* Yaktım Gemileri İstanbul

Fatma Doğan
281

ŞİİR


11

TAKİPÇİ

* Yaktım Gemileri İstanbul

YAKTIM GEMİLERİ İSTANBUL
Yaktım gemileri bir İstanbul sabahı
Gün henüz terliyordu sabi bıyıklarımda
Ve telaşlı adımlar seğiriyordu Arnavut kaldırımların şakağında
İyot kokulu…denizi bastıkça….

Burnuma çektim üç vakti
Geçmiş zaten geçmişti bu yoldan
Şimdi de zaten geçip gidiyordu bu yoldan ivedi ivedi
Gelecek gelecek miydi gelmeyecek mi belli değil !
Ama Zaman…
Boynunda üçgen muskasıyla
Bir ayet kadar yunus kokuyordu bana…
Bir okyanus kadar tuz ve nun….

Şafağın türküsü geçiyordu aklımdan
Ayağında körüklü çizmesi
Başında sekiz köşeli kasketi
kırık sazı ile omuzunda
Saçlarıma yağıyordu diyemediği onlarca halin sözü
Hangi milattan önceden kalma ayazmadan akıyor
bu gürül gürül yalnızlık bilmiyorum
davul zurnanın sesini kısan bu zil zurna melankolik ıslık…
Sırtıma yosun kokulu kızıl bir ıslaklık sıvayıp eliyle
Ve süzüp alnımın terini
Damla damla….
Mayıslardan…
O söylüyor ben dinliyordum
Söylediği her türlü çakır türküyü

Yaktım gemileri bir İstanbul sabahı
Gün gözlerini ovalıyordu uykudan henüz kalkmış
Kelli felli cevaplar üşüşmüş kel başıma
Yaz telaşında martılar ve martlar…
Yeni çiçeklenmiş yedi tepeli şehrin yırtmaçlı etekleri ….
sur diplerinde kış uykusunda horlamakta uyuşuk sorular…
Böyle zıt ve aymaz bir dilemma bendeki hal
Bir yakam Anadolu da yaz bir yanım Avrupa da yoz
Bir yanım yanık türkü bir yanım Şedit harp
Hangi yüzyıldan kalma bu kahrolası ütopik çelişki….

Burnuma çektim üç vakti
Geçmiş, zaten geçmişti bu yoldan…
Çerini çöpünü bırakıp içimde.
Şimdi ise zaten …
Geçip gidiyordu kirli ellerini sürmek için ruhumun aynasına.
Gelecek!
Gelecek mi gelmeyecek mi belli değil
Ayağının tozuyla…
Zaman boynunda zümrüt muskasıyla
Bir Yusuf kadar… iffet kokutuyordu zindanlarımı
Bir okyanus kadar Musa ve Asiye!

Yaktım gemileri bir İstanbul sabahı
Ruhumda esirikli bir yel
Ve iyot soluklu bir evvel
Genzime çektim şafağın nefesini
Soluğum durana kadar …
Gün şakağımdan damlıyordu denize…
Adımlarım eriyordu Arnavut kaldırımlarda
Tuz gibi yaka yaka, buz gibi üşüte üşüte
Ben birikip birikip çoğaltıyordum kendimi
Sonra ateşe verip vaktin iki yanını andedilmiş zamandan sıyırıp

Yaktım gemileri bir İstanbul sabahı… bir bir
Burnuma çektim dualarla tövbeleri
Gün henüz terliyordu kaytan bıyıklarımda
Ve telaşlı adımlar seğiriyordu Arnavut kaldırımların şakağında
İyot kokulu...denizi bastıkça
Ben ikiye bölüyordum zihnimin kıtalarını
Bir yanım güneş bir yanım ay
Yaman bir dilemma bendeki hal

Şafak kızın türküsü geçiyordu aklımın taş köprüsünden
Başında al yazması
Ayağında halhalı
Omuzunda dert dolu testisiyle
Saçlarıma yağıyordu aşk sazının diyemediği sızısı
Hangi milattan önceden kalma ayazmadan akıyor
Bu gürül gürül sevda bilmiyorum
Davul zurnanın sesini kısan bu kör kütük aşık ıslık…
Sırtıma seher kokulu bir yağmur sıvayıp eliyle
Ve süzüp alnımın terini
Damla damla….
Temmuzlardan…
O söylüyor ben dinliyorum
Söylemediği her türlü bakir türküyü
O yakıyor türkü türkü ruhumu
Ben yakıyorum…
Bir istanbul sabahı gemileri …
Kendime küsüp
Fatma doğan
11. 07.2026 istanbul

Fatma Doğan
Kayıt Tarihi : 14.07.2026 11:06:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!