Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Huri Çalışkan
Huri Çalışkan

İnsanı ayrıştıran din, dil, ülkesi değil penceresinden nasıl gördüğüdür.

  • dışımızın kabuğu15.08.2024 - 12:43

    Dışımız içimizi saklayan bir kabuk...

  • dışımızın kabuğu15.08.2024 - 12:42

    bize vitrini temiz tutmamız, gübürleri ise halı altına süpürmememiz gerektiği öğretildi.

    o yüzdendir sadece dışımızı süslü püslü yapmadan, içimizi temiz tutmamız. elimizden gelen çok olsada kalbimizle yapmayı seçtik, çünkü insan bedeni yorulabilen varlıktır,

    ,, Kalp ise der ki; sen yeter ki yaşa be, yokuş dediğin iki nefes kesikliği, ben hallederim "

    <<< yaşa, sen emi >>>

    günümüz neye ihtiyacımız var ise onunla buluşsun, sevgiyle kal, Huri

  • tanımlamada ki özne15.08.2024 - 12:41

    paslı demir ağırlığından bir şey kaybetmez. o demirdir ki en yüksek kuleleri ayakta tutan...

  • insan doğası15.08.2024 - 12:40

    İlaçların yan etkileri görüldüğünde derhal kullanımı sonlandırılır, ilişkiler içinse bu böyle değildir.

    Zararları hissedildiğinde her iki tarafı tam manası ile suçlu bulamayız.

    ANA KONU:

    ,, her ilaç her insana iyi gelmez "

    Bu gözlemde bakıldığında insanın birbirine katkısı zarar veya fayda sağlamasıdır.

    Fark edildiğinde kimisinde hızla iyileşme sağlanır, kimisi ise yan etkilerini görmesine rağmen kendisine zarar vermeye devam eder.

    Belki göz önünde tutulan şu olmalı, sahip olunan değerlerin kıymeti, yoksunlukta açığa çıkmamalı, bazen de yoksunluk olmalı ki, ihtiyaç olan o duygu bilinsin, tanınsın.

    ,, önemli olan ise toksik ilişkiye dönüştürülmeyen farkındalıkla gelen sonuç ''

    farkındalıklara ve daha iyiye şükürler olsun.

  • insan doğası15.08.2024 - 12:37

    bende gördüğün senin izlediğin,
    gerçekler ise kendi bildiğim.

    " İnsanı ayrıştıran din, dil, ülkesi değil penceresinden nasıl gördüğüdür.

    sevgiler,

  • insan doğası15.08.2024 - 12:36

    İnsanı ayrıştıran din, dil, ülkesi değil penceresinden nasıl gördüğüdür.!

    baktığımız yön aynı olsa da gördüğümüz farklıdır, çünkü her kişinin penceresinden gördüğü farklıdır.

    bu durum O'nun kendi doğrusudur, kimse duyduğunu yanlış anlamaz, sadece ihtiyacı olanı anlar ve kendi bilgisi ile doğru olduğunu düşünür.

    ,, teşekkürler dünya, günaydın yaşamak "

    sevgiyle, Huri

  • yoga15.08.2024 - 12:35

    yoga ve pilates birbirine benzer mi?

    her iki aktiviteyi yapan biri olarak değerlendirdiğim de, şunu diyebilirim ki, benzer lâkin ayrışırlar.

    ( kısaca anlatmaya çalışacağım, fakat kısa anlatmayı çok başaramayan biri olsam da, deneyeceğim )

    iki örnek ile arada ki temel farkı değerlendirelim, bakalım ortaya neler çıkıyor:

    sörf yaparken yüksek dalgaların ya da şiddetli rüzgârın üzerinde durabilmek, savaşabilmek, direnebilmek için kuvvetli gövdeye ihtiyaç vardır, PİLATES öncelikle vücut sağlığını kuvvetlendirmeye odaklıdır.

    Nehir'e düşen bir dal, yolculuğunda ruhunu dinler, genel çerçevede etrafı görür, fark eder, onun odağı anda kalmaktır, ruh sağlığına iyi gelirken vücut sağlığını da kuvvetlendirir ve geliştirir.

    YOGA, savaşmaya, direnç göstermeye ihtiyaç duymaz, aksine kendinle ve dünya ile olan savaşını ( mutsuzluklarını veya başarısızlıklarını başkalarının sebep olduğunu düşünenler için vb. ) göstermek yerine, dirençleri tanır, fark eder, o yanlarını toparlar, ruh ve vücut sağlığına odaklanır, iyileştirir.

    Son olarak, pilates sesli yoga sessizdir, bana göre HER İKİSİ DE MUAZZAM!

