Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Vezir Pehlevan
Vezir Pehlevan

HER İNSAN BİR DEĞERDİR, KARŞILIKLI SEVGİ VE SAYGI İNSANLARIN EN BÜYÜK HAZİNESİDİR...

  • Yurtseverler Köşesi19.12.2023 - 12:25


    DÜNYA'NIN ÇARKI BOZULDU
    .
    Demokrasi kalktı, bozuldu mizan
    Medeniyet çöktü, kalmadı izan
    Ayırt edilmiyor Erkek-kız kızan
    Kadınla Erkeğin farkı kalmadı.
    .
    Cehalet çağladı, dört yanı sardı
    Kaos-Kargaşanın, kesilmez ardı
    Vatan-ı bölmektir bunların derdi
    Kanundan-yasadan korku kalmadı.
    .
    Karunlar Sarayda-Köşkte yaşıyor
    Viskisi Sofra da, Göbek kaşıyor
    Yoksulun-Öksüzün fendi şaşıyor
    Meskeni-mekânı barkı kalmadı.
    .
    İşçisi-Memuru, şaşırmış yolu
    Emekli de kemer tutmuyor beli
    Çiftçiyi kavurmuş, hazanın yeli
    Tükendi mecali, sabrı kalmadı.
    .
    Çakıroğlu yazdı, dokundu saza
    Bu Vatan Atadan, emanet bize
    İnşallah yakında, çıkarız düze
    Ağıt'ı-Destan'ı Türkü kalmadı...
    **** **** ****
    ----OZAN ÇAKIROĞLU----

  • Yurtseverler Köşesi19.12.2023 - 11:39

    ----------DİPLOMALI CEHALET----------
    --------Diplomalı cenahta bir meslek haline dönüşmüş ÖN YARGI. Sevmediği, fikirlerine
    ters düşen ve kendisini onaylamayan-alkışlamayan her kişiyi cehaletlikle itham ediyorlar.
    Ayrıca okuma-yazma bilmeyen, Kitaplarla iletişim kuramayan, Kendi Lehçesini kullanan
    ve Anadolu örfü kültürüne bağlı bütün Vatandaşları Çağın cahilleri diye lansa edilmekte-
    dirler. Her fırsatta ve her ortamda Şu okul-bu okul mevzunuyum diye maskaralık yapıl-
    maktadır. Bu ve benzeri davranışlar Toplum da ayrışmalara neden olmaktadır.
    ---------Asıl Cehalet, Kişinin Ontolojik mahiyetini kavrayamaması, kendini ve bulunduğu
    konumu bilmemesi, ya da inkâr etmesidir. Bilgi çağında, bireylerin Meslek edinebilmesi
    için Diploma peşinde cebelleşirken, Yavaş-yavaş Anadolu örfü kültüründen uzaklaşma-
    sıdır asıl Cehalet. Türk Ulusal Müfredatımızın Batıl ve Batı kültürüne yenilmesidir asıl
    cehalet.. Batının Moda kültürüne şebek olmaktır en büyük cehalet. Her şeyden daha
    vahimi Mustafa Kemal ATATÜRK'ü temsil eden ve Devrim yasalarıyla Meclis-i Ayan-da
    kabul edilen Türk lirasının Ağyarın Dolarına Türab olmasıdır en köklü cehalet....
    -------OZAN ÇAKIROĞLU KALEMİNDEN--------

  • bir söz bırak!19.12.2023 - 10:59


    -------Dünya Geçek, Ölüm Haktır...
    Ahiret Dünyanın bir parçasıdır. Ve her Mahlukat ölümlüdür....
    --------OZAN ÇAKIROĞLU----------

  • serbest kürsü19.12.2023 - 10:51


    *****Eyvallah Kardeşim*****

  • bir söz bırak!18.12.2023 - 21:58


    *****Bu Devran-i Alem de Her kim diyorsa ki bütün fikirlere
    saygı duymak zorunluluğu vardır. O, mevcudiyet halt etmiştir.
    -----OZAN ÇAKIROĞLU-------

  • serbest kürsü18.12.2023 - 21:42


    -------Devri zaman 1919 lar. İstanbul işgal altın da. Yirmi yaşların da oldukça
    güzel bir kız, yakışıklı bir Avukatla tanışıp nişanlanıyorlar. Gel zaman, git zaman
    derken etrafta Delikanlının hakkında dedikodular ayyuka çıkıyor. Doğrudan gelip
    nişanlı Kızın kendisine söylüyorlar. Senin nişanlın Avukat değildir. Cami önlerinden
    Tabut taşıyarak geçimini öyle sağlıyor. Sonun da Kız doğrudan nişanlısına soruyor.
    Sen Camii Şeriflerden Cenaze Tabutu mu taşıyorsun. Delikanlı evet doğrudur diyor.
    -------Güzel, alımlı ve bir o. kadar da ön yargılı olan Kız nişanı bozuyor. Zaman geçi-
    yor Kız bir başka Herifle evleniyor ve bir de çocuğu oluyor. Bu arada Gazi Mustafa
    Kemal ATATÜRK Türkiye Cumhuriyetini kuruyor. Yıl 1925- Bir gün bahse konu olan
    hanım Kızımız, yanın da dört yaşın da çocuğuyla Çarşıda eski nişanlısına denk ge-
    liyor. Delikanlı eski nişanlısını görünce, hemen Ceketinin düğmelerini düğümleyip
    selamlaşıyor. Delikanlı Kıza bir Kahve ikram etmek için hemen karşıda olan iş
    yerine davet ediyor. Kız da kabul ediyor. Bürönün Lehvasın da Avukat filanca yaz-
    maktadır. Bunu gören Kız sorar siz gerçekten Avukatmısınız? Delikanlı evet anla-
    mında başını sallar. Kız sorar o, zaman neden Tabut taşıyıcılığı yapıyordunuz?
    Avukat cevap verir biz Mustafa Kemal'in Askerleriyiz. Cami altlarına yapılan sığı-
    naklardan Muharebe Cephelerine o, gördüğünüz Tabutlarla Askeri mühimmat taşı-
    yorduk der...Ve o, güzel hanım Kız dumura uğrar.
    ------Türkiye Ulusal Cumhuriyetimiz böyle yiğitler sayesin de kurulmuştur...Cümle
    Şehitlerimizin Mekânları Cennet ve Ruhları şad olsun...
    ---------OZAN ÇAKIROĞLU---------

