akşamdı
beyoğlu'nun yorgun ışıkları
ıslak kaldırımlara düşüyordu
tramvay geçti
demirden bir hüzün bırakarak geçti
galata'nın taşları
günün son sigarasını içen ihtiyarlar gibi suskundu
deniz uzakta
karanlık bir rakı kadehinin dibinde unutulmuş
eski bir hatıraya benziyordu
seni gördüm
bir adamın omzuna yaslanmış yürüyordun
birden
içimde yıllardır sürgünde yaşayan bütün kuşlar
kanatlandı
göğsümde eski bir yangın
yeniden alev aldı
adamın yüzü
uzun kışlardan çıkmış şehirler gibiydi
soğuk
kederli
ve biraz da yenilmiş
insan bakınca
kapanmış sınır kapılarını
terk edilmiş evleri
sabaha kadar süren ayrılıkları hatırlıyordu
siz yürüyordunuz
ben kaldırımın öte yanında
bir ömür kadar uzakta
oysa aramızda
yalnızca birkaç adım vardı
işte o gece öğrendim
mesafeler metrelerle ölçülmezmiş
bazı ayrılıklar
bir bakış kadar kısa
bir ömür kadar uzun olurmuş
merak ettim
hangi rüzgâr götürdü seni benden
hangi aşk sana çok benziyordu
hangi fırtına
hangi yorgunluk
hangi yenilgi
seni benden çaldı
çünkü insan sevdiği kadını kaybedince
önce kaderden şüphe eder
sonra kendinden
elimde birkaç kırmızı gül vardı
çiçekçiler kapanıyordu
ağaçlar son yaprağını döküyordu
meyhanelerde ilk kadehler kalkıyordu
bir yerlerde bir keman ağlıyordu belki
bir yerlerde bir gemi düdüğü
geceyi ikiye bölüyordu
güller avuçlarımda eğildi
sanki senden önce anlamışlardı her şeyi
ve ben o an fark ettim
çiçekler de ölürmüş
en çok da beklerken
adını söylemek istedim
olmadı
sesim
Galata'nın taş duvarlarına çarpıp geri döndü
çünkü bazı kelimeler vardır
geç kalır
bazı insanlar vardır
erken gider
ve hayat
ikisini bir araya getirmeyi nedense hiç beceremez
gece büyüdü
deniz büyüdü
yalnızlık büyüdü
İstanbul büyüdü
bir vitrinin karanlık camında
kendi yüzümü gördüm
orada
gençliğim vardı
sana inandığım günler vardı
geleceğe yazılmış çocukça mektuplar vardı
ve yarım kalmış bütün baharlar
meğer
ağaçlardan önce
umutlar dökülürmüş
meğer
en erken sararan şey
insanın kalbiymiş
şimdi ben
Karaköy rıhtımında unutulmuş bir gemiyim
halatları çözülmüş
rotası silinmiş
kaptanı çoktan gitmiş
geceleri yalnızca paslanan demirlerini dinleyen
eski bir gemi
uzaktan ışıklar görünüyor hâlâ
gemiler geçiyor
şehir yaşıyor
sabaha kadar şarkılar söyleniyor
ama bazı limanlar vardır
bir kez terk edilir
bir daha hiçbir gemi dönmez
ve insan
beklemekten değil
dönecek sandığı şeyin
çoktan kaybolduğunu anladığı zaman
üşür
hem de bütün mevsimlerde
Kayıt Tarihi : 14.07.2026 11:20:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!