  • şu an ne dinliyorum15.08.2024 - 11:41

    <<<< une lueur d'espoir >>>>



  • seni anlatmak15.08.2024 - 09:13

    şimdi sen bir gülüyorsun ya hani bahar geliyor, memleketimin dört bir yanına, gökyüzü senin gibi gülene rast gelmemiştir.



    ,, je danse avec le vent, la pluie and et je danse, danse .''

    o zaman ; bailar en todo momento, danse, danse.



  • ve öyle işte14.08.2024 - 20:48

    ?si=J16Ij-gh-vJylxcf


    VERANDALI EV

    Sevmedim ben kimseyi daha
    Zannetsem de tüm zamanlarda
    Bir yolculuktu unuttuğum
    Silkelediğim, kimsesizliğe bulaşan yalnızlık

    Herkesin aradığı o parçaya uyuyordum
    Belki de beni yoran
    Bu anaçlık duygusuydu
    Öksüzlüğü öğretiyordu insanlar
    Artık yutkunmaya gerek kalmayan kelimelerle beraber
    Geçmiş zaman aşklarında bıraktığım o duygular

    Keşkeleri, boş vermeyi
    Hep fedakârlık yapmayı
    Ama en çok da bunu bıraktım
    Unutulmayacak insanları kiracı etmiyordum artık
    Hatta sevmediğim ayak sesleri için
    Kapı arkasında bekleyerek onları karşılamayacağım gibi

    Bitti diye üzgün değilim, yalnız ise hiç
    Aslında en çokta yalnızlık denilen şey
    Varlığın içinde ki yoklukmuş
    Geçmiş zamanların oyunlarında mı kaldı mutluluklar
    Kim bilir belki de sırlarıyla gömüldü

    Sevinçten uykumun kaçtığı gecelerde
    Büyüklerim bozarlar diye düşlerimi
    Karanlığa sakladığım kalp atışlarım
    Şimdilerde sadece uzak görünen bir geçmiş
    Genç yaşlarda ne yana gideceğini şaşırır insan
    Hoş ne zaman aklıma gelse şaşar kalırım kendime
    Şimdi düzeltemem düşlerimi
    Hataları, yanlışları ve ahlar, vahları
    Üzerine de düştüğüm de söylenemez
    İstemesem yapmazdım

    Ben sevmedim seni daha
    Yazmadım satırlara
    Çizmedim gökyüzüne siluetini
    Ve dans etmedik henüz
    Penceremizden içeri sızan rüzgâr
    Uyandırmadı bizi henüz
    Hamakta uyuya kalıp
    Tutulurken her tarafımız
    Birbirimizi tebessümle öperken
    Daha da sıkı sarılmadık biz daha
    Ağaç gölgesinde uyumadık
    Yağmurda ıslanmadık seninle daha
    Taş fırlatmadık dereye
    Köpeğimizin adı ne olsun diye tartışırken
    Benim kazandığımı görmedin daha
    Odun kesmekten terleyen yüzünü silmedim henüz
    Farid Farjad’ı dinlemedik
    Kucağıma uzandığın zamanlarda
    Kitap okumadım ben sana daha
    Kızdığımı bildiğin halde kızdırmalarına
    Ve kızdırdığını bildiğim halde
    Küsmelere yenilmedim daha
    Heyecanla olan sohbetlerimizin sonu
    Tutkuyla sevişmelere dönüşmedi henüz
    Telaş yok
    Geç kalmak yok
    Ne hayata, ne sevgiye dair
    Gecikenlerin doğada buluştuğu bir zaman
    Tuşlar yerine dudaklarımıza dokunan parmaklarımız
    Bizimle büyüyen tomurcuklar var bahçede
    Hatta gülüşüyoruz
    Ah büyüdüklerini de göreceğiz İncir ağaçlarının
    Doğayı şarjlı kutular da saklamak yerine
    Dokunarak döşüyoruz ayaklarımızın altına, ruhumuza
    Ve ıslak toprak kokusu avuçlarımızda
    Ve koklamak, dokunmak, duymak yaşam alanımızda
    Hayat gidenleri unutturur
    Eğer kalbinde öldüyse
    O yüzden ben sevmedim seni daha
    Sevmedin sen de kimseyi daha
    Sarhoşluğa karışmış duygular içirilmedi bize henüz
    Gözlerine kilitlediğin anahtarı almadım
    Ve biz keşfetmeye başlamadık daha
    Hikâyemiz başlamadı henüz
    Gökyüzünü gören bu Veranda da.

    Huri Çalışkan