----------DİPLOMALI CEHALET---------- --------Diplomalı cenahta bir meslek haline dönüşmüş ÖN YARGI. Sevmediği, fikirlerine ters düşen ve kendisini onaylamayan-alkışlamayan her kişiyi cehaletlikle itham ediyorlar. Ayrıca okuma-yazma bilmeyen, Kitaplarla iletişim kuramayan, Kendi Lehçesini kullanan ve Anadolu örfü kültürüne bağlı bütün Vatandaşları Çağın cahilleri diye lansa edilmekte- dirler. Her fırsatta ve her ortamda Şu okul-bu okul mevzunuyum diye maskaralık yapıl- maktadır. Bu ve benzeri davranışlar Toplum da ayrışmalara neden olmaktadır. ---------Asıl Cehalet, Kişinin Ontolojik mahiyetini kavrayamaması, kendini ve bulunduğu konumu bilmemesi, ya da inkâr etmesidir. Bilgi çağında, bireylerin Meslek edinebilmesi için Diploma peşinde cebelleşirken, Yavaş-yavaş Anadolu örfü kültüründen uzaklaşma- sıdır asıl Cehalet. Türk Ulusal Müfredatımızın Batıl ve Batı kültürüne yenilmesidir asıl cehalet.. Batının Moda kültürüne şebek olmaktır en büyük cehalet. Her şeyden daha vahimi Mustafa Kemal ATATÜRK'ü temsil eden ve Devrim yasalarıyla Meclis-i Ayan-da kabul edilen Türk lirasının Ağyarın Dolarına Türab olmasıdır en köklü cehalet.... -------OZAN ÇAKIROĞLU KALEMİNDEN--------
-------Devri zaman 1919 lar. İstanbul işgal altın da. Yirmi yaşların da oldukça güzel bir kız, yakışıklı bir Avukatla tanışıp nişanlanıyorlar. Gel zaman, git zaman derken etrafta Delikanlının hakkında dedikodular ayyuka çıkıyor. Doğrudan gelip nişanlı Kızın kendisine söylüyorlar. Senin nişanlın Avukat değildir. Cami önlerinden Tabut taşıyarak geçimini öyle sağlıyor. Sonun da Kız doğrudan nişanlısına soruyor. Sen Camii Şeriflerden Cenaze Tabutu mu taşıyorsun. Delikanlı evet doğrudur diyor. -------Güzel, alımlı ve bir o. kadar da ön yargılı olan Kız nişanı bozuyor. Zaman geçi- yor Kız bir başka Herifle evleniyor ve bir de çocuğu oluyor. Bu arada Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK Türkiye Cumhuriyetini kuruyor. Yıl 1925- Bir gün bahse konu olan hanım Kızımız, yanın da dört yaşın da çocuğuyla Çarşıda eski nişanlısına denk ge- liyor. Delikanlı eski nişanlısını görünce, hemen Ceketinin düğmelerini düğümleyip selamlaşıyor. Delikanlı Kıza bir Kahve ikram etmek için hemen karşıda olan iş yerine davet ediyor. Kız da kabul ediyor. Bürönün Lehvasın da Avukat filanca yaz- maktadır. Bunu gören Kız sorar siz gerçekten Avukatmısınız? Delikanlı evet anla- mında başını sallar. Kız sorar o, zaman neden Tabut taşıyıcılığı yapıyordunuz? Avukat cevap verir biz Mustafa Kemal'in Askerleriyiz. Cami altlarına yapılan sığı- naklardan Muharebe Cephelerine o, gördüğünüz Tabutlarla Askeri mühimmat taşı- yorduk der...Ve o, güzel hanım Kız dumura uğrar. ------Türkiye Ulusal Cumhuriyetimiz böyle yiğitler sayesin de kurulmuştur...Cümle Şehitlerimizin Mekânları Cennet ve Ruhları şad olsun... ---------OZAN ÇAKIROĞLU---------
