıl tanıyabiliyoruz? Bu kaçan benliklerimizi birbirimizde aramak tecessüsü olmasaydı bir saniye konuşabilir miydik? '...
Doğru görüş...Konuşmak benlikler arasında bir saklambaç oynuyor...'
'...biz kendi kendimizle bir fikirde,bir histe olduğumuzdan bile daima emin değiliz; ya iki kişi olunca ne yapacağız? '
flying condor...
-Bunu hiç anlamadım...
-Müzik bu...
-Gömleğini yırttığın ve canlı fare yediğin bir elektronik grubu müzik değildir...
-O konserin tamamını sattık...
-Ve ona bir konser deme...Heifetz Carneige Hall'da bir konserdir...
-Buraya beni dövmeye mi geldin?
-Ben bir zeytin dalı uzatmaya geldim...
-Zeytin dalı? Nedir bu,İsrail Parlamentosu mu? Ben senin oğlunum...İkimiz de orijinal bir şey yapmak istiyoruz...Sen filminle,bense canlı fareyle...
'...sana bir vazife fikriyle bağlanamam...Hislerime gelince onlara güvenilmez...Fakat dikkat et ki,gene en güvenilecek insan,bunu söyleyebilendir...Buna rağmen güvenme...'
'Bir başyapıt: Bu mutlak geçerliliği içinde gerçeklik hakkında verilmiş kusursuz ve tam bir yargıdır ve bu yargının değeri,manevi olanla karşılıklı ilişki içinde insan kişiliğini ne kadar kapsamlı ifade etmeyi başarmış olmasıyla ölçülür...
Böyle büyük bir sanat eseri hakkında konuşmak ne kadar da zordur! Hiç şüphesiz,bir başyapıtı diğer çalışmalar yığınından çekip çıkarmamıza yarayan son derece genel bir uyum duygusu dışında başka bazı kesin ölçütler de vardır...Ayrıca bir sanat eserinin değeri onu algılayanlara göre de değişebilir...Genelde bir sanat eserinin taşıdığı önemin,insanların bu esere gösterdikleri tepkiyle,eser ile toplum arasında oluşan ilişkiyle ölçülebileceği sanılır...En genel anlamıyla bu doğrudur...Garip olan,yalnızca,böyle bir durumda sanat eserinin onu algılayanlara tümüyle bağımlı kılınması,bu algılayıcının eseri hem bir bütün olarak dünyaya hem de insanın varolan bireyselliğine bağlayan şeyi bulmayı becerip beceremeyeceğine bağımlı kılınması ve bu arada bizzat bu bireyselliğin,insanın gerçeklikle olan ilişkisinin bir ürünü olduğunun unutulmasıdır...Goethe bir kitap okumak bir kitap yazmak kadar zordur derken derken son derece haklıydı...Bir insan,verdiği kararların,yaptığı değerlendirmelerin nesnel olduğunu hiçbir zaman ileri süremez...Bir kararın en görece nesnel olma olasılığı bile yorum çeşitliliğine bağlıdır...Şayet bir sanat eseri,kitlelerin,çoğunluğun gözünde hiyerarşik bir değerlilik kazanırsa bu,genelde rastlantısal bir durumun,örneğin eserin,yorumcuları açısından şanslı olmasının bir sonucudur...Ayrıca bir insanın estetik beğenisi de sanat eserinden çok o insanın kendisi hakkında ipuçları verir...'
Matrix'in ilk filminde Cypher Matrix'e girer,ajan Smith'le anlaşma yapar...
Peki Matrix'e tek başına nasıl girdi?
Di mi?
'...işte facia orada,anlıyorsunuz değil mi? Facia orada,facia orada...'
'...nereye gidiyorlar peki? Bilmemek iyi...Gayeden nefret...Esasen onları heyecanlandıran ve ihsaslarının hür oyunu içinde coşturan da bu: Gayeden nefret...İhtiraslarımızı ekseriya tatsız bir nizama sokan ve bir manga yürüyüşünün yeknesaklığı içinde,boş bir vehme doğru adım adım götüren bu gaiyetten arasıra kaçmak lazım...Samimi ve hakiki ve dinamik yaşamak budur gibi geliyor onlara...'