ve hülasa velev ki yoksam, taburculuk sonrasında günlerdir yanında yörende ve bugün de, üzülme e mi üzülme, zaten nicedir sadece çile çektirip, çağrına mütereddit halimle, vicdanını işgal altında tutuyordum…
kafesinden salıverilmiş bir güvercinin hürriyeti kadar ellerinde artık sana tahmil ettiklerimden azatlığın,
bir uçuk turunç güle benzer o yüzün, yakışır mı o gece gözlere hiç hüzün, eğme öyle başını yetimce ve küskün, bir nilüfer gibi açsın durgunluğuma gülüşün, ki sen bildiğim tek elbistan türküsüsün…
kalbe doğan ve yok saydığımız, yakındaki hasretliğin malumuyla, ve içimize akan göz yaşlarıyla geçiyorken zahiri zorlayan günlerimiz, ve göz pınarlarımızdan sızan kor olmuş tek tük nemlere rağmen, içimizde taşıdığımız bu gönül ferahlığı, vuslatmış meğer yarınlardan önce yarına;
çift kişilik hatme halkamızda baş başayız aklımın ütopyasında… yakılmış bir ağıtın mavi dumanı göğe yükselirken durduğumuz divan huzuru, er geç yine bizi bulacak diyorum kendime,
parmaklarım, erdemli parmaklarım yazmaktan, gün/ah/a bulandılar kaç zamandır rabıta yoksunluğundan; sınır dışı edilmiş kelimelere sığınıp, itirafçı bir şiirin ilmeği boynumda, ellerim, ki kemikli örtüsüne baktım, ha benim ha senin ellerinle, yokluğunun şehrine şiirler yazdım,
bir film tavsiyesi...
https://www.hdfilmizle.so/venedik-taciri-izle/
https://youtube.com/shorts/IqKOvzUHPRE?si=q6KCYEZkxXp-tu7z
divan
ve hülasa velev ki yoksam,
taburculuk sonrasında günlerdir
yanında yörende ve bugün de,
üzülme e mi üzülme,
zaten nicedir sadece çile çektirip,
çağrına mütereddit halimle,
vicdanını işgal altında tutuyordum…
kafesinden salıverilmiş bir güvercinin
hürriyeti kadar ellerinde artık
sana tahmil ettiklerimden azatlığın,
bir uçuk turunç güle benzer o yüzün,
yakışır mı o gece gözlere hiç hüzün,
eğme öyle başını yetimce ve küskün,
bir nilüfer gibi açsın durgunluğuma gülüşün,
ki sen bildiğim tek elbistan türküsüsün…
kalbe doğan ve yok saydığımız,
yakındaki hasretliğin malumuyla,
ve içimize akan göz yaşlarıyla geçiyorken
zahiri zorlayan günlerimiz,
ve göz pınarlarımızdan sızan
kor olmuş tek tük nemlere rağmen,
içimizde taşıdığımız bu gönül ferahlığı,
vuslatmış meğer yarınlardan önce yarına;
çift kişilik hatme halkamızda baş başayız
aklımın ütopyasında…
yakılmış bir ağıtın mavi dumanı
göğe yükselirken durduğumuz
divan huzuru, er geç yine
bizi bulacak diyorum kendime,
parmaklarım,
erdemli parmaklarım yazmaktan,
gün/ah/a bulandılar kaç zamandır
rabıta yoksunluğundan;
sınır dışı edilmiş kelimelere sığınıp,
itirafçı bir şiirin ilmeği boynumda,
ellerim, ki kemikli örtüsüne baktım,
ha benim ha senin ellerinle,
yokluğunun şehrine şiirler yazdım,