--------MATEYALİST FELSEFENİN METAFİZİK FELSEFEYLE HARMANLANIP -------------------SOSYAL YAŞAMA KOMBİNE EDİLMESİ------------ ------Materyalist Felsefe Aile'de filizlenir, Çevre faktörleriyle tomurcuklanır, müspet Fen-bilimle dallanır, Hiyerarşik sistemle şekillenir. Sosyal yaşam biçimiyle sübuta erer. Akıl, Vicdan ve Ahlak üçlüsü Bireylerin Anatomik yapısıyla doğru orantılıdır. Yani Karakter bireyin bedensel, duygusal ve zihinsel değer yargıların tümüdür. ------Metafizik Felsefe, Hak ve hakikatı öğütler. Rehberi müspet bilim değil. Kuran-a dayalı Farz-ı Ayet, Farz-ı kifaye ve Sünnet-i seniyye'dir. Hak-hakikat insanların Manevi, Ahlaki, Siyasi, Sosyal ve kültürel elbisesidir. Ancak bazı İlahiyatçılar Siyası faktörü reddederler. Metafizik Felsefe en yüce makam olarak İnsan'ı baz alır. Bütün mahlukatlar Beşer Alemine hizmet için var olmuşlardır. Alemi İNSAN Yaradana karşı kulluk sorumluluğunu yerine ve beraberinde Toplumsal tezahürü olan Amel-i Salihtir. ------Gelelim her iki felsefenin harmanlanıp sosyal realitede kombine edilmesine. Örnek olarak Merhum İlahiyatçı Yaşar Nuri Öztürk'ü verebiliriz. Kendileri İslami ve Materyalist bir Mürşid-i Arifti. Diğer taraftan sadece Metafizik Felsefeyi savunan ve sosyal yaşam da uygulayan Yazar da Sayın Emine Şenlikoğlu'dur... -------Buradan herkes filozof olmuş diyen mevcudiyete sesleniyorum. Biz ne bir Filozofuz ne de bir kâhiniz. Kendi yağımızda kavrulan ve biraz meseleleri irdeleyip harmanlayan solgun Kalemleriz. Amma ve lakin mütemadiyen yabancı yazarları güncelleyip, Neslimize ağyar kültürünün reklamını yapmıyoruz...VESSELAM. ------------OZAN ÇAKIROĞLU---------------
-------İşte benim de demek istediğim tam olarak buydu. Meselenin ve ya bir olgunun Sebep sonuç ilişkisini bir başkası değil de, neden kendiniz sübuta erdirmiyorsunuz. Ya da neden eylemsiz bir devinim sergiliyorsunuz. -------Ben hiç bir zaman insan ilişkilerine Eril ya da Dişil açıdan yaklaşmadım. Materyalist Felsefi açıdan irdeleyip, araştırır ve Sosyal Realiteye uygun davranış sergilerim. Ehhh biz de Beşeriz, zaman-zaman sektelediğimiz mutlaka olmuştur. Haa Zat-ı Alinizin bütün o, gölgelasyonlu deyimlerinizin muhteviyatını çok iyi anlamaktayım. ------Ayrıca Şahsınızın farklı bir özelliği de Metafizik Felsefeyi, Materyalist Felsefeyle harmanlayıp, sosyal hayata usta bir şekil de kombine etmeniz. Ben şimdi buradan hareketle Destani bir şiir çıkarabilirim. HÜRMETLERİMLE.
-------Merhum İngiliz Romancı Jane Austen'in değimine kesinlikle katılmıyorum. Örneğin, Uluslar arası Diplomasi de Karakter değil, doğru tarz, doğru bilgi ve doğru analiz kabul görür. -------Aşağıda ki karakter analiz yazınızda da Robert Greene'nin adını düşmüş- sünüz. O, analizi siz daha geniş ve daha etkili bir şekil de anlatabilirdiniz. . -------Vicdandan Yoksun bir Akıl-a itibar edilmez. Salt akıl menfaat içerir. Cümlesi Zat-ı Alinize aittir. Ben sizin bu deyiminizi müstenet yaparak Akıl ve Vicdan'ı hem nesirle hem de Şiirle güncelledim...VESSELAM.
DÜNYA'NIN ÇARKI BOZULDU
.
Demokrasi kalktı, bozuldu mizan
Medeniyet çöktü, kalmadı izan
Ayırt edilmiyor Erkek-kız kızan
Kadınla Erkeğin farkı kalmadı.
.
Cehalet çağladı, dört yanı sardı
Kaos-Kargaşanın, kesilmez ardı
Vatan-ı bölmektir bunların derdi
Kanundan-yasadan korku kalmadı.
.
Karunlar Sarayda-Köşkte yaşıyor
Viskisi Sofra da, Göbek kaşıyor
Yoksulun-Öksüzün fendi şaşıyor
Meskeni-mekânı barkı kalmadı.
.
İşçisi-Memuru, şaşırmış yolu
Emekli de kemer tutmuyor beli
Çiftçiyi kavurmuş, hazanın yeli
Tükendi mecali, sabrı kalmadı.
.
