Kükürt ve oksitleyici potasyum klor attan yan yana geldiğinde sürtünmeyle yanar. Fakat bu iki maddenin yan yana olması illa ki yanabileceği anlamına gelmez. Bunun için sürtünmeyi artırıcı çok ince cam tozu ve bu karışımı bir arada tutacak bağlayıcı nişasta veya tutkal gerekir ki kibrit alev alabilsin.
İki insanın bir araya gelmesi Aşk'a arzu hal olacak anlamında değildir.
Aşk öyle bir şeydir ki.!
Aşk'a değdiğinde kükürt ile oksitleyici potasyum klorat’la birlikte karışımlar başlar işte tam o anda manevi duygular okyanusa dönüşür, bedene sığamadığını zannedersin, daimi bir suretle dalgalanmaya başlar, taşarsın. Öyle hal almaya başlar ki;
Kibrit tutuşur, deniz, petrol dökülmüşçesine alev alır, hiç bir engel yoktur, gönül ateşlenir, infilak olmuşsundur, olacaksındır lakin bunun önemi yoktur.
Aşk; ruha en iyi gelen besindir, en çetin sınav...
Gözlerin o kadar derin ki, her baktığımda yeni seferlere çıkıyorum.!
( cesareti olanlar, kalbiyle hissedenler, yolculuktan keyif almak esas olan olsa da, bu gizemli yolculuğu keşfetmek, çoğaltmak değerli bir bakıma... çabuk tüketilen bir çok şeylerin arasında emekle oluşan değerleri de unutmadık, unutmayacağız da )
Hayat aslında bir yumak ip gibidir, kimimizin kısa kimimizin uzun veya bazılarımızın ise siyah, beyaz renkleri olabilir. Fakat asıl olan bu iplikten bizlerin neler üreteceği değil midir.? Bunda etken olan bizlerin zamanı, tecrübesi, aileden ve çevreden aldığı eğitimin etkisi bulunmaktadır. Bazen severek başladığımız bir şeklinden vaz geçtiğimiz veya bir kenara bıraktığımız olur. Bazen de bitirmek için çokça çabaladıklarımız olabilir.
Halbuki ,,çaba gayrete aşıktır, ne aşksız olur ne gayretsiz.'' Nasıl yürüdüğümüzdür yolumuzun ışığı, her insan kalbinin renginde atar adımlarını.
Görmeden bakarak geçen öylesine çok ki, bir yolcu treninde hızlı geçen görüntüler gibi hafızalarına yer etmiyor ve birçok şeyden zevk almıyor. Doğa Ana'nın mektubu her zaman olmuştur görmesini bilip okuyabilenlere.
Unutmamak gerekir ki;
Bir kıvılcım benzine bulanmış yüreği tutuşturur,
bir yudum sudur boğan, bir yudum sudur yine can veren.
Nasıl anlatılır ki; Dışarıda hava buz gibiymiş de, üzerine bu da yetmez gibi ıslanmışsındır ama avuçlarında buram buram kokan tarçın kokusuyla soba karşısında gülüşleriyle birlikte salep'i yudumlarken, içini ısıtanım der gibi güldüren bir tanımdır kendileri....
Tehlikenin karanlığı aydınlığı yoktur. Sadece tecrübeli insanlar tehlikenin soluğunu karanlıkta daha iyi duyan insanlardır, o yüzden karanlıklara güvenerek saklanamazsın.
Her kim olursa olsun hayatın içinde illâ ki korktuğu bir şey vardır. Ama onlar tehlike karşısında sakin kalabilmeyi öğrenmişlerdir.
Korkunun ise kendi içinde ritmi bulunmaktadır, ritimlerini gizleyebilen insanlara korkusuz gizleyemeyenlere ise korkak denilir. Her ikisi de çakalların zaferinden daha yücedir ve bu daha doğaldır. Kurtlar nasıl avlanacağını iyi bilir, çakallar ise leşi sever. O yüzden ne olduğun, nasıl davrandığın, önemlidir.
Kimse sana aydınlık veremez, onları sen bulursun. Neyi seçersen onu yaşarsın.
Herhangi bir hedefe ulaşmak için süreklilikle pratik yapmak ona ulaşmaya kolaylık ve devamlılık sağlar.
