İnsanı ayrıştıran din, dil, ülkesi değil penceresinden nasıl gördüğüdür.
kalbimizin derinliklerinde her gece iyi geceler diyen bir yara,sabah kalkmalısın diyen bir günaydın var.
çırılçıplak boğulmayı Kâhin'e sormuş,deniz anasından biri.
Ay yıldızların parlamasına ihtiyaç duyar,çünkü O'na göre tek başına sevmek anlamlı değil, boş bir tuval gibidir.işte yanmak!karanlığın içinde o aydınlığa esir düşmek.sevgiler.
bu şiiri layığıyla okuyan ve ruh veren en güzel yorumdur.
ben içeri düştüğümden beri güneşin etrafında on kere döndü dünyaona sorarsanız, Lafı bile edilemez, mikroskopik bi zamanbana sorarsanız, On senesi ömrümünbir kurşun kallemim vardı, ben içeri düştüğüm senebir haftada yaza yaza tükeniverdiona sorarsanız, bütün bi hayatbana sorarsanız,ADAM SENDE Bİ HAFTA...
,, Piraye'ye ''ne güzel şey hatırlamak seniölüm ve zafer haberleri içindenhapisteve yaşım kırkı geçmiş ikenne güzel şey hatırlamak senibir mavi kumaşın üstünde unutulmuş olan elinve saçlarındavakur yumuşaklığı canımın içi İstanbul toprağınınİçimde ikinci bir insan gibidirseni sevmek saadetiparmakların ucunda kalan kokusu sardunya yaprağının,güneşli bir rahatlıkve etin daveti.....
bulutlar adam öldürmesin
yıl 62 Mart 28Prag-Berlin treninde pencerenin yanındayımakşam oluyordumanlı ıslak ovaya akşamın yorgun bir kuş gibi inişini severmişim meğer......
sevgiye bulaşmanın mutluluğu olsun, alıp kabuledenlerde.?feature=shared
öyle bir gel demelisin ki;yollar kulağıma fısıldamasın.,, gitme!"Avluda Yürüyen Gölgeler, Roman'ından
kalbimizin derinliklerinde her gece iyi geceler diyen bir yara,
sabah kalkmalısın diyen bir günaydın var.
çırılçıplak boğulmayı Kâhin'e sormuş,
deniz anasından biri.
Ay yıldızların parlamasına ihtiyaç duyar,
çünkü O'na göre tek başına sevmek anlamlı değil, boş bir tuval gibidir.
işte yanmak!
karanlığın içinde o aydınlığa esir düşmek.
sevgiler.
bu şiiri layığıyla okuyan ve ruh veren en güzel yorumdur.
ben içeri düştüğümden beri güneşin etrafında on kere döndü dünya
ona sorarsanız, Lafı bile edilemez, mikroskopik bi zaman
bana sorarsanız, On senesi ömrümün
bir kurşun kallemim vardı, ben içeri düştüğüm sene
bir haftada yaza yaza tükeniverdi
ona sorarsanız, bütün bi hayat
bana sorarsanız,
ADAM SENDE Bİ HAFTA...
,, Piraye'ye ''
ne güzel şey hatırlamak seni
ölüm ve zafer haberleri içinden
hapiste
ve yaşım kırkı geçmiş iken
ne güzel şey hatırlamak seni
bir mavi kumaşın üstünde unutulmuş olan elin
ve saçlarında
vakur yumuşaklığı canımın içi İstanbul toprağının
İçimde ikinci bir insan gibidir
seni sevmek saadeti
parmakların ucunda kalan kokusu sardunya yaprağının,
güneşli bir rahatlık
ve etin daveti
.....
bulutlar adam öldürmesin
yıl 62 Mart 28
Prag-Berlin treninde pencerenin yanındayım
akşam oluyor
dumanlı ıslak ovaya akşamın yorgun bir kuş gibi inişini severmişim meğer
......
sevgiye bulaşmanın mutluluğu olsun, alıp kabuledenlerde.
?feature=shared
öyle bir gel demelisin ki;
yollar kulağıma fısıldamasın.
,, gitme!"
Avluda Yürüyen Gölgeler, Roman'ından