her şeyin geceyle iyileşeceğini sanırdım, yara olmuş dizlerimi karanlıkta annemden saklarken… sonra öğrendim ki, asıl sancılar hep gece olurmuş, yoğun bakım koridorlarında.
bir gün uyandım… kış aylarındayız, hava buz gibi. canım okula gitmek istemiyor. benden ağır yün yorganı kaldırdım üzerimden, jilemi ıslatıp yine astım ipe, kimseye gözükmeden. hay aksi! kurumamıştı kıyafetim.
öyle ya… bazen en büyük bahaneyi hayat değil, çamaşır teli verir.
söylesene Mama Hristo… bir gün gerçekten affedilecek mi insanlık, yaktığı ormanları, terk ettiği çocukları, ve sevgiyi paspas gibi kullandığı kalpleriyle?
Dün bir fotoğrafta gözlerini gördüm..! Ne gökyüzüne benziyordu ne okyanus derinliğine.. Herkesleşmişti..! Tanımadığım tablolar daha mana kazanmıştı.. Yazık olmuş önemli kelimeyi ayıran bir virgül de değil artık tırnak içi sevdası
Aziz Aziz dendiği zaman menfeze doğru süzülür ruhum Yollar çiçeklenir, Avatar olurum Bir anlatsam yandığımı, bir duyursam çığlıklarımı ,,Eski tapınakların, köhne barınaklarında asırlardır yalnızım" Damarlarımda kanım kalmadı Seziyorum, gidiyorum Aziz Ama gitmeden dökeyim çığlıklarımı İçimse paramparça Ben bu kadar zulme layık mıydım?
Sana orkideli şehrin turuncu gün batımlarından sesleniyorum. Gelincik bahçelerini hatırlattı ağız dolusu gülüşün. Eskimeyen bir çocuk elimden tutuyor şimdi. İnsan yüzü, güneşten daha nasıl güzel doğar bir gülüş içinde…
seni özledim,
sobadan yeni çıkmış ekmeğin içine
annemin koyduğu tereyağ kokusu gibi…
her şeyin geceyle iyileşeceğini sanırdım,
yara olmuş dizlerimi karanlıkta annemden saklarken…
sonra öğrendim ki,
asıl sancılar hep gece olurmuş,
yoğun bakım koridorlarında.
bir gün uyandım… kış aylarındayız, hava buz gibi.
canım okula gitmek istemiyor.
benden ağır yün yorganı kaldırdım üzerimden,
jilemi ıslatıp yine astım ipe, kimseye gözükmeden.
hay aksi! kurumamıştı kıyafetim.
öyle ya… bazen en büyük bahaneyi hayat değil,
çamaşır teli verir.
seni seviyorum anne…
hala sabun kokan saçlarının
beyazlığında saklı çocukluğum.
yürek kapatılmaz, anahtar sadece doğru kişiye açılır
söylesene Mama Hristo…
bir gün gerçekten affedilecek mi insanlık,
yaktığı ormanları, terk ettiği çocukları,
ve sevgiyi paspas gibi kullandığı kalpleriyle?
Adamsız Özgür Dünya
Dün bir fotoğrafta gözlerini gördüm..!
Ne gökyüzüne benziyordu ne okyanus derinliğine..
Herkesleşmişti..!
Tanımadığım tablolar daha mana kazanmıştı..
Yazık olmuş önemli kelimeyi ayıran bir virgül de değil artık
tırnak içi sevdası
and blue
Bir şarkının içinden,
Sen geçtiğin zamanlar,
Ağlamaklı oluyorum,
Sesine sarılamadığım da,
Noksan, öksüz
Aziz
Aziz dendiği zaman menfeze doğru süzülür ruhum
Yollar çiçeklenir, Avatar olurum
Bir anlatsam yandığımı, bir duyursam çığlıklarımı
,,Eski tapınakların, köhne barınaklarında asırlardır yalnızım"
Damarlarımda kanım kalmadı
Seziyorum, gidiyorum Aziz
Ama gitmeden dökeyim çığlıklarımı
İçimse paramparça
Ben bu kadar zulme layık mıydım?
Sana orkideli şehrin turuncu gün batımlarından sesleniyorum.
Gelincik bahçelerini hatırlattı ağız dolusu gülüşün.
Eskimeyen bir çocuk elimden tutuyor şimdi.
İnsan yüzü, güneşten daha nasıl güzel doğar bir gülüş içinde…