İsteyen ve seçim yapan her insan değişebilir, belki değişim için sadece daha kuvvetli antibiyotiklere ihtiyaç vardır, lâkin istenilirse mutlak hedefe ulaşmak mümkündür.
Oraya ulaşıldığında ise dönüşülen şeye yeniden bakmalı.!
,, Sevgi iyi bir şeydir ve içinde KUVVET BULUNUR.! "
zayıf insanların başvurduğu güç, bu belki söz, belki yazı, belki kuvvet ile... ben hiç görmedim desem yanlış olur düzgün ayrılıkları....
dayım ben Çocuk iken şöyle demişti: arkadaşını tanımak için, seninle simit' ini paylaştığında dikkat et, sana böldüğü hangi parçayı veriyor, küçük olan mı büyük olan mı?
ayrılıklarda böyledir, kavgalarda, kiminle olduğu, neden olduğu önemli değil, kendini belli eden çirkin yazılar, paylaşımlar, birbirlerini durumlar üzerinden laf atmalar....
,, yüze söylenemeyen her söz çirkin ve zayıflıktır ''
AŞK'ın YAKICI HALİ
Kükürt ve oksitleyici potasyum klor attan yan yana geldiğinde sürtünmeyle yanar. Fakat bu iki maddenin yan yana olması illa ki yanabileceği anlamına gelmez. Bunun için sürtünmeyi artırıcı çok ince cam tozu ve bu karışımı bir arada tutacak bağlayıcı nişasta veya tutkal gerekir ki kibrit alev alabilsin.
İki insanın bir araya gelmesi Aşk'a arzu hal olacak anlamında değildir.
Aşk öyle bir şeydir ki.!
Aşk'a değdiğinde kükürt ile oksitleyici potasyum klorat’la birlikte karışımlar başlar işte tam o anda manevi duygular okyanusa dönüşür, bedene sığamadığını zannedersin, daimi bir suretle dalgalanmaya başlar, taşarsın.
Öyle hal almaya başlar ki;
Kibrit tutuşur, deniz, petrol dökülmüşçesine alev alır, hiç bir engel yoktur, gönül ateşlenir, infilak olmuşsundur, olacaksındır lakin bunun önemi yoktur.
Aşk; ruha en iyi gelen besindir, en çetin sınav...
not: keyif alarak yazdığım konudur, sevgiler.
Gözlerin o kadar derin ki, her baktığımda yeni seferlere çıkıyorum.!
( cesareti olanlar, kalbiyle hissedenler, yolculuktan keyif almak esas olan olsa da, bu gizemli yolculuğu keşfetmek, çoğaltmak değerli bir bakıma... çabuk tüketilen bir çok şeylerin arasında emekle oluşan değerleri de unutmadık, unutmayacağız da )
sen ne güzel duygusun YAŞAMAK!
sevgiyle, Huri
Kalbimi acıktıran duygularla senin sayende tanıştım...
Huri.
,,Ama yüreğimde çıtırdayan sesler var.
Ve...
Sana gülümsüyorlar.''
Huri.
HAYAT'ın İÇİNDEN MEKTUP
Hayat aslında bir yumak ip gibidir, kimimizin kısa kimimizin uzun veya bazılarımızın ise siyah, beyaz renkleri olabilir. Fakat asıl olan bu iplikten bizlerin neler üreteceği değil midir.? Bunda etken olan bizlerin zamanı, tecrübesi, aileden ve çevreden aldığı eğitimin etkisi bulunmaktadır. Bazen severek başladığımız bir şeklinden vaz geçtiğimiz veya bir kenara bıraktığımız olur. Bazen de bitirmek için çokça çabaladıklarımız olabilir.
Halbuki ,,çaba gayrete aşıktır, ne aşksız olur ne gayretsiz.'' Nasıl yürüdüğümüzdür yolumuzun ışığı, her insan kalbinin renginde atar adımlarını.
Görmeden bakarak geçen öylesine çok ki, bir yolcu treninde hızlı geçen görüntüler gibi hafızalarına yer etmiyor ve birçok şeyden zevk almıyor. Doğa Ana'nın mektubu her zaman olmuştur görmesini bilip okuyabilenlere.
Unutmamak gerekir ki;
Bir kıvılcım benzine bulanmış yüreği tutuşturur,
bir yudum sudur boğan, bir yudum sudur yine can veren.
Neyi seçersen O'nu yaratırsın.
