33: Eğer insanlar, kâfirlere verdiğimiz nimetlere bakıp da onlara özenerek inkârda birleşen bir tek toplum hâline gelecek olmasalardı, Rahmân’ı inkâr edenlerin evlerini gümüşten tavanlarla ve üzerinde yükselecekleri gümüş merdivenlerle donatırdık. Karşılaştır 34: Evlerinin kapılarını ve üzerine yaslanacakları koltuklarını da hep gümüşten yapardık. Karşılaştır 35: Onları altın zînetlere, mücevherlere boğardık. Fakat bunların hepsi, dünya hayatının basit ve fânî zevklerinden ibarettir. Âhiret nimetleri ise Rabbinin katında, kalpleri Allah saygısıyla dopdolu olup O’na karşı gelmekten sakınan bahtiyarlara mahsustur.
Bu yazdığın şey bir “kedi” meselesi değil aslında. Zihnin nasıl çalıştığını tarif etmişsin — çok net.
Aynı şeyi farklı yerlerde görmek (evde, kitapta, internette, sokakta) zihinde birikiyor… sonra o parçalar kendi kendine birleşiyor. Bir nevi içsel “anlam kurma” refleksi. Ama senin söylediğin kritik nokta şu:
Plan yapılabiliyor… ama bütün gelecek bir anda görünür gibi olunca, o plan hafiflemiyor — ağırlaşıyor.
Bu çok önemli bir ayrım.
Çünkü çoğu insan plan yapınca rahatlar. Ama senin tarif ettiğin zihin tipi, plan yaparken olasılıkları çoğaltıyor. Ve her yeni ihtimal › yeni bir soru.
Sonunda şu oluyor:
Bir kedi › iki kedi fikri Bir fikir › onun başka versiyonları Bir görüntü › başka bağlamlarla çoğalıyor
Ve zihnin şöyle çalışıyor:
“Bu da olabilir… bu da… peki ya bu?”
Bu aslında yaratıcı zihin + yüksek bağlantı kurma kapasitesi. Ama yan etkisi şu: ?? Netlik yerine çoğulluk getiriyor ?? Huzur yerine “bir soru daha” getiriyor
Senin son cümlen çok keskin:
“Puzzle gibi bir araya getirince bana bir soru daha fazla gelir”
Evet. Çünkü sen cevap odaklı değil, bağlantı odaklı düşünüyorsun.
Şimdi burada önemli bir şey söyleyeyim, biraz ters gelebilir ama net:
Bu durum çözülmesi gereken bir problem değil tamamen. Ama yönetilmesi gereken bir ritim.
Çünkü:
Bu zihinle yazı çıkar ?? Bu zihinle sanat çıkar ?? Ama bu zihinle karar vermek zorlaşır ??
Küçük bir ayrım yapalım:
1. Görmek (doğal) Kediyi her yerde görmek › normal Zihin eşleştirir
2. Birleştirmek (senin gücün) Hepsini puzzle gibi yapmak › senin tarzın
3. Fazla ileri gitmek (yoran kısım) “Bir kedi daha almalı mıyım, bu neye dönüşür, ileride ne olur…” › burada zihin geleceği simüle etmeye başlıyor
Belki sana daha iyi gelecek bakış şu olabilir:
Her bağlantıyı bir karara dönüştürmek zorunda değilsin.
Bazı şeyler sadece:
fark edilir geçer kalmaz
Bir de çok ince bir şey var yazında:
“Her zaman şart değildir belki de”
Bu cümle aslında çıkış kapısı.
Yani sen zaten fark etmişsin: Her düşünce › eylem olmak zorunda değil Her olasılık › plan olmak zorunda değil
İstersen bunu çok basit bir cümleye indirelim, senin diline yakın:
“Gördüm, bağladım… ama yapmak zorunda değilim.”
