Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Tuna Kıpçak
Tuna Kıpçak

hangi yeryüzü gökyüzüne bakmaz; ve sanılıyor mu ki, gökyüzü de yeryüzüne meftun değildir... manası; allah matematik olarak da inkar edilemez...

  • erol sayan03.05.2026 - 22:40

  • soyutlanmış03.05.2026 - 22:24

    soyut bir eserde, sanatkârdan izahat istemek; eserin musallasıdır...

  • Şem ve Pervâne03.05.2026 - 22:20

  • Kötü söyleme eşine, ağu katar-aşına.03.05.2026 - 22:11

  • gecenin tenhasına bir söz bırak03.05.2026 - 20:48

  • şairlerin atatürk'e benzeyen özellikleri03.05.2026 - 20:46

  • necip fazıl kısakürek03.05.2026 - 20:40

    https://www.youtube.com/shorts/ca-z-IYok7c

  • soramadığın soru03.05.2026 - 20:31

    ...insan; doğduğu yere mi, yoksa seçtiği tarafa mı aittir...?

    https://youtube.com/shorts/9BbSkeo1KBg?si=6IEWr6w8L5SLdiiT

  • naftalin kokulu şarkılar03.05.2026 - 18:35

    uşşak

    ve yürüdüm takalar boyu,
    içine balıkların takıldığı,
    ağ ağ örülmüş kıyıların içinden geçtim;
    çırpın, çırpın çırpınarak...
    ki takvimleri didik didik eden martıyım,
    çözdüm düğümlerini gemicilerin,

    ve yürek ne zaman,
    ibrikten,
    bal şerbetli kahve köpüğünü,
    damla damla, yavaş yavaş
    usul usul,
    süzüm süzüm süzülerek içse…

    hayat;
    yüksekten engine inmek gibi,
    aklını yitirmiş bir şelale olup köpüre köpüre
    ve deli kudretli bir devinimle akarak,
    iç telaştan azade itminana kavuşup,
    temkin sahibi ve ağırbaşlı bir vakarla,
    sekinet buluyor…

    /ah kaçırma gözlerini benden
    bal köpüğü; sohbetini tattım bir defa
    ve kalbimde bir dolunay bakışıyla,
    yüzünün mehtabına giden yakamozun yolunda,
    iki turkuaz porselen kırdım…

    bu karanlık okyanus
    nihayet gözlerini açtı,
    /ah ayın on dördüm,
    affet…
    açlıkla terbiye oluyorum,
    ayyaş bir nefes gibi kokarak,

    sensizim,
    ve öyle görünüyor ki özlemiş olmalıyım…,
    bunca değersizlik hisli ve,
    kırık dökük sızım sızım,
    iç çekmelerimden belli,

    bu, /yeniden kavuşmaya itikadı bozuk dünyanın,
    sevda manastırında,
    yokluğunun kırbaçladığı bir besteyle,
    içime uşşâk makamında düşen şarkısın sen,
    neden anlamıyorsun…

  • bir bahar akşamı03.05.2026 - 18:09

    erguvan

    amor;
    m
    o
    r,

    diye bir olgu var batının lisanında
    ve karartma altında asırlardır,
    yine batının kendi kancıklığında…

    peki o halde,
    artık söndürün ışıkları doğuda da madem,
    ki içimden geçen radyasyon,
    kalbimi röntgenliyor...

    ve yahuda ağacı astım,
    kalbimin yedi stent takılmış kollarına,

    /bir kelebeğin ömrü kadardı;
    sabırsız ve güzel erguvanın baharda,
    yapraklanmadan çiçeklenmesi
    ve sığdırabilirdi esrarlı demleri
    o kısa ve büyülü zamana/

    bir parantezli iç ses daha işte,

    ve o erguvan ağacının,
    mor salkımları kadar,
    koyuydu göz halkalarım
    yokluğunda…


    o halde;
    asıyorum kalbimi
    ben de zamansız,
    a/mor/a çalan dallarına
    ve erguvan tebessümüne,
    aşkta üstadım senin…

    ki kısa,
    çabuk ve hareketli,
    aceleci, sabrı kıt,
    fakat görkemli ve heybetli,
    ve ahir zaman baharı gibi,
    hemen geçmek üzre
    bilirsin erguvan zamanı…
    ah