Çakıroğlu yazdı, dokundu saza
Bu Vatan Atadan, emanet bize
İnşallah yakında, çıkarız düze
Ağıt'ı-Destan'ı Türkü kalmadı...
**** **** ****
----OZAN ÇAKIROĞLU----
----------DİPLOMALI CEHALET----------
--------Diplomalı cenahta bir meslek haline dönüşmüş ÖN YARGI. Sevmediği, fikirlerine
ters düşen ve kendisini onaylamayan-alkışlamayan her kişiyi cehaletlikle itham ediyorlar.
Ayrıca okuma-yazma bilmeyen, Kitaplarla iletişim kuramayan, Kendi Lehçesini kullanan
ve Anadolu örfü kültürüne bağlı bütün Vatandaşları Çağın cahilleri diye lansa edilmekte-
dirler. Her fırsatta ve her ortamda Şu okul-bu okul mevzunuyum diye maskaralık yapıl-
maktadır. Bu ve benzeri davranışlar Toplum da ayrışmalara neden olmaktadır.
---------Asıl Cehalet, Kişinin Ontolojik mahiyetini kavrayamaması, kendini ve bulunduğu
konumu bilmemesi, ya da inkâr etmesidir. Bilgi çağında, bireylerin Meslek edinebilmesi
için Diploma peşinde cebelleşirken, Yavaş-yavaş Anadolu örfü kültüründen uzaklaşma-
sıdır asıl Cehalet. Türk Ulusal Müfredatımızın Batıl ve Batı kültürüne yenilmesidir asıl
cehalet.. Batının Moda kültürüne şebek olmaktır en büyük cehalet. Her şeyden daha
vahimi Mustafa Kemal ATATÜRK'ü temsil eden ve Devrim yasalarıyla Meclis-i Ayan-da
kabul edilen Türk lirasının Ağyarın Dolarına Türab olmasıdır en köklü cehalet....
-------OZAN ÇAKIROĞLU KALEMİNDEN--------
-------Dünya Geçek, Ölüm Haktır...
Ahiret Dünyanın bir parçasıdır. Ve her Mahlukat ölümlüdür....
--------OZAN ÇAKIROĞLU----------
*****Eyvallah Kardeşim*****
*****Bu Devran-i Alem de Her kim diyorsa ki bütün fikirlere
saygı duymak zorunluluğu vardır. O, mevcudiyet halt etmiştir.
-----OZAN ÇAKIROĞLU-------
-------Devri zaman 1919 lar. İstanbul işgal altın da. Yirmi yaşların da oldukça
güzel bir kız, yakışıklı bir Avukatla tanışıp nişanlanıyorlar. Gel zaman, git zaman
derken etrafta Delikanlının hakkında dedikodular ayyuka çıkıyor. Doğrudan gelip
nişanlı Kızın kendisine söylüyorlar. Senin nişanlın Avukat değildir. Cami önlerinden
Tabut taşıyarak geçimini öyle sağlıyor. Sonun da Kız doğrudan nişanlısına soruyor.
Sen Camii Şeriflerden Cenaze Tabutu mu taşıyorsun. Delikanlı evet doğrudur diyor.
-------Güzel, alımlı ve bir o. kadar da ön yargılı olan Kız nişanı bozuyor. Zaman geçi-
yor Kız bir başka Herifle evleniyor ve bir de çocuğu oluyor. Bu arada Gazi Mustafa
Kemal ATATÜRK Türkiye Cumhuriyetini kuruyor. Yıl 1925- Bir gün bahse konu olan
hanım Kızımız, yanın da dört yaşın da çocuğuyla Çarşıda eski nişanlısına denk ge-
liyor. Delikanlı eski nişanlısını görünce, hemen Ceketinin düğmelerini düğümleyip
selamlaşıyor. Delikanlı Kıza bir Kahve ikram etmek için hemen karşıda olan iş
yerine davet ediyor. Kız da kabul ediyor. Bürönün Lehvasın da Avukat filanca yaz-
maktadır. Bunu gören Kız sorar siz gerçekten Avukatmısınız? Delikanlı evet anla-
mında başını sallar. Kız sorar o, zaman neden Tabut taşıyıcılığı yapıyordunuz?
Avukat cevap verir biz Mustafa Kemal'in Askerleriyiz. Cami altlarına yapılan sığı-
naklardan Muharebe Cephelerine o, gördüğünüz Tabutlarla Askeri mühimmat taşı-
yorduk der...Ve o, güzel hanım Kız dumura uğrar.
------Türkiye Ulusal Cumhuriyetimiz böyle yiğitler sayesin de kurulmuştur...Cümle
Şehitlerimizin Mekânları Cennet ve Ruhları şad olsun...
