Aşk, ne veresiye alınan bir eşya ne de kredi ile ödenen bir borçtur. Aşk, iki insanın arasındaki titreşimlerin birbirine bağlanmasıdır. Günlük yaşamın getirdiği "acaba" sorularına ve maddi hesaplara maruz kalmamalıdır, çünkü aşkın özü, insanın ruhunda saklıdır. O, komşuda olmayan, sadece iki kişi arasında yaşanan derin bir enerjidir.
Aşk, hesaplarla, endişelerle değil, içtenlikle ve güvenle beslenir. İki insan, birbirine güvenip kalplerini açtıklarında, ortaya çıkan bağ ne zamanla ne de koşullarla sınırlıdır. Bu bağ, dışarıdan anlaşılmayacak kadar özeldir ve iki kişi arasında paylaşılan bir sır gibi saklı kalır.
Sevgi, maddi beklentilere bağlı değildir; aksine, kalpten gelen saf duygularla beslenir. Sorgulamalara değil, karşılıklı anlayışa, saygıya ve güvene dayanır. İşte bu yüzden, aşk en çok iki insanın paylaştığı o titreşimde var olur.
Aşk, karşılıklı fedakârlık ve derin bir bağlılıkla büyür. Ve bu bağı anlamanın yolu, maddi hesaplardan değil, kalbin derinliklerinden geçer.
,, sessizliğin çığlığı da Ney'e verilmiş, üflediği her nota insan ruhunun derinliğine dokunsun diye "
sana dilsiz dudaksız sözler söyleyeceğim bütün kulaklardan gizli sırlardan bahsedeceğim bu sözleri sana herkesin içinde söyleyeceğim ama senden başka kimse duymayacak kimse anlamayacak...
Seni anlatmak; sabahın ilk saatlerinde Üsküdar' a yol almak yolda açan bir çiçeğin kokusunu solumak, ruhuma işleyen bir serinlik gibi derinlere dokunmak.
Dua ederken beddualar ve olumsuz niyet kalıplarından uzak durmanızı şiddetle öneririm. Bu benim kişisel düşüncemdir, ancak karşımdaki insanın niyeti beddualı veya olumsuzsa, onunla sohbeti kesmek ve bu negatif enerjiden uzaklaşmak benim tercihimdir. Olumsuz bir niyetin ya da rengin içinde bulunmayı sevmediğim için, bu tür bir ortamda devam etmeme kararı almak tamamen benim seçimimdir.
Ve bu sohbet nerede olursa olsun, orada olacağım. Bu, kendi topraklarımda da olabilir, Tibet’te de. Önemli olan, bulunduğum yer değil, içinde olduğum niyet ve enerji. Olumsuz sohbetlerden, beddualardan kaçınmak ve pozitif, yapıcı diyalogların içinde yer almak benim seçimimdir. Nerede olursam olayım, bu kararımdan taviz vermedim, vermeyeceğim.
avuç içi dualarımızın renkleri ve niyetleri bol olsun, sevgilerimle.
Boykot edilen ürünler ne kadar önemliyse, dini günlerde gönderilen hazır mesajlar da o derece dikkat edilmesi gereken bir meseledir. Hazır mesajlar, özellikle dini günlerde sıkça karşılaştığımız bir durum haline geldi. Ancak bu tür mesajlar, içtenlikten uzaklaşıp bir rutin haline dönüştüğünde, dini duyguların zayıflamasına ve mesajların samimiyetini yitirmesine neden olabiliyor.
Boykot edilen ürünlere karşı gösterdiğimiz hassasiyet gibi, bu hazır mesajlar konusunda da bir farkındalık yaratmak önemli. Herkesin kendi içinden gelerek, özenecek iki cümle bile olsa, kişisel bir mesaj göndermesi daha anlamlı ve etkili olur. Böylece, mesajlar bir oyunun parçası gibi görünmeye başladığında, artık ,, SOBE " diyerek bu döngüyü kırabiliriz.
Samimiyet ve bireysel katkı, dinle olan bağı güçlendirirken, tıpkı boykotlarda olduğu gibi bu tür alışkanlıkların da yeniden sorgulanması ve daha içten bir yaklaşım benimsenmesi gereklidir.
,, Yaradan Hepimizi Çok Sevsin, En Ücra Yerlere Dahil Bereket, Huzur, Sevgi ve Barış Ulaşsın "
bazen hayatta en büyük güç, sessizlikte saklıdır. söylenmemiş sözlerin, içsel huzurun ve sessizce atılan adımların gücü. gürültünün içinde kaybolmadan, sessizlikle ilerlemek cesaret ister. çünkü sessizlik, kendimizle yüzleştiğimiz, gerçek gücümüzü bulduğumuz yerdir.
dışarıdaki kaos devam etse bile, içsel sessizlikten gelen güçle ayakta kalırız. bu, her fırtınanın sonunda gelen dinginliğin sırrıdır.
,, o halde sessizlikte sesleri benliğimizden duymaya ''
Aşk, ne veresiye alınan bir eşya ne de kredi ile ödenen bir borçtur. Aşk, iki insanın arasındaki titreşimlerin birbirine bağlanmasıdır. Günlük yaşamın getirdiği "acaba" sorularına ve maddi hesaplara maruz kalmamalıdır, çünkü aşkın özü, insanın ruhunda saklıdır. O, komşuda olmayan, sadece iki kişi arasında yaşanan derin bir enerjidir.
Aşk, hesaplarla, endişelerle değil, içtenlikle ve güvenle beslenir. İki insan, birbirine güvenip kalplerini açtıklarında, ortaya çıkan bağ ne zamanla ne de koşullarla sınırlıdır. Bu bağ, dışarıdan anlaşılmayacak kadar özeldir ve iki kişi arasında paylaşılan bir sır gibi saklı kalır.
Sevgi, maddi beklentilere bağlı değildir; aksine, kalpten gelen saf duygularla beslenir. Sorgulamalara değil, karşılıklı anlayışa, saygıya ve güvene dayanır. İşte bu yüzden, aşk en çok iki insanın paylaştığı o titreşimde var olur.
Aşk, karşılıklı fedakârlık ve derin bir bağlılıkla büyür. Ve bu bağı anlamanın yolu, maddi hesaplardan değil, kalbin derinliklerinden geçer.
Sevgiyle kalın,
,, sessizliğin çığlığı da Ney'e verilmiş, üflediği her nota insan ruhunun derinliğine dokunsun diye "
sana dilsiz dudaksız sözler söyleyeceğim
bütün kulaklardan gizli sırlardan bahsedeceğim
bu sözleri sana herkesin içinde söyleyeceğim
ama senden başka kimse duymayacak
kimse anlamayacak...
Ruh-u Revanım.
Seni anlatmak;
sessizliğin içinde yankılanan bir melodi gibi,
her notasında bir huzur, her tınısında bir özlem taşımak.
Seni anlatmak;
sabahın ilk saatlerinde Üsküdar' a yol almak
yolda açan bir çiçeğin kokusunu solumak,
ruhuma işleyen bir serinlik gibi derinlere dokunmak.
Seni anlatmak;
sonsuz bir masalı dinlemek gibi,
bitmeyecekmiş gibi... lakin hep yeniden başlamak.
Dua ederken beddualar ve olumsuz niyet kalıplarından uzak durmanızı şiddetle öneririm. Bu benim kişisel düşüncemdir, ancak karşımdaki insanın niyeti beddualı veya olumsuzsa, onunla sohbeti kesmek ve bu negatif enerjiden uzaklaşmak benim tercihimdir. Olumsuz bir niyetin ya da rengin içinde bulunmayı sevmediğim için, bu tür bir ortamda devam etmeme kararı almak tamamen benim seçimimdir.
Ve bu sohbet nerede olursa olsun, orada olacağım. Bu, kendi topraklarımda da olabilir, Tibet’te de. Önemli olan, bulunduğum yer değil, içinde olduğum niyet ve enerji. Olumsuz sohbetlerden, beddualardan kaçınmak ve pozitif, yapıcı diyalogların içinde yer almak benim seçimimdir. Nerede olursam olayım, bu kararımdan taviz vermedim, vermeyeceğim.
avuç içi dualarımızın renkleri ve niyetleri bol olsun,
sevgilerimle.
Boykot edilen ürünler ne kadar önemliyse, dini günlerde gönderilen hazır mesajlar da o derece dikkat edilmesi gereken bir meseledir. Hazır mesajlar, özellikle dini günlerde sıkça karşılaştığımız bir durum haline geldi. Ancak bu tür mesajlar, içtenlikten uzaklaşıp bir rutin haline dönüştüğünde, dini duyguların zayıflamasına ve mesajların samimiyetini yitirmesine neden olabiliyor.
Boykot edilen ürünlere karşı gösterdiğimiz hassasiyet gibi, bu hazır mesajlar konusunda da bir farkındalık yaratmak önemli. Herkesin kendi içinden gelerek, özenecek iki cümle bile olsa, kişisel bir mesaj göndermesi daha anlamlı ve etkili olur. Böylece, mesajlar bir oyunun parçası gibi görünmeye başladığında, artık
,, SOBE " diyerek bu döngüyü kırabiliriz.
Samimiyet ve bireysel katkı, dinle olan bağı güçlendirirken, tıpkı boykotlarda olduğu gibi bu tür alışkanlıkların da yeniden sorgulanması ve daha içten bir yaklaşım benimsenmesi gereklidir.
,, Yaradan Hepimizi Çok Sevsin, En Ücra Yerlere Dahil Bereket, Huzur, Sevgi ve Barış Ulaşsın "
sevgilerimle,
,, hayatın ta kendisiymiş gibi seni solumak ''
unuttuğun şeyi hatırlaman için geri geldim.
Sessizlikteki Güç
bazen hayatta en büyük güç, sessizlikte saklıdır. söylenmemiş sözlerin, içsel huzurun ve sessizce atılan adımların gücü. gürültünün içinde kaybolmadan, sessizlikle ilerlemek cesaret ister. çünkü sessizlik, kendimizle yüzleştiğimiz, gerçek gücümüzü bulduğumuz yerdir.
dışarıdaki kaos devam etse bile, içsel sessizlikten gelen güçle ayakta kalırız. bu, her fırtınanın sonunda gelen dinginliğin sırrıdır.
,, o halde sessizlikte sesleri benliğimizden duymaya ''