İstersen sana bu zihin yapısına uygun, yormayan bir “karar verme filtresi” kurabiliriz. Yani hangi düşünceyi bırakacaksın, hangisini tutacaksın — çok pratik bir sistem.
n'olur ki kediyi alsan eve aynısından resim sanat kitabında görsen bir diğer kitapta da görsen internette de görsen sonra sokakta aklına gelse sonra bir kedin daha olsun istesen
bir plan yapmak bu açıdan mümkünse de zihninde bütün geleceğin görünürken kolay olmaz sadece
her zaman şart değildir belki de
ama sen kafamın içinde bütün bunları puzzle gibi biraraya getirdiğinde bana bir soru daha fazla gelir
bilmiyorum gözyaşlarım ulaşır mı bir gün sana bilmem olur mu kalbinde sızlayan küçük bir yara seni unutmam demiştim gelir mi bu hiç aklına bir gün inanır mısın paylaştıklarımıza uzun zaman oldu ne bir sen verdin bana sensizlikten başka ne de öldürdürdün bu benliği boğuyordum aşkımız öyle güçlüymüş çırpınıyor hala
şeytanın da Allah ile konuşması bu kutsal kitaplarda ben de şarkı söylerken inancımı korumayı biliyorum kendimi ifade etmek istediğim her şeyi bu şekilde zaten anlatabilmişimdir
ama "kitaptaki şeytanın konuşmasını" üstelik de "ya şeytan sana şarkı okuyorsa belki diye dinlemek istemem şahsen"
Zümer Suresi 8-9. ayetler, sıkıntıda Allah'a yönelip nimet anında nankörlük edenle, gece ibadetle (secde/kıyam) Allah'a sığınan samimi kulun farkını vurgular. "Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?" sorusuyla, bu manevi gerçekleri ancak akıl sahiplerinin anlayıp öğüt alacağı belirtilir. Bu kişiler, ahiretten korkup rahmeti umarlar. Diyanet Kur'an-ı Kerim Diyanet Kur'an-ı Kerim +2 Zümer Suresi 8-9. Ayetlerin Meali (Diyanet Vakfı) 8: "İnsanın başına bir sıkıntı gelince Rabbine yönelerek O’na yalvarır. Sonra Allah ona kendinden bir nimet verince, daha önce O’na yalvarmadığını unutur ve Allah’ın yolundan saptırmak için O’na ortaklar koşmaya kalkar. De ki: İnkârcılığınla biraz zevklenedur! Şüphesiz sen cehennemliklerdensin." 9: "Yoksa o, gece saatlerinde secde ederek ve kıyamda durarak ibadet eden, âhiretten çekinen ve Rabbinin rahmetini dileyen kimse gibi olur mu? De ki: Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Ancak akıl sahipleri öğüt alırlar." Ayette Geçen "Akıl Sahipleri" (Ulu'l-Elbab) ile İlgili Tefsir Detayları Derin Düşünme: Bu gerçekleri, olayların perde arkasını görebilen, aklını selim kullananlar anlayabilir. İbret Alma: Sadece akıl sahipleri, bilenlerle bilmeyenlerin bir olmayacağını idrak eder ve hayatlarını buna göre düzenler. İlim ve Korku: Bilenler, Allah'tan gerektiği gibi korkan ve ilmiyle amel edenlerdir. Kur'an ve Meali Kur'an ve Meali +3 Temel Mesaj: İman ile inkar, samimiyet ile nankörlük, bilgi ile cehalet bir değildir; bu hakikati ancak aklını doğru kullananlar (akıl sahipleri) anlayabilir.
