Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Tuna Kıpçak
Tuna Kıpçak

hangi yeryüzü gökyüzüne bakmaz; ve sanılıyor mu ki, gökyüzü de yeryüzüne meftun değildir... manası; allah matematik olarak da inkar edilemez...

  • dünyanın en güzeli olsan bile nafile26.04.2026 - 22:55

  • kendini bilmek26.04.2026 - 18:49

  • kürt tarihi26.04.2026 - 18:41

  • garipsemek25.04.2026 - 04:50

  • bahar yorgunluğu25.04.2026 - 04:48

    erguvan

    amor;
    m
    o
    r,

    diye bir olgu var batının lisanında
    ve karartma altında asırlardır,
    yine batının kendi kancıklığında…

    peki o halde,
    artık söndürün ışıkları doğuda da madem,
    ki içimden geçen radyasyon,
    kalbimi röntgenliyor...

    ve yahuda ağacı astım,
    kalbimin yedi stent takılmış kollarına,

    /bir kelebeğin ömrü kadardı;
    sabırsız ve güzel erguvanın baharda,
    yapraklanmadan çiçeklenmesi
    ve sığdırabilirdi esrarlı demleri
    o kısa ve büyülü zamana/

    bir parantezli iç ses daha işte,

    ve o erguvan ağacının,
    mor salkımları kadar,
    koyuydu göz halkalarım
    yokluğunda…


    o halde;
    asıyorum kalbimi
    ben de zamansız,
    a/mor/a çalan dallarına
    ve erguvan tebessümüne,
    aşkta üstadım senin…

    ki kısa,
    çabuk ve hareketli,
    aceleci, sabrı kıt,
    fakat görkemli ve heybetli,
    ve ahir zaman baharı gibi,
    hemen geçmek üzre
    bilirsin erguvan zamanı…
    ah

  • sebepsiz ayrılık25.04.2026 - 04:46

    ayrılık;
    yavaş adımlarla,
    hızlı bir aşkın fren izlerini
    takip etmekte…

    oysa yaşam,
    parmak izi bırakmadan
    eldivenlerini çıkarıyor
    maktulüne tepeden bakarak

    ve zaman durdu al işte;

    bıktık artık, usandı millet, tiksindi insanlık,
    bu altı oka hainlik eden kemalistlerden,
    ruhu sömürgecilerde rehin mütedeyyinlerden ve
    genleri ipotekli devrimcilerden,
    tiyanşan kaçkınlarından
    ve bilumum kurtarıcılık konforperestlerinden…
    ah

  • nur25.04.2026 - 03:13

  • ülkücü24.04.2026 - 23:48

  • geçmişe takılı kalmak24.04.2026 - 23:42

  • öteleme24.04.2026 - 20:31

    ki benim ötelediklerimse
    uslu durmuyordu daim,
    soytarı ve günübirlik akan,
    bu sokak kumpanyalı cemiyet denen sirkin,
    beyhudeliklerinde düşe kalka,
    bulanmıştık bir kere kırmızısına
    arsız muhabbetin…