Kolaylığı ve güzelliği seçmek dileğiyle.
,, ___ASLA VAZGEÇME____/ ''
sevgilerimle, Huri
Nasıl anlatılır ki; Dışarıda hava buz gibiymiş de, üzerine bu da yetmez gibi ıslanmışsındır ama avuçlarında buram buram kokan tarçın kokusuyla soba karşısında gülüşleriyle birlikte salep'i yudumlarken, içini ısıtanım der gibi güldüren bir tanımdır kendileri....
Huri
Güven’in Kokusu?
Güven güzel bir kokudur, bulduğunda oradan ayrılmak istemezsin
Hatta öyle güzeldir ki;
Cümle burada bitti, tamamlandım dersin
Bir bakmışsın virgül gelmiş cümleyi devam ettirmiş.
Nasıl da muazzam..!
Güvenmediğimizde peki..?
Mecbur mu oluyoruz kalmaya..?
Rahatsızlık duyduğumuz yerde kokuya da aşina oluyoruz bir müddet sonra
Rahatsız olanlar özgür
Cesaret bulamayanlar zorunlu...
Lâkin
Çürüyen bir şeyi yer miyiz..?
Peki neden..? Bu zavallı kokuya katlanmak zorunda kalıyor insan..!
Unutma toprakta her şey biter..
Mühim olan tercihlerimiz.....
güzel olan kokulara rast gelmeye, diğerlerini ise fark etmeye, sevgiyle buluşsun yolumuz, Huri
TEHLİKENİN KARANLIĞI AYDINLIĞI YOKTUR
Tehlikenin karanlığı aydınlığı yoktur. Sadece tecrübeli insanlar tehlikenin soluğunu karanlıkta daha iyi duyan insanlardır, o yüzden karanlıklara güvenerek saklanamazsın.
Her kim olursa olsun hayatın içinde illâ ki korktuğu bir şey vardır. Ama onlar tehlike karşısında sakin kalabilmeyi öğrenmişlerdir.
Korkunun ise kendi içinde ritmi bulunmaktadır, ritimlerini gizleyebilen insanlara korkusuz gizleyemeyenlere ise korkak denilir. Her ikisi de çakalların zaferinden daha yücedir ve bu daha doğaldır. Kurtlar nasıl avlanacağını iyi bilir, çakallar ise leşi sever. O yüzden ne olduğun, nasıl davrandığın, önemlidir.
Kimse sana aydınlık veremez, onları sen bulursun. Neyi seçersen onu yaşarsın.
Herhangi bir hedefe ulaşmak için süreklilikle pratik yapmak ona ulaşmaya kolaylık ve devamlılık sağlar.
İsteyen ve seçim yapan her insan değişebilir, belki değişim için sadece daha kuvvetli antibiyotiklere ihtiyaç vardır, lâkin istenilirse mutlak hedefe ulaşmak mümkündür.
Oraya ulaşıldığında ise dönüşülen şeye yeniden bakmalı.!
,, Sevgi iyi bir şeydir ve içinde KUVVET BULUNUR.! "
sevgiyle buluşsun yolumuz, Huri
zayıf insanların başvurduğu güç, bu belki söz, belki yazı, belki kuvvet ile... ben hiç görmedim desem yanlış olur düzgün ayrılıkları....
dayım ben Çocuk iken şöyle demişti: arkadaşını tanımak için, seninle simit' ini paylaştığında dikkat et, sana böldüğü hangi parçayı veriyor, küçük olan mı büyük olan mı?
ayrılıklarda böyledir, kavgalarda, kiminle olduğu, neden olduğu önemli değil, kendini belli eden çirkin yazılar, paylaşımlar, birbirlerini durumlar üzerinden laf atmalar....
,, yüze söylenemeyen her söz çirkin ve zayıflıktır ''
:)))) heyyyyy yapmayın, yapmayalım yahu
sevgiler, selametle kalın, her nerede isek, Huri
Uçsuz bucaksız gökyüzünde kanat çırpan martıların,
Sonsuz huzuru anlatan denizin maviliğinde gördükleri,
Tohumun toprağı yararak çıkması, çiçeklerin açması,
Dağlardan akan suların şelaleden akması kadar eşsiz hayat.
Gülümsedikçe ve umut ettikçe yaşamaya değer...
,, işte HAYAT, YAŞAMAYA DEĞER ''
sevgiler, Huri