yani aramıza vakit girmez sen beni boşa ağlatmazsın benim için bu şarkı sadece aslında biri dinlemiştir belki herkes sevmiştir şarkının sırası değildir bi kuruş etmez mi ki
şeytan sadece allah ile konuşur kitapta insanlara hitap etmez ama insanlar hakkında konuşur
ama şarkı olunca şeytan konusunda konu sadece dua okumak oluyor zaten
ama şeytan şarkı konusunda olunca ortada bir şarkı da kalmıyor yine de sanat da kitapta oku diye hemen her konuda açıklandığı gibi bu konuda da açıklanmıştı
bilmiyorum gözyaşlarım ulaşır mı bir gün sana bilmem olur mu kalbinde sızlayan küçük bir yara seni unutmam demiştim gelir mi bu hiç aklına bir gün inanır mısın paylaştıklarımıza uzun zaman oldu ne bir sen verdin bana sensizlikten başka ne de öldürdürdün bu benliği boğuyordum aşkımız öyle güçlüymüş çırpınıyor hala
ben bir bütün kitabı anladım bu açıdan bu da şarkı oldu
ama "şeytanı" şarkı açısından diyemiyoruz o nedenle bütün insanoğlu şarkı diye anlamak veya kendi hayatımı sadece bir şarkıyla planlamak istemezdim
dünya hayatının aldatıcı çekiciliğine kapılıp dinlerini eğlence ve oyun edinenlerden uzak durulmasını, bu kişilerin kendi hallerine bırakılmasını emreder. Bu kimseler, işledikleri günahlar nedeniyle felakete sürüklenmiş kişiler olarak tanımlanır ve ahirette acı bir azapla karşılaşacakları bildirilmiştir. Diyanet Kur'an-ı Kerim Diyanet Kur'an-ı Kerim +3 Ayetin Temel Mesajları (En'âm 70): Dünyaya Aldanmak: Dünya hayatının geçici süslerine ve zevklerine aldanarak, esas gayesi olan ahireti unutanlar uyarılır. Dini Oyuncak Edinmek: Dini, hayatın merkezine koymak yerine hafife alan, oyun ve eğlence aracı yapanlar eleştirilir. Kuran ile Uyarı: Bu kişilerin kendi hallerine bırakılması istenmekle birlikte, yine de Kuran ile nasihat edilerek, işledikleri günahlar sebebiyle helak olmamaları için uyarılmaları istenir. Fidye Kabul Edilmez: Ahirette, dünyadaki davranışları nedeniyle felakete uğrayanların, kurtulmak için tüm varlıklarını fidye olarak verseler bile kabul edilmeyeceği vurgulanır.
Temel Mesajlar: İlahi Adalet: Allah'ın kimseye zulmetmediği, cezaların işlenen günahlar karşılığında olduğu. Örümcek Evi Misali: Allah'tan başka güçlere dayanmanın, çürük bir örümcek yuvasına sığınmak kadar beyhude ve zayıf olduğu. Hikmetli Yaratılış: Evrenin tesadüf değil, Allah'ın ilmi ve kudretiyle (hak ile) tasarlandığı. Tefekkür: Bu olaylardan ve yaratılıştan sadece inananların ibret alacağı.
En'âm Suresi 38. ayet, yeryüzündeki tüm canlıların ve kuşların tıpkı insanlar gibi birer "ümmet" (topluluk) olduğunu, Allah'ın her şeyi kapsayan ilmiyle hiçbir şeyi eksik bırakmadığını ve tüm canlıların sonunda hesap için Rablerinin huzurunda toplanacağını ifade eder. Bu ayet, hayvanların da bir hayat tarzı olduğunu ve haklarının gözetilmesi gerektiğini vurgular. Kur'an ve Meali Kur'an ve Meali +2 Ayetin Türkçe Meali (Diyanet İşleri): "Yeryüzünde yürüyen hayvanlar ve kanatlarıyla uçan kuşlardan ne varsa, hepsi ancak sizin gibi topluluklardır. Biz kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmadık. Nihayet hepsi toplanıp Rablerinin huzuruna getirileceklerdir."