  • bir söz bırak!18.12.2023 - 20:46


    ****Ahlaki ve vicdani nizam, ancak Hak-hukuk ve Adaletle sağlanır****
    -----------------OZAN ÇAKIROĞLU------------------

  • Yurtseverler Köşesi18.12.2023 - 14:04


    --------MATEYALİST FELSEFENİN METAFİZİK FELSEFEYLE HARMANLANIP
    -------------------SOSYAL YAŞAMA KOMBİNE EDİLMESİ------------
    ------Materyalist Felsefe Aile'de filizlenir, Çevre faktörleriyle tomurcuklanır, müspet
    Fen-bilimle dallanır, Hiyerarşik sistemle şekillenir. Sosyal yaşam biçimiyle sübuta
    erer. Akıl, Vicdan ve Ahlak üçlüsü Bireylerin Anatomik yapısıyla doğru orantılıdır.
    Yani Karakter bireyin bedensel, duygusal ve zihinsel değer yargıların tümüdür.
    ------Metafizik Felsefe, Hak ve hakikatı öğütler. Rehberi müspet bilim değil. Kuran-a
    dayalı Farz-ı Ayet, Farz-ı kifaye ve Sünnet-i seniyye'dir. Hak-hakikat insanların
    Manevi, Ahlaki, Siyasi, Sosyal ve kültürel elbisesidir. Ancak bazı İlahiyatçılar
    Siyası faktörü reddederler. Metafizik Felsefe en yüce makam olarak İnsan'ı baz
    alır. Bütün mahlukatlar Beşer Alemine hizmet için var olmuşlardır. Alemi İNSAN
    Yaradana karşı kulluk sorumluluğunu yerine ve beraberinde Toplumsal tezahürü
    olan Amel-i Salihtir.
    ------Gelelim her iki felsefenin harmanlanıp sosyal realitede kombine edilmesine.
    Örnek olarak Merhum İlahiyatçı Yaşar Nuri Öztürk'ü verebiliriz. Kendileri İslami
    ve Materyalist bir Mürşid-i Arifti. Diğer taraftan sadece Metafizik Felsefeyi savunan
    ve sosyal yaşam da uygulayan Yazar da Sayın Emine Şenlikoğlu'dur...
    -------Buradan herkes filozof olmuş diyen mevcudiyete sesleniyorum. Biz ne bir
    Filozofuz ne de bir kâhiniz. Kendi yağımızda kavrulan ve biraz meseleleri irdeleyip
    harmanlayan solgun Kalemleriz. Amma ve lakin mütemadiyen yabancı yazarları
    güncelleyip, Neslimize ağyar kültürünün reklamını yapmıyoruz...VESSELAM.
    ------------OZAN ÇAKIROĞLU---------------

  • Mavinin İzi17.12.2023 - 21:06


    -------İşte benim de demek istediğim tam olarak buydu. Meselenin ve ya
    bir olgunun Sebep sonuç ilişkisini bir başkası değil de, neden kendiniz
    sübuta erdirmiyorsunuz. Ya da neden eylemsiz bir devinim sergiliyorsunuz.
    -------Ben hiç bir zaman insan ilişkilerine Eril ya da Dişil açıdan yaklaşmadım.
    Materyalist Felsefi açıdan irdeleyip, araştırır ve Sosyal Realiteye uygun
    davranış sergilerim. Ehhh biz de Beşeriz, zaman-zaman sektelediğimiz
    mutlaka olmuştur. Haa Zat-ı Alinizin bütün o, gölgelasyonlu deyimlerinizin
    muhteviyatını çok iyi anlamaktayım.
    ------Ayrıca Şahsınızın farklı bir özelliği de Metafizik Felsefeyi, Materyalist
    Felsefeyle harmanlayıp, sosyal hayata usta bir şekil de kombine etmeniz.
    Ben şimdi buradan hareketle Destani bir şiir çıkarabilirim. HÜRMETLERİMLE.

  • Mavinin İzi17.12.2023 - 17:20



    -------Merhum İngiliz Romancı Jane Austen'in değimine kesinlikle katılmıyorum.
    Örneğin, Uluslar arası Diplomasi de Karakter değil, doğru tarz, doğru bilgi ve
    doğru analiz kabul görür.
    -------Aşağıda ki karakter analiz yazınızda da Robert Greene'nin adını düşmüş-
    sünüz. O, analizi siz daha geniş ve daha etkili bir şekil de anlatabilirdiniz.
    .
    -------Vicdandan Yoksun bir Akıl-a itibar edilmez. Salt akıl menfaat içerir.
    Cümlesi Zat-ı Alinize aittir. Ben sizin bu deyiminizi müstenet yaparak Akıl ve
    Vicdan'ı hem nesirle hem de Şiirle güncelledim...VESSELAM.