Kürsüler taht değildir kardeşim,
taht kuranların sonu tarihtir.
Bir kürsünün gölgesine sığınıp
kendini çınar sananlar,
ilk rüzgârda yaprak olur.
Çünkü
o kürsünün ilk nefesi
Anadolu'nun barut kokusudur.
İlk sözü
Sakarya'nın çamurundan,
Dumlupınar'ın ateşinden kalkmıştır.
Kimse
cebinde getirmedi o kürsüyü.
Kimse
babasından miras almadı.
Ey birbirine seslenenler!
Mesele koltuksa,
koltuk dört ayaklı bir eşyadır yalnız.
Mesele halksa,
halk milyon ayaklı yürüyüştür.
Çıkın meydana.
Sandık konuşsun.
Üye konuşsun.
Alın teri konuşsun.
Bırakın salonların fısıltısını,
koridorların gölgesini.
Bir tek söz söylesin halk.
Diyorsun ki:
"Gel yarışalım."
İyi...
Yarışın yolu meydandır.
Yarışın yolu üyedir.
Yarışın yolu alın yazısını
bir avuç hesapçıya değil,
partinin vicdanına bırakmaktır.
Kazanan omuzlasın yükü.
Kaybeden
yenilgiyi olgunlukla karşılasın.
Çünkü büyük dava,
kişilerden büyüktür.
Çünkü parti,
tek bir ismin gölgesine sığmayacak kadar
koca bir tarihtir.
Bak kardeşim,
Memleket yangın yeriyken
birbirimizin yüzüne değil,
ufka bakmalıyız.
Çocukların ekmeğine,
işçinin nasırlı avucuna,
emeklinin boş tenceresine,
gençlerin bavullarına,
çiftçinin kuruyan toprağına...
Şiir oralarda yazılıyor.
Siyaset de.
Kim gelirse gelsin,
kim giderse gitsin,
bir gün isimler silinir.
Takvim yaprakları sararır.
Mikrofonlar susar.
Kürsüler eskir.
Ama halk...
Halk kalır.
Ve en son hükmü
yine halk verir.
Hikmet Metin ÇavdarKayıt Tarihi : 14.07.2026 23:14:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!