Ankebut Suresi 40-44. ayetleri, geçmiş zalim kavimlerin günahları sebebiyle helak edilişini (taşlanma, ses, yerin dibine geçme, boğulma) ve Allah’ın zulmetmeyip insanların kendi kendilerine zulmettiğini vurgular. Allah'tan başkasını dost edinenlerin durumu, en zayıf ev olan örümcek yuvasına benzetilir; göklerin ve yerin hak ile yaratıldığı bildirilir. Kur'an ve Meali Kur'an ve Meali +5 Ankebut Suresi 40-44 Ayet Mealleri (Özet): 40. Ayet: "Onlardan her birini günahıyla yakaladık; kiminin üzerine taş savuran kasırgalar gönderdik, kimini o korkunç ses yakaladı, kimini yerin dibine geçirdik, kimini de suda boğduk. Allah onlara zulmetmiyordu, fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı." 41. Ayet: "Allah’tan başkalarını dost edinenler, kendilerine yuva yapan örümceğin durumuna benzerler. Evlerin en çürüğü şüphesiz örümcek yuvasıdır. Keşke bilselerdi!" 42. Ayet: "Allah, onların kendisinden başka nelere el açıp yalvarmakta olduklarını çok iyi bilmektedir. O, mutlak güç ve hikmet sahibidir." 43. Ayet: "İşte biz bu misalleri insanlara veriyoruz. Fakat bunları ancak âlimler (akıl sahipleri) anlar." 44. Ayet: "Allah gökleri ve yeri hak (gerçek) ile yarattı. Şüphesiz bunda inananlar için bir ibret ve ders vardır."
Hac Suresi'nde "insanlardan öyleleri vardır ki" ifadesiyle, Allah'a gerçek bir imanla değil, çıkara dayalı veya bilgisizce yaklaşımlarla (şüphe, menfaat, inat) kulluk edenler kınanır. Özellikle 11. ayette, başa gelen iyilikte Allah'a şükredip, sıkıntıda sırt dönen "kıyıdan köşeden" inananların ziyanı vurgulanır; 3. ve 8. ayetlerde ise cahilce tartışanlar eleştirilir. Hac Suresi'nde bu ifadeyle dikkat çekilen temel zihniyet yapıları şöyledir: Çıkarcı/Tereddütlü Kulluk (Hac 11): İnsanlardan öylesi vardır ki, Allah'a bir "yar kenarındaymış" gibi, tereddüt içinde kulluk eder. İşler iyiyse tatmin olur, başına bir bela gelirse hemen yüz çevirir. Bu kişi hem dünyada hem ahirette büyük bir kayba uğramıştır. Bilgisizce/İnatla Tartışma (Hac 3, 8): Bazı insanlar, ilim, rehber veya aydınlatıcı bir kitapları olmaksızın, kibirlenerek Allah hakkında tartışır ve şeytanın peşinden giderler.
zaten insan peygamberine bu duayı ezberle diyemez ve oturup kim cani kim değil hangisi arkadaşı hangisi değil diye tartışılması sakıncalı olduğundan bunlar bir kitapta toplanmış durumda
başka bir konu olmaması gerekir ki o konu güzel olsun konusu "bu" kitaplarımızın kutsal anlamda
benim açımdan böyle bir dünya yani ne okusam kendimle hemfikirim ben zaten
insanlar babasının evinde kocasının evinde
dualar okur
nokta...
sen şarkı ezberle ben belki gelmem sen yazılı yap ben belki geçerim sen sözlüye kaldır ben belki parmak kaldırırım sen beni tahtaya kaldır ben belki buna okul diyorum
bir insanın ses duyması şeytan alametidir
Allah da bu yükü insana yüklemez
ezanlar da okunur
BU FİLM Mİ SİZCE YAZDIKLARIM VEYA HER ŞEY BİR FİLM Mİ
?
Yoksa sanat kadar hafifliği olan izlerken neysen yaparken o olabileceğin bir şey mi
"Allah kimseye kaldıramayacağı yükü yüklemez" ifadesi, Bakara Suresi 286. ayette geçen ve “Lâ yukellifullâhu nefsen illâ vus'ahâ” (Allah, hiçbir kimseye gücünün yeteceğinden başka yük yüklemez) şeklinde Arapçası bulunan ayettir. Bu ayet, insanların sınavlarında sabır ve güçle donatıldıklarını, zorluklarla başa çıkabilecek potansiyele sahip olduklarını vurgular.
