'...biraz önce onun gönlünü kıracak,onu incitecek,ona beni unutturmayacak bir şey yapmadığıma şimdi esef ediyordum...Onu,şu anda,o kadar güzel bulmağa başlamıştım ki hemen geriye dönüp,bahçenin parmaklıkları arasında,ona,omuzlarımı silkerek şöyle bağırmak istiyordum: 'Sizi ne kadar çirkin,ne kadar kaba buluyorum,bilseniz! Sizden tiksiniyorum! ' Bununla beraber,hiçbir şey yapamadan,hiçbir karar veremeden uzaklaştım...Fakat,bir takım kat'i ve tabii kanunlara göre benim gibi çocuklar için erişilmesi imkansız saadetlerin ilk örneği olarak elinde bir bahçe küreğiyle gülümseyen ve bana ifadesiz,sinsi gözlerle uzun uzun bakan derisi pembe çilli ve kızıl saçlı bir kızın hayalini,ölünceye kadar içimde taşımak şartiyle beraberimde alıp götürüyordum...'
memory...
-Biz de tam düşünüyorduk...
bu yönetmeni hep merak ederdim,hiç filmini bulamamıştım...
dün ilk defa bi filmini izledim...
'Young Mr. Lincoln'
şaşırdım doğrusu...bressonu hatırlatan bir ruhi dinginlik ve olgunluk...teknik olarak da her yönden başarılı bir film...
Siyah gözde bin keder
Pınarlarda inciler
Solan dudak ah eder
Elem dolu geceler
Siyah gözler gülmeli
Aşıka sır vermeli
Sevmeli ah sevmeli
Buse dolu geceler
Aşkı tek bilensin sen
Sinede alevsin sen
Bilinmez kiminsin sen
Şüphe dolu geceler
'...biraz önce onun gönlünü kıracak,onu incitecek,ona beni unutturmayacak bir şey yapmadığıma şimdi esef ediyordum...Onu,şu anda,o kadar güzel bulmağa başlamıştım ki hemen geriye dönüp,bahçenin parmaklıkları arasında,ona,omuzlarımı silkerek şöyle bağırmak istiyordum: 'Sizi ne kadar çirkin,ne kadar kaba buluyorum,bilseniz! Sizden tiksiniyorum! ' Bununla beraber,hiçbir şey yapamadan,hiçbir karar veremeden uzaklaştım...Fakat,bir takım kat'i ve tabii kanunlara göre benim gibi çocuklar için erişilmesi imkansız saadetlerin ilk örneği olarak elinde bir bahçe küreğiyle gülümseyen ve bana ifadesiz,sinsi gözlerle uzun uzun bakan derisi pembe çilli ve kızıl saçlı bir kızın hayalini,ölünceye kadar içimde taşımak şartiyle beraberimde alıp götürüyordum...'
-Onunla olmak sigara içmek gibi bir şey...Ne onsuz olabiliyorsun ne de onlu...
'Scent of a Woman' (1992)
Martin Brest
'The 400 Blows' (1959)
François Truffaut
'Ne kerih neşe! '
'Heaven, I'm in heaven
And my heart beats so that I can hardly speak...'
bknz: büyük lokma ye ama büyük söz konuşma