Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Tuna Kıpçak
Tuna Kıpçak

hangi yeryüzü gökyüzüne bakmaz; ve sanılıyor mu ki, gökyüzü de yeryüzüne meftun değildir... manası; allah matematik olarak da inkar edilemez...

  • Araf Zamanı01.05.2026 - 10:03

  • denklem01.05.2026 - 09:57

  • nedir bölümüne yabancı terim eklemek01.05.2026 - 09:48

  • derdimi ummana döktüm, asumana inledim01.05.2026 - 09:26

  • heyhat01.05.2026 - 09:07

  • yoldan önce arkadaşını, evden önce komşunu seç01.05.2026 - 08:54

  • menekşe01.05.2026 - 08:49

  • biz burada devrim yapıyoruz sinyorita01.05.2026 - 08:47

    emekçi

    küfürü hüner sayanların emmisi,
    beri gel sen de,
    tek sevdiğin babanla beraber can yücel,
    sevdiğim kadar sevilirim öyle mi,
    salağın en salağı,
    buysa hayat, bu hayatın yedi sülalesi,
    istanbulun ta yedi tepesi,

    ki dibi tutmuş bir kere
    akdeniz kokusunun dahi…
    çukulatadan beklene dursun seretonin,
    harman yerindeki yanık tenin
    yerini tutacak tarımsal/kırsal kalkınma,
    öyle mi…
    tabi tabi bekleyelim,
    sirkecideki han hamallarının sırtındaki,
    küfe ip izlerinin helali olan,
    ayran aşı kadar,
    içimize aş olacak ha;
    emekçilerin emekleri…

  • sacit onan01.05.2026 - 04:48



    ~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~

  • hayallerim, aşkım ve mönchengladbach01.05.2026 - 04:46

    erguvan

    amor;
    m
    o
    r,

    diye bir olgu var batının lisanında
    ve karartma altında asırlardır,
    yine batının kendi kancıklığında…

    peki o halde,
    artık söndürün ışıkları doğuda da madem,
    ki içimden geçen radyasyon,
    kalbimi röntgenliyor...

    ve yahuda ağacı astım,
    kalbimin yedi stent takılmış kollarına,

    /bir kelebeğin ömrü kadardı;
    sabırsız ve güzel erguvanın baharda,
    yapraklanmadan çiçeklenmesi
    ve sığdırabilirdi esrarlı demleri
    o kısa ve büyülü zamana/

    bir parantezli iç ses daha işte,

    ve o erguvan ağacının,
    mor salkımları kadar,
    koyuydu göz halkalarım
    yokluğunda…


    o halde;
    asıyorum kalbimi
    ben de zamansız,
    a/mor/a çalan dallarına
    ve erguvan tebessümüne,
    aşkta üstadım senin…

    ki kısa,
    çabuk ve hareketli,
    aceleci, sabrı kıt,
    fakat görkemli ve heybetli,
    ve ahir zaman baharı gibi,
    hemen geçmek üzre
    bilirsin erguvan zamanı…
    ah