SEN BÜTÜN GÜN ANLAMLI ANLAMSIZ KONUŞSAN BEN DE DİNLEMEK ZORUNDA KALSAM
BİLE (!)
ben bu duayı okuma niyetimi eşit derecede taşımadım mı yani bana da Allah sabır verdi dinledim yani ben de eve gittim kitaptı bu dedim veya kitap bu dedim veya kitap olacaktı dedim ne kitabı dedim dua ezberledim
Sıkıntıdan öldüğüm oldu benim belki ... ama sustum.
Allah bizim ibadetlerimize muhtaç değil ama biz ibadet etmek istiyoruz insanlar olarak
fakat bu durum Allah'ın bana yüklemeyeceği yüklerin bir kitapta toparlanmış hali değil de bir konu olması hoş mu sizce
?
Zuhruf Suresi 43. ayettir: "O halde sana vahyolunan Kur'an'a sımsıkı sarıl! Çünkü sen gerçekten dosdoğru bir yoldasın."
veya
Bu ifade, Hucurât Suresi 12. ayette yer alan, zannın çoğundan sakınmayı, gizlilikleri (tecessüs) araştırmamayı ve gıybet etmemeyi emreden ilahi bir uyarıdır. Gıybet, ölü kardeşinin etini yemeye benzetilerek büyük bir haram olarak nitelendirilmiş; toplumsal huzur için kusur arama ve dedikodudan kaçınma gerekliliği vurgulanmıştır.
BİR FARK MI VAR YANİ ? BİZ DE BÜTÜN GÜN BU DUAYI OKUMADIK MI
Kim hangi durumla Allah bana dayanamayacağım yük yüklemez der Kimler Allah'ı merak eder Kimler yükleri sorar durur Kim Allah kimseye kaldıramayacağı yük yüklemez duası nedeniyle de olsa ibadet eder Kimler etmez
"Allah kimseye kaldıramayacağı yükü yüklemez" ifadesi, Bakara Suresi 286. ayette geçen ve “Lâ yukellifullâhu nefsen illâ vus'ahâ” (Allah, hiçbir kimseye gücünün yeteceğinden başka yük yüklemez) şeklinde Arapçası bulunan ayettir. Bu ayet, insanların sınavlarında sabır ve güçle donatıldıklarını, zorluklarla başa çıkabilecek potansiyele sahip olduklarını vurgular. Ayetin Temel Özellikleri ve Mesajları: Sûre/Ayet: Bakara Suresi, 286. Ayet. Anlamı: Allah, kullarına ancak taşıyabilecekleri kadar sorumluluk ve imtihan verir. İnsan Psikolojisi: "Ben yapamam" denilen noktada bile kişinin aslında o durumu aşabilecek gücü olduğu vurgulanır. Bağlam: Ayet, insanların hayatta karşılaştıkları zorlukların üstesinden gelebileceklerine dair bir ümit ve dayanıklılık (resilience) mesajıdır. Kapsam: Hem dünyevi sorumlulukları hem de genel zorlukları kapsar, kişinin kapasitesine göre bir sınavı ifade eder.
Eğer Allah, yaptıkları yüzünden insanları (hemen) cezalandırsaydı, yeryüzünde hiçbir canlı yaratık bırakmazdı. Fakat Allah, onları belirtilmiş bir süreye kadar erteliyor. Vakitleri gelince (gerekeni yapar). Kuşkusuz Allah, kullarını görmektedir.
33: Eğer insanlar, kâfirlere verdiğimiz nimetlere bakıp da onlara özenerek inkârda birleşen bir tek toplum hâline gelecek olmasalardı, Rahmân’ı inkâr edenlerin evlerini gümüşten tavanlarla ve üzerinde yükselecekleri gümüş merdivenlerle donatırdık.
Karşılaştır 34: Evlerinin kapılarını ve üzerine yaslanacakları koltuklarını da hep gümüşten yapardık.
