Kırgın umutta Keder tortusunda Acıda, zehirde, pusuda Yılma Doğan günü bekle
Çünkü tutar bir erik ağacı sunar sana Doğan gün Van gölünden bir sabah Bir kıvılcım, bir titreşim Bir tutam akdeniz Süphancı bir serinlik Ve genç bir gerinme Usulcacık saç hışırtıları Bir dudaktan buğulanan sıcaklık Tutar getirir Doğan gün
Öpücük gibi konar gözlerinde bir melodi Sevgilin gibi dokunur parmaklarına bir kedi Ve kavga ve zulüm ve ateş Hep birlikte örülen bir türkü Güzel yapmak için, güzel olmak için Çünkü hayat dönen, kıvrılan Yanan bir ibrişimdir Tutar getirir Doğan gün
Artaç, ben de Özne gibi, zaman zaman aynı yanılgıya düşüyorum, karışıyor isimler :)) Ahmet İhsan Bey 'in (kendisi, böyle hitap edilsin istiyor!) kulakları çınlasın :))
Anlatmak istedikçe herşeyi, birden yitiriyorum Bir kutupyıldızı, bir ben, bir dinmeyen ağrılarım Yapayalnız kalıyorum birden güzelim Ve müthiş ağlamak istiyorum.. Gecenin, kanatları kırık bir saati var, Bilmem bilir misin? Ölüm korkusu, alkol gibi yayılır damarlara Sakın o saatte sokaklara çıkma Denize bakma Karanlığa Yıldızlara bakma sakın O saat İşte güzelim, o saat Ölüm, o ateşkuşu Ölüm; o mavidüğüm Deniz kızlarının türküsünü söyler Ben yalnızım Orkestrada kırık bir saz Kanayarak koşan bir kurt Yüreğim dağ başında unutulmuş Vakur bir bayrak, yırtılırcasına Bir kutup yıldızı, bir ben, bir dinmeyen ağrılarım Çiftleşen kuşların, böceklerin, insanların yalnızlığı Ve müthiş ağlamak istiyorum...
Yeter olsun gözlerinde ışık fırtınası Sözlerinde baskı yasası, yeter ! Hangi kavgayı özlesem, suskunum sana Zafer sabahlarında gece kadar Bayram sabahlarında yas kadar suskun Böyle güzelliklere de Böyle suskunluklara da lanet olsun Al bu suskunluğumu, al artık Al ki, Bütün gürültüler kahrolsun...
Le Trio Joubran, Filistinli üç kardeş ; Samir, Wissam ve Adnan'dan oluşan bir ud üçlüsü. Oldukça kederli ve duygusal müzikleriyle, Filistinlilerin acılarını ve Filistin kültürünü temsil ederek, uluslararası dünya müziği sahnesinde büyük ilgi görüyorlar...
Ben senin en çok sesini sevdim Buğulu çoğu zaman, taze bir ekmek gibi Önce aşka çağıran,sonra dinlendiren Bana her zaman dost, her zaman sevgili
Ben senin en çok ellerini sevdim Bir pınar serinliğinde, küçücük ve ak pak Nice güzellikler gördüm yeryüzünde En güzeli bir sabah ellerinle uyanmak
Ben senin en çok gözlerini sevdim Kâh çocukça mavi, kâh inadına yeşil Aydınlıklar, esenlikler, mutluluklar Hiç biri gözlerin kadar anlamlı değil
Ben senin en çok gülüşünü sevdim Sevindiren, içimde umut çiçekleri açtıran Unutturur bana birden acıları, güçlükleri Dünyam aydınlanır sen güldüğün zaman
Ben senin en çok davranışlarını sevdim Güçsüze merhametini, zalime direnişini Haksızlıklar, zorbalıklar karşısında Vahşi ve mağrur bir dişi kaplan kesilişini
Ben senin en çok sevgi dolu yüreğini sevdim Tüm çocuklara kanat geren anneliğini Nice sevgilerin bir pula satıldığı bir dünyada Sensin, her şeyin üstünde tutan sevdiğini
Ben senin en çok bana yansımanı sevdim Bende yeniden var olmanı, benimle bütünleşmeni Mertliğini, yalansızlığını, dupduruluğunu sevdim Ben seni sevdim, ben seni sevdim, ben seni...
Güneşi, gülüşüne nasıl sığdırdın?
Kırgın umutta
Keder tortusunda
Acıda, zehirde, pusuda
Yılma
Doğan günü bekle
Çünkü tutar bir erik ağacı sunar sana
Doğan gün
Van gölünden bir sabah
Bir kıvılcım, bir titreşim
Bir tutam akdeniz
Süphancı bir serinlik
Ve genç bir gerinme
Usulcacık saç hışırtıları
Bir dudaktan buğulanan sıcaklık
Tutar getirir
Doğan gün
Öpücük gibi konar gözlerinde bir melodi
Sevgilin gibi dokunur parmaklarına bir kedi
Ve kavga ve zulüm ve ateş
Hep birlikte örülen bir türkü
Güzel yapmak için, güzel olmak için
Çünkü hayat dönen, kıvrılan
Yanan bir ibrişimdir
Tutar getirir
Doğan gün
Kemal BURKAY
Günaydın :)
Geçmiş olsun Nihat Bey, tekrarı olmasın dilerim.
Artaç, ben de Özne gibi, zaman zaman aynı yanılgıya düşüyorum, karışıyor isimler :)) Ahmet İhsan Bey 'in (kendisi, böyle hitap edilsin istiyor!) kulakları çınlasın :))
Gülümsettiniz beni :))
İyi pazarlar..
Anlatmak istedikçe herşeyi, birden yitiriyorum
Bir kutupyıldızı, bir ben, bir dinmeyen ağrılarım
Yapayalnız kalıyorum birden güzelim
Ve müthiş ağlamak istiyorum..
Gecenin, kanatları kırık bir saati var,
Bilmem bilir misin?
Ölüm korkusu, alkol gibi yayılır damarlara
Sakın o saatte sokaklara çıkma
Denize bakma
Karanlığa
Yıldızlara bakma sakın
O saat
İşte güzelim, o saat
Ölüm, o ateşkuşu
Ölüm; o mavidüğüm
Deniz kızlarının türküsünü söyler
Ben yalnızım
Orkestrada kırık bir saz
Kanayarak koşan bir kurt
Yüreğim dağ başında unutulmuş
Vakur bir bayrak, yırtılırcasına
Bir kutup yıldızı, bir ben, bir dinmeyen ağrılarım
Çiftleşen kuşların, böceklerin, insanların yalnızlığı
Ve müthiş ağlamak istiyorum...
Hasan Hüseyin Korkmazgil
" Unutur muyuz? ASLA!
Güzelleşiriz YASla.."
Fırtınalardan sonra ayakta kalmış, sisler arasından ışığını yansıtan bir deniz feneriyim...
Sen kimsin?
Yeter olsun gözlerinde ışık fırtınası
Sözlerinde baskı yasası, yeter !
Hangi kavgayı özlesem, suskunum sana
Zafer sabahlarında gece kadar
Bayram sabahlarında yas kadar suskun
Böyle güzelliklere de
Böyle suskunluklara da lanet olsun
Al bu suskunluğumu, al artık
Al ki,
Bütün gürültüler kahrolsun...
Adnan Yücel
Yuvarlağın köşeleri gibiyim, sadece kendime çizikler atıyoRuhum...
Sen nasılsın?
Le Trio Joubran, Filistinli üç kardeş ; Samir, Wissam ve Adnan'dan oluşan bir ud üçlüsü. Oldukça kederli ve duygusal müzikleriyle, Filistinlilerin acılarını ve Filistin kültürünü temsil ederek, uluslararası dünya müziği sahnesinde büyük ilgi görüyorlar...
Artaç, teşekkür ederim..
Amarna'dan sonra, bir düğüm de sen attın boğazıma... Nedensiz ağlamak mı? Yoksa ağlamak için sayısız sebep bulmak mı?
Allah rahmet eylesin.. Sabır diliyorum..
Yüreğine sağlık.. Çok güzel anlatmışsın..
SEVİ ŞİİRİ
Ben senin en çok sesini sevdim
Buğulu çoğu zaman, taze bir ekmek gibi
Önce aşka çağıran,sonra dinlendiren
Bana her zaman dost, her zaman sevgili
Ben senin en çok ellerini sevdim
Bir pınar serinliğinde, küçücük ve ak pak
Nice güzellikler gördüm yeryüzünde
En güzeli bir sabah ellerinle uyanmak
Ben senin en çok gözlerini sevdim
Kâh çocukça mavi, kâh inadına yeşil
Aydınlıklar, esenlikler, mutluluklar
Hiç biri gözlerin kadar anlamlı değil
Ben senin en çok gülüşünü sevdim
Sevindiren, içimde umut çiçekleri açtıran
Unutturur bana birden acıları, güçlükleri
Dünyam aydınlanır sen güldüğün zaman
Ben senin en çok davranışlarını sevdim
Güçsüze merhametini, zalime direnişini
Haksızlıklar, zorbalıklar karşısında
Vahşi ve mağrur bir dişi kaplan kesilişini
Ben senin en çok sevgi dolu yüreğini sevdim
Tüm çocuklara kanat geren anneliğini
Nice sevgilerin bir pula satıldığı bir dünyada
Sensin, her şeyin üstünde tutan sevdiğini
Ben senin en çok bana yansımanı sevdim
Bende yeniden var olmanı, benimle bütünleşmeni
Mertliğini, yalansızlığını, dupduruluğunu sevdim
Ben seni sevdim, ben seni sevdim, ben seni...
Ümit Yaşar OĞUZCAN
Sevmek için , sayısız neden bulmaktır AŞK...