'...ve Swann,bu anılan saadet karşısında hareketsiz duran bir bedbaht gördü,buna acıdı çünkü derhal tanıyamadı,o kadar ki yaşla dolu oldukları görülmesin diye gözlerini yere indirdi...Bu bizzat kendisiydi...'
'-Korkmayınız...Ben bazen çok zevzeğim,hiç bir şey gizlemem,anlatarak tekrar yaşamanın zevkiyle her şeyimi söylerim,kendimi tutamam; fakat hayatımın esaslı meselelerinde kendime ihanet etmedim...Bilirim ki bu noktada bir yanlış adım beni mahveder...Çünkü ben küçüktenberi hayatını tek başına yapmış bir insanım...'
'...bu gelişin,ve bizim şimdi burada,bu vakit,bu konuşuşumuz da hoşuma gitmiyor...Mümkün olduğu kadar az vak'ası olan kitap ve hayat istiyorum...Napoleon niçin gülünçtür? Macera,ihtiraslarımızın en kaba görünüşü değil midir? '
'...apartmandan çıkınca,tenha ve geniş caddede yapayalnız,ağır ve sakin adımlarla yürüyordum; gecenin o saatinde bomboş kaldırımlar beni kendime daha çok yakınlaştıracakları halde,şahsiyetimin garip bir tarzda parçalanmasına ve dağılmasına sebep oluyor gibiydiler...Adeta kim olduğumu,ne yaptığımı ve ne istediğimi anlamıyordum...Etrafımı saran boşluk ve sessizlik birdenbire en derin varlığıma ve ruhumun halvetlerine kadar işledi,biraz evvelki mülakattan kalan hatıralarımı bile bastırdı...Hiç bir şey düşünmeden epey yürüdüm...Ertesi günkü işlerime ait maddi ve basit bir iki fikirden başka aklıma hiç bir şey gelmiyordu...'
'...o akşam,Madam des Laumes kocasına: 'Şu biçare Charles,dedi,daima sevimli,fakat bedbaht bir hali var...Bugünlerde yemeğe geleceğini vadettiği için kendisini göreceksiniz...Esasen böyle zeki bir adamın o neviden ve hiç de enteresan olmayan -çünkü aptal olduğunu söylüyorlar- bir kadın için ıstırap çekmesini gülünç buluyorum' diye zeki bir adamın ancak zahmetine değen bir kadın tarafından bedbaht edilmesi lazım geldiğini düşünen hiç aşık olmamış olanlara has hikmetle ilave etti; bu adeta virgül basili kadar küçük bir mahluk yüzünden koleranın ıstırabını çekmek tenezzülüne hayret etmek gibi bir şeydi...'
'...söylediğine göre,bunu daha önce ben de duymuş ve okumuştum...İspanya'da Malaga mı ne,şarap adına benzeyen adlı olağanüstü bir ada varmış...Havası yalnız göğüs hastalıklarını değil,gerçek veremlileri bile iyileştiriyormuş...Tabi oraya ancak yüksek tabakadan kimseler ya da zengin tüccarlar gidebiliyor...Ah İspanya'nın sihirli Elhambrası,mersin,limon ağaçları,katırlara binen İspanyollar! Şair ruhlu bir insanı büyülemek için bunlar yeter! '
'...ve Swann,bu anılan saadet karşısında hareketsiz duran bir bedbaht gördü,buna acıdı çünkü derhal tanıyamadı,o kadar ki yaşla dolu oldukları görülmesin diye gözlerini yere indirdi...Bu bizzat kendisiydi...'
'...mutluluğun en güzel ifadesi susmaktır...Ne kadar mutlu olduğunu anlatıp duran insan,çok da mutlu olamaz...'
'...o alemler uzaklaşıyor artık...Henüz karakterini anlıyamadığım yeni bir devre giriyoruz...'
'-Korkmayınız...Ben bazen çok zevzeğim,hiç bir şey gizlemem,anlatarak tekrar yaşamanın zevkiyle her şeyimi söylerim,kendimi tutamam; fakat hayatımın esaslı meselelerinde kendime ihanet etmedim...Bilirim ki bu noktada bir yanlış adım beni mahveder...Çünkü ben küçüktenberi hayatını tek başına yapmış bir insanım...'
'...bu gelişin,ve bizim şimdi burada,bu vakit,bu konuşuşumuz da hoşuma gitmiyor...Mümkün olduğu kadar az vak'ası olan kitap ve hayat istiyorum...Napoleon niçin gülünçtür? Macera,ihtiraslarımızın en kaba görünüşü değil midir? '
'...karışık bir maneviyat ifşa eden yüzünün arızalı zemini ve sesi...'
'...ruhi bir takallüsle heyecanlarımın bütün menfezlerini tıkamağa ve içimde idarei örfiye ilan etmeğe çalışıyordum...'
'...apartmandan çıkınca,tenha ve geniş caddede yapayalnız,ağır ve sakin adımlarla yürüyordum; gecenin o saatinde bomboş kaldırımlar beni kendime daha çok yakınlaştıracakları halde,şahsiyetimin garip bir tarzda parçalanmasına ve dağılmasına sebep oluyor gibiydiler...Adeta kim olduğumu,ne yaptığımı ve ne istediğimi anlamıyordum...Etrafımı saran boşluk ve sessizlik birdenbire en derin varlığıma ve ruhumun halvetlerine kadar işledi,biraz evvelki mülakattan kalan hatıralarımı bile bastırdı...Hiç bir şey düşünmeden epey yürüdüm...Ertesi günkü işlerime ait maddi ve basit bir iki fikirden başka aklıma hiç bir şey gelmiyordu...'
'...o akşam,Madam des Laumes kocasına: 'Şu biçare Charles,dedi,daima sevimli,fakat bedbaht bir hali var...Bugünlerde yemeğe geleceğini vadettiği için kendisini göreceksiniz...Esasen böyle zeki bir adamın o neviden ve hiç de enteresan olmayan -çünkü aptal olduğunu söylüyorlar- bir kadın için ıstırap çekmesini gülünç buluyorum' diye zeki bir adamın ancak zahmetine değen bir kadın tarafından bedbaht edilmesi lazım geldiğini düşünen hiç aşık olmamış olanlara has hikmetle ilave etti; bu adeta virgül basili kadar küçük bir mahluk yüzünden koleranın ıstırabını çekmek tenezzülüne hayret etmek gibi bir şeydi...'
'...söylediğine göre,bunu daha önce ben de duymuş ve okumuştum...İspanya'da Malaga mı ne,şarap adına benzeyen adlı olağanüstü bir ada varmış...Havası yalnız göğüs hastalıklarını değil,gerçek veremlileri bile iyileştiriyormuş...Tabi oraya ancak yüksek tabakadan kimseler ya da zengin tüccarlar gidebiliyor...Ah İspanya'nın sihirli Elhambrası,mersin,limon ağaçları,katırlara binen İspanyollar! Şair ruhlu bir insanı büyülemek için bunlar yeter! '