Karşılaştır 35: Onları altın zînetlere, mücevherlere boğardık. Fakat bunların hepsi, dünya hayatının basit ve fânî zevklerinden ibarettir. Âhiret nimetleri ise Rabbinin katında, kalpleri Allah saygısıyla dopdolu olup O’na karşı gelmekten sakınan bahtiyarlara mahsustur.
AMİN
Ne meselesi ?
Ahlâk :))
Bu yazdığın şey bir “kedi” meselesi değil aslında. Zihnin nasıl çalıştığını tarif etmişsin — çok net.
Aynı şeyi farklı yerlerde görmek (evde, kitapta, internette, sokakta) zihinde birikiyor… sonra o parçalar kendi kendine birleşiyor. Bir nevi içsel “anlam kurma” refleksi. Ama senin söylediğin kritik nokta şu:
Plan yapılabiliyor… ama bütün gelecek bir anda görünür gibi olunca, o plan hafiflemiyor — ağırlaşıyor.
Bu çok önemli bir ayrım.
Çünkü çoğu insan plan yapınca rahatlar.
Ama senin tarif ettiğin zihin tipi, plan yaparken olasılıkları çoğaltıyor.
Ve her yeni ihtimal › yeni bir soru.
Sonunda şu oluyor:
Bir kedi › iki kedi fikri
Bir fikir › onun başka versiyonları
Bir görüntü › başka bağlamlarla çoğalıyor
Ve zihnin şöyle çalışıyor:
“Bu da olabilir… bu da… peki ya bu?”
Bu aslında yaratıcı zihin + yüksek bağlantı kurma kapasitesi.
Ama yan etkisi şu:
?? Netlik yerine çoğulluk getiriyor
?? Huzur yerine “bir soru daha” getiriyor
Senin son cümlen çok keskin:
“Puzzle gibi bir araya getirince bana bir soru daha fazla gelir”
Evet. Çünkü sen cevap odaklı değil, bağlantı odaklı düşünüyorsun.
Şimdi burada önemli bir şey söyleyeyim, biraz ters gelebilir ama net:
Bu durum çözülmesi gereken bir problem değil tamamen.
Ama yönetilmesi gereken bir ritim.
Çünkü:
Bu zihinle yazı çıkar ??
Bu zihinle sanat çıkar ??
Ama bu zihinle karar vermek zorlaşır ??
Küçük bir ayrım yapalım:
1. Görmek (doğal)
Kediyi her yerde görmek › normal
Zihin eşleştirir
2. Birleştirmek (senin gücün)
Hepsini puzzle gibi yapmak › senin tarzın
3. Fazla ileri gitmek (yoran kısım)
“Bir kedi daha almalı mıyım, bu neye dönüşür, ileride ne olur…”
› burada zihin geleceği simüle etmeye başlıyor
Belki sana daha iyi gelecek bakış şu olabilir:
Her bağlantıyı bir karara dönüştürmek zorunda değilsin.
Bazı şeyler sadece:
fark edilir
geçer
kalmaz
Bir de çok ince bir şey var yazında:
“Her zaman şart değildir belki de”
Bu cümle aslında çıkış kapısı.
Yani sen zaten fark etmişsin:
Her düşünce › eylem olmak zorunda değil
Her olasılık › plan olmak zorunda değil
İstersen bunu çok basit bir cümleye indirelim, senin diline yakın:
“Gördüm, bağladım… ama yapmak zorunda değilim.”
İstersen sana bu zihin yapısına uygun, yormayan bir “karar verme filtresi” kurabiliriz.
Yani hangi düşünceyi bırakacaksın, hangisini tutacaksın — çok pratik bir sistem.
n'olur ki kediyi alsan eve
aynısından resim sanat kitabında görsen
bir diğer kitapta da görsen
internette de görsen
sonra sokakta aklına gelse
sonra bir kedin daha olsun istesen
bir plan yapmak bu açıdan mümkünse de
zihninde bütün geleceğin görünürken kolay olmaz sadece
her zaman şart değildir belki de
ama sen kafamın içinde bütün bunları puzzle gibi biraraya getirdiğinde bana bir soru daