'...fakat,konser tekrar başladı,Swann da programın bu yeni numarası bitmeden gidemeyeceğini anladı...Aşkının cahili oldukları ve bu aşkı bilseler bile ona alaka göstermek ve bir çocuklukmuş gibi gülümsemekten yahut bir çılgınlıkmış gibi kendisine acımaktan başka bir şey yapmak iktidarında bulunmadıkları için belahatleriyle gülünçlükleri kendisini büsbütün hayrete düşüren bu adamlar arasında hapsolup kalmaktan muztarip oluyor; bunlarca o aşk ona ancak kendisi için var olan,gerçekliği kendisine hiçbir harici şeyle teyidedilmeyen subjektif bir hal manzarası altında gösteriliyordu; o,Odette'in hiçbir zaman gelemeyeceği,hiç kimsenin,hiçbir şeyin Odette'i tanımadığı,Odette'in tamamiyle gayri mevcut olduğu bu yerde gurbetini idameden bilhassa,hatta musiki aletlerinin sesi kendisine bağırma hevesi verecek derecede,muztarip oluyordu...'
'-Şu ışıklar içinde görünüp kaybolan kadınlara bak! Ne derilerindeki beyazlık insan derisi beyazlığı,ne gözlerindeki siyahlık,insan gözü siyahlığı,ne dudaklarındaki kızıllık insan dudağı kızıllığıdır...Tabiatın eserleri hiç de bu sahne mahlukatı kadar güzel değil! Kırmızı,sarı,yeşil,siyah boyalar,renksiz etleri,çipil gözleri,soluk dudakları istihaleye uğratarak harap uzviyetlerden birer gençlik mucizesi vücuda getirmiş...Kim diyor ki kadın şimdi,eskisi gibi,yüzünü sımsıkı örtüler altında saklamıyor? Ya boya örtüleri? Bunların altında hakiki çehreyi hiç görmek kabil mi? Boyalar olmasa bilmem kadın ne yapacak?
-Kadın ne yapardı bilmem...Fakat boyalar olmasa bilmem ki göz nasıl boyanırdı? '
'...fakat,konser tekrar başladı,Swann da programın bu yeni numarası bitmeden gidemeyeceğini anladı...Aşkının cahili oldukları ve bu aşkı bilseler bile ona alaka göstermek ve bir çocuklukmuş gibi gülümsemekten yahut bir çılgınlıkmış gibi kendisine acımaktan başka bir şey yapmak iktidarında bulunmadıkları için belahatleriyle gülünçlükleri kendisini büsbütün hayrete düşüren bu adamlar arasında hapsolup kalmaktan muztarip oluyor; bunlarca o aşk ona ancak kendisi için var olan,gerçekliği kendisine hiçbir harici şeyle teyidedilmeyen subjektif bir hal manzarası altında gösteriliyordu; o,Odette'in hiçbir zaman gelemeyeceği,hiç kimsenin,hiçbir şeyin Odette'i tanımadığı,Odette'in tamamiyle gayri mevcut olduğu bu yerde gurbetini idameden bilhassa,hatta musiki aletlerinin sesi kendisine bağırma hevesi verecek derecede,muztarip oluyordu...'
'American Beauty' (1999)
Sam Mendes
'Magnolia' (1999)
Paul Thomas Anderson
Darius Khondji...
Delirtirssin...
21. varyasyon...
'North by Northwest' (1959)
Alfred Hitchcock
'...büyükannecim nasılsınız? Biz burada Wilhemm amcayla çalışıyoruz...'
'-Şu ışıklar içinde görünüp kaybolan kadınlara bak! Ne derilerindeki beyazlık insan derisi beyazlığı,ne gözlerindeki siyahlık,insan gözü siyahlığı,ne dudaklarındaki kızıllık insan dudağı kızıllığıdır...Tabiatın eserleri hiç de bu sahne mahlukatı kadar güzel değil! Kırmızı,sarı,yeşil,siyah boyalar,renksiz etleri,çipil gözleri,soluk dudakları istihaleye uğratarak harap uzviyetlerden birer gençlik mucizesi vücuda getirmiş...Kim diyor ki kadın şimdi,eskisi gibi,yüzünü sımsıkı örtüler altında saklamıyor? Ya boya örtüleri? Bunların altında hakiki çehreyi hiç görmek kabil mi? Boyalar olmasa bilmem kadın ne yapacak?
-Kadın ne yapardı bilmem...Fakat boyalar olmasa bilmem ki göz nasıl boyanırdı? '
'...yüzünün temiz ve beyaz taşı üstünde iri damlalar yuvarlamağa başladı...Böyle buruşuksuz bir ağlayış ilk defa görüyordum...'