Seninle sığındım en çok kendime. Çünkü sen, kalbimin bildiği tek evdin.
Ve sonra anladım... Her ruh, hayatının bir döneminde yuvaya dönmek ister. Ya bulur özünü, ya da ömür boyu arar durur. Bazıları ise… hiç bulamadan gider.
Ben... yuvamı hatırladım. Henüz tam olarak döndüm diyemem belki, ama o yolu biliyorum artık. Ve bu, bir aşktan fazlasıydı, Bu, bir hatırlayış...sevgilerimle, Huri.
Sen gidince... sustu pencere kenarındaki kuş, rüzgâr başka yerleri sevdi, çay demli kalmadı… gül erken soldu, ve ben... sana benzeyen cümlelerden kaçmayı öğrendim.
Gökyüzüne karışan solukların gölgeleri sokağa karışacak nitekim…
— Dünya bağırırken… senin ruhun sadece fısıldıyorsa,
bil ki doğru yerdesin.
Gürültüye değil, yankıya değil…
sadece özüne kulak verenler anlar seni.
— Kelimeler bazen sadece duyanlara görünür.
Ve bazı sessizlikler…
öyle gürler ki,
ancak kalbiyle dinleyen hisseder.
Bazı günler,
sessizliği boyar insan.
— Renklerin kimsesizliğinde...
Çünkü bazı yazılar,
bir duvar gibi durur.
— Ne silinir, ne de unutulur.
Bir bakışla başlar,
bir ömürlük izler...
Ve bu yazı,
dokunulmadan dokunanlardan.
bil ki hep sevgiyle…
sen mesela, unutulmamakla meşgulsün.....
Ritmin atışları,
gözlerimin dalışları
ve yağmur damlaları tentede...
Bir sen eksiksin bu sessizlikte.
bil ki hep sevgiyle, Huri
Seninle sığındım en çok kendime.
Çünkü sen,
kalbimin bildiği tek evdin.
Ve sonra anladım...
Her ruh, hayatının bir döneminde
yuvaya dönmek ister.
Ya bulur özünü,
ya da ömür boyu arar durur.
Bazıları ise…
hiç bulamadan gider.
Ben... yuvamı hatırladım.
Henüz tam olarak döndüm diyemem belki,
ama o yolu biliyorum artık.
Ve bu, bir aşktan fazlasıydı,
Bu, bir hatırlayış...sevgilerimle, Huri.
Gözlerinle değil,
kalbinle baktığında…
bir kadının rüzgârını duyarsın göz kapaklarında.
— Huri Çalışkan
Aşkın ipeksiliğini yazıyordu kadın…
Cümleler, ten gibi kayıyordu parmaklarının arasından.
Her harf bir ilmekti, her susuş bir düğüm.
O yazarken, adam çoktan başlamıştı,
eski bir dokuma tezgâhında,
elleriyle değil… kalbiyle örüyordu aşkı.
Bilmeden birbirlerine dokunuyorlardı,
biri kelimelerle, diğeri iplikle....Huri Çalışkan
Seninle koklamadığım bir çiçek,
dans etmediğim bir gökyüzü,
ve...
yollar var yeryüzünde.!
Bana öyle bir "gel" demelisin ki;
yollar kulağıma fısıldamasın: "gitme..."
Huri Çalışkan
Sen gidince...
sustu pencere kenarındaki kuş,
rüzgâr başka yerleri sevdi,
çay demli kalmadı…
gül erken soldu,
ve ben...
sana benzeyen cümlelerden kaçmayı öğrendim.
— Huri Çalışkan
Kuşlar bağırmıyor…
biz duymamayı seçiyoruz. Huri Çalışkan