---------OZAN ÇAKIROĞLU---------
****Ahlaki ve vicdani nizam, ancak Hak-hukuk ve Adaletle sağlanır****
-----------------OZAN ÇAKIROĞLU------------------
--------MATEYALİST FELSEFENİN METAFİZİK FELSEFEYLE HARMANLANIP
-------------------SOSYAL YAŞAMA KOMBİNE EDİLMESİ------------
------Materyalist Felsefe Aile'de filizlenir, Çevre faktörleriyle tomurcuklanır, müspet
Fen-bilimle dallanır, Hiyerarşik sistemle şekillenir. Sosyal yaşam biçimiyle sübuta
erer. Akıl, Vicdan ve Ahlak üçlüsü Bireylerin Anatomik yapısıyla doğru orantılıdır.
Yani Karakter bireyin bedensel, duygusal ve zihinsel değer yargıların tümüdür.
------Metafizik Felsefe, Hak ve hakikatı öğütler. Rehberi müspet bilim değil. Kuran-a
dayalı Farz-ı Ayet, Farz-ı kifaye ve Sünnet-i seniyye'dir. Hak-hakikat insanların
Manevi, Ahlaki, Siyasi, Sosyal ve kültürel elbisesidir. Ancak bazı İlahiyatçılar
Siyası faktörü reddederler. Metafizik Felsefe en yüce makam olarak İnsan'ı baz
alır. Bütün mahlukatlar Beşer Alemine hizmet için var olmuşlardır. Alemi İNSAN
Yaradana karşı kulluk sorumluluğunu yerine ve beraberinde Toplumsal tezahürü
olan Amel-i Salihtir.
------Gelelim her iki felsefenin harmanlanıp sosyal realitede kombine edilmesine.
Örnek olarak Merhum İlahiyatçı Yaşar Nuri Öztürk'ü verebiliriz. Kendileri İslami
ve Materyalist bir Mürşid-i Arifti. Diğer taraftan sadece Metafizik Felsefeyi savunan
ve sosyal yaşam da uygulayan Yazar da Sayın Emine Şenlikoğlu'dur...
-------Buradan herkes filozof olmuş diyen mevcudiyete sesleniyorum. Biz ne bir
Filozofuz ne de bir kâhiniz. Kendi yağımızda kavrulan ve biraz meseleleri irdeleyip
harmanlayan solgun Kalemleriz. Amma ve lakin mütemadiyen yabancı yazarları
güncelleyip, Neslimize ağyar kültürünün reklamını yapmıyoruz...VESSELAM.
------------OZAN ÇAKIROĞLU---------------
-------İşte benim de demek istediğim tam olarak buydu. Meselenin ve ya
bir olgunun Sebep sonuç ilişkisini bir başkası değil de, neden kendiniz
sübuta erdirmiyorsunuz. Ya da neden eylemsiz bir devinim sergiliyorsunuz.
-------Ben hiç bir zaman insan ilişkilerine Eril ya da Dişil açıdan yaklaşmadım.
Materyalist Felsefi açıdan irdeleyip, araştırır ve Sosyal Realiteye uygun
davranış sergilerim. Ehhh biz de Beşeriz, zaman-zaman sektelediğimiz
mutlaka olmuştur. Haa Zat-ı Alinizin bütün o, gölgelasyonlu deyimlerinizin
muhteviyatını çok iyi anlamaktayım.
------Ayrıca Şahsınızın farklı bir özelliği de Metafizik Felsefeyi, Materyalist
Felsefeyle harmanlayıp, sosyal hayata usta bir şekil de kombine etmeniz.
Ben şimdi buradan hareketle Destani bir şiir çıkarabilirim. HÜRMETLERİMLE.
-------Merhum İngiliz Romancı Jane Austen'in değimine kesinlikle katılmıyorum.
Örneğin, Uluslar arası Diplomasi de Karakter değil, doğru tarz, doğru bilgi ve
doğru analiz kabul görür.
-------Aşağıda ki karakter analiz yazınızda da Robert Greene'nin adını düşmüş-
sünüz. O, analizi siz daha geniş ve daha etkili bir şekil de anlatabilirdiniz.
.
-------Vicdandan Yoksun bir Akıl-a itibar edilmez. Salt akıl menfaat içerir.
Cümlesi Zat-ı Alinize aittir. Ben sizin bu deyiminizi müstenet yaparak Akıl ve
Vicdan'ı hem nesirle hem de Şiirle güncelledim...VESSELAM.