İnsanı ayrıştıran din, dil, ülkesi değil penceresinden nasıl gördüğüdür.
gün Ekim…zaman, hüzünlü bir müziğin eşliğindeyapraklarını dalından ayırıyorsa,mühim şeyler olmalı,çokça mühim şeyler…dünyada ve insanda.
sırça köşkün eteğinde gün batımını izleyen kuşlar gibiyim…senin manzaranı seyrederken,öylesi kızıllığın içinde, öyle bahtiyar.öyle işte.
Senin adın, rüzgârın taşıdığı kokuların arasında gizli…soruyor mu sahi yaseminler,nasıl olur da onlardan daha güzel koktuğunu...?
seni düşünüyordumbinlerce çeşitli rüzgârlara bulaşmışkokuların ferahlığıyla...kalbimden, kalbine
kendi ışığını unutturan biriyle birlikte olduğunu sanırsın,oysa ışıkların hiç sönmez…sadece onun aynasında daha da parlar.farkına bile varmadan büyürsün.İşte böylesi bütünlüktür,aşkın ayna oluşu.öyle işte...
bazı zamanlarrüzgâr değince saçlarımasen sanırım, gülümseyereköyle işte.
denize atılmış bir taş gibi,içimde daire daire büyüyor sesin,ve hiç susmayan bir yankıya dönüşüyor… öyle işte.kalbimden, kalbine.
bir çiçeğin kokusu gibi,varlığın görünmeden dokunurve üzerime konan kelebekler ilkbahar sanır.kalbimden, kalbine.
gülüşün, en ağır günlerimin hafifliğiydi.kalbimden, kalbine.
gözlerin, gecenin en karanlık yerinde bile sabahı saklıyordukalbimden, kalbine
gün Ekim…
zaman, hüzünlü bir müziğin eşliğinde
yapraklarını dalından ayırıyorsa,
mühim şeyler olmalı,
çokça mühim şeyler…
dünyada ve insanda.
sırça köşkün eteğinde gün batımını izleyen kuşlar gibiyim…
senin manzaranı seyrederken,
öylesi kızıllığın içinde, öyle bahtiyar.
öyle işte.
Senin adın, rüzgârın taşıdığı kokuların arasında gizli…
soruyor mu sahi yaseminler,
nasıl olur da onlardan daha güzel koktuğunu...?
seni düşünüyordum
binlerce çeşitli rüzgârlara bulaşmış
kokuların ferahlığıyla...kalbimden, kalbine
kendi ışığını unutturan biriyle birlikte olduğunu sanırsın,
oysa ışıkların hiç sönmez…
sadece onun aynasında daha da parlar.
farkına bile varmadan büyürsün.
İşte böylesi bütünlüktür,
aşkın ayna oluşu.
öyle işte...
bazı zamanlar
rüzgâr değince saçlarıma
sen sanırım, gülümseyerek
öyle işte.
denize atılmış bir taş gibi,
içimde daire daire büyüyor sesin,
ve hiç susmayan bir yankıya dönüşüyor… öyle işte.
kalbimden, kalbine.
bir çiçeğin kokusu gibi,
varlığın görünmeden dokunur
ve üzerime konan kelebekler ilkbahar sanır.
kalbimden, kalbine.
gülüşün, en ağır günlerimin hafifliğiydi.
kalbimden, kalbine.
gözlerin, gecenin en karanlık yerinde bile sabahı saklıyordu
kalbimden, kalbine