'...onu avutmak,içini rahatlatmak için,aradığı sözcükleri derhal bulmak için kendini zorlamaması gerektiğini anlattım,çünkü böyle durumlarda en yüce bilginler çok karmaşık gelen şeyleri kafalarının bir köşesine yerleştirirlerdi,kendi kendilerine yalınlaşsınlar diye...'
'...şimdi burada kendi kendimi çözümlüyorum ya,bir kuşku düşüyor içime: Yoksa ben sigaraya kendi yeteneksizliğimin ayıbını yükleyebilmek için mi öylesine tutkundum? Acaba sigara alışkanlığımdan vazgeçsem o umduğum güçlü,üstün adam olur muydum? Belki beni tirayakiliğime zincirleyen de o kuşku olmuştur,çünkü insanın kendisini gizli kalmış bir büyük adam sanması rahat bir yaşam biçimidir...Ben bu savı gençliğimdeki zayıflığımı açıklayabilmek için ileri sürüyorum,gel gelelim buna kesinlikle inandığımı söyleyemem...Şimdi ihtiyarladım,kimsenin benden bir şey beklediği yok,ama yine de sigara ile sigarayı bırakma kararı arsında mekik dokuyorum...O kararların bugün ne anlamı var ki? Acaba Goldoni'nin anlattığı o sağlık meraklısı ihtiyar gibi,ömrümü illetli geçirdikten sonra sağlıklı ölmek mi istediğim? '
'...'böyle saçmalar söyleyen bir ümmi ile münakaşaya girişmek benim için doğrusu fazla bir alicenaplık! ' diyordum ve Françoise hakkında bu hükmü verirken,felsefi bir murakebe anının objektifliği esnasında pek aşağı gördükleri insanları,hayatın adi sahnelerinden birinde bizzat taklid edecekleri muhakkak olan kimselerin görüş tarzını benimsemiş oluyordum...'
'...Madmazel Vinteuil,dostu hakkında böyle düşünürken,başkalarına verdikleri keder ve ıstıraplara hiç aldırış etmeyenlerin hayatta pek çok olduğunu ve bunların hareketlerinde zalimliğin korkunç ve daimi şeklinden başka birşey görülemeyeceğini anlayabilseydi,belki de,kötülülk denilen şeyi,insanın arasıra kendi benliğinden kurtulup kafasını dinlemek için sığındığı nadir ve fevkalade bir hal telakki etmekten vazgeçerdi...'
'...ince hisli ve terbiyeli insanlar,ikram ve iltifat ettikleri kimseyi minnet altında bırakmamak için sırf bir nezaket eseri olarak asıl minnet altında kalanın kendileri olduğunu söylerler; fakat,buna ne kendileri inanırlar,ne de karşılarındakinin inandığını isterler...'
'...Ah Renee,yalnızlık içinde ruhu kemiren bir düşünce insanı kendini öldürmeye sürükleyebilir...'
'...onu avutmak,içini rahatlatmak için,aradığı sözcükleri derhal bulmak için kendini zorlamaması gerektiğini anlattım,çünkü böyle durumlarda en yüce bilginler çok karmaşık gelen şeyleri kafalarının bir köşesine yerleştirirlerdi,kendi kendilerine yalınlaşsınlar diye...'
'...şimdi burada kendi kendimi çözümlüyorum ya,bir kuşku düşüyor içime: Yoksa ben sigaraya kendi yeteneksizliğimin ayıbını yükleyebilmek için mi öylesine tutkundum? Acaba sigara alışkanlığımdan vazgeçsem o umduğum güçlü,üstün adam olur muydum? Belki beni tirayakiliğime zincirleyen de o kuşku olmuştur,çünkü insanın kendisini gizli kalmış bir büyük adam sanması rahat bir yaşam biçimidir...Ben bu savı gençliğimdeki zayıflığımı açıklayabilmek için ileri sürüyorum,gel gelelim buna kesinlikle inandığımı söyleyemem...Şimdi ihtiyarladım,kimsenin benden bir şey beklediği yok,ama yine de sigara ile sigarayı bırakma kararı arsında mekik dokuyorum...O kararların bugün ne anlamı var ki? Acaba Goldoni'nin anlattığı o sağlık meraklısı ihtiyar gibi,ömrümü illetli geçirdikten sonra sağlıklı ölmek mi istediğim? '
'...mallarının nefasetini haykırarak dolaşan bir satıcıya benziyordu bence...'
sine-i suzanıma ahım yeter
ye'sime feryad-i cengahım yeter
-Ne söyleyeyim efendimiz...
'...'böyle saçmalar söyleyen bir ümmi ile münakaşaya girişmek benim için doğrusu fazla bir alicenaplık! ' diyordum ve Françoise hakkında bu hükmü verirken,felsefi bir murakebe anının objektifliği esnasında pek aşağı gördükleri insanları,hayatın adi sahnelerinden birinde bizzat taklid edecekleri muhakkak olan kimselerin görüş tarzını benimsemiş oluyordum...'
bknz: ne dedin sen,ne dedin sen
'...Madmazel Vinteuil,dostu hakkında böyle düşünürken,başkalarına verdikleri keder ve ıstıraplara hiç aldırış etmeyenlerin hayatta pek çok olduğunu ve bunların hareketlerinde zalimliğin korkunç ve daimi şeklinden başka birşey görülemeyeceğini anlayabilseydi,belki de,kötülülk denilen şeyi,insanın arasıra kendi benliğinden kurtulup kafasını dinlemek için sığındığı nadir ve fevkalade bir hal telakki etmekten vazgeçerdi...'
'...ince hisli ve terbiyeli insanlar,ikram ve iltifat ettikleri kimseyi minnet altında bırakmamak için sırf bir nezaket eseri olarak asıl minnet altında kalanın kendileri olduğunu söylerler; fakat,buna ne kendileri inanırlar,ne de karşılarındakinin inandığını isterler...'