Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Tuna Kıpçak
Tuna Kıpçak

hangi yeryüzü gökyüzüne bakmaz; ve sanılıyor mu ki, gökyüzü de yeryüzüne meftun değildir... manası; allah matematik olarak da inkar edilemez...

  • direniş02.05.2026 - 16:26

    intifada

    ecel terleriyle ıslanan yatağında,
    başucu pencereye ve ayakucu kapıya çevrik
    ve hayatın anlamından umudunu kesmiş
    bir hasta gibi,
    terhis sayıklamalarıyla anları sayarken,
    can suyu bakışlarınla geldin ve,
    bir mühlet daha yaşamayı isteme iradesi verip,
    hayata döndürdün;
    vatansız kalmış, çaresiz, sığınmacı, yuvasız ve
    mülteci yüreğimi sen derde dermanım…

    ağaçlar gibi ayakta bir vedaya öykündüren,
    ilham ve işaret ve irşadın
    ve bilinmeye tenezzülsüz duruşunla sen dost…

    ki sende simetrimi buldum,
    duru bir göl kıyısında durup,
    derinden baktığımda dalgalı ruhumla suya,
    yüzümün aksinde gördüğümdür yüzün ve
    bir deliorman rahminde ses verensin sesime,
    nidâsısın çift kutuplu meşkimin,
    diriliş iksiri kederim…


    sonra;
    bir reyhanî makamı ziyaretinin,
    en efsunkâr yerinde,
    sabah demli bir idris çayı yudumlar gibi
    haber ettin, bu mülevves ve azmışların
    taşra şehrinden gitme vaktini,
    ki erenler nöbetini
    kim bilsin,
    hangi çile ehline devrettiğini…

    ve yoktun, yoktun saatlerce yoktun,
    sesin yoktu ve yokluğunun,
    ilk günü tükendi ilk;
    hekimlik talebesinden alınmış,
    bir hediye misvak varlığıyla avunularak…

    hayata yan bakan bir çocuğum ben,
    ve sen huzur esende yanıma geldiğinde,
    yine yan bakıyordum hayata ki
    sen, yanımdaydın…

    naapsaydım;
    seni, düzene intifadanı,
    ahir zamana isyan tufanı kopan yüzünü,
    görmese miydim…,

  • tohumun dönüşümü02.05.2026 - 15:17

  • dergah02.05.2026 - 14:39

    tekke

    ve kendinden kaçan bir soysuzun,
    ne çocuğu olduğunun,
    nasıl ve ne önemi olabilir…
    ki düştükleri hendekte,
    baktım, baktım;
    göremedim yüzlerini,

    eğildim, yaklaştım, anlamaya çalıştım,
    yüzümü kıbleye döndüm,
    sordum mütemadi terbiyecim olan rabbime,
    nasıl bir körüm ben…

    gözlerimden bir halat attım sonra,
    sözlerine mevlanın...

    kıldan ince sırat köprüsü,
    ve ağladıkça gözyaşlarıyla,
    göz kamaştırıcı olur insan…

    ellerimi gezdirdim kim bilir
    kaç mushafta…

    tutundum divaneliğin sarhoşluğuna
    aklıma bir daha kavuşmamacasına,
    baktım, baktım;
    göremedim yüzünü cemiyetin,
    ve dokundum boşluğa,

    nafile;
    yoktu gözlerim yüzümde,
    meğer çift hendekliydi hendese,
    şimdi dedim ağlasam,
    gözyaşlarım olur mu acep,
    bir harabât tekkesinin,
    ayak yolu eşiğine mermer...
    ah

  • seyduna türküleri01.05.2026 - 11:58

  • göçebe01.05.2026 - 10:23

  • kaval01.05.2026 - 10:19

  • istanbul üniversitesi01.05.2026 - 10:13

  • Araf Zamanı01.05.2026 - 10:03

  • denklem01.05.2026 - 09:57

  • nedir bölümüne yabancı terim eklemek01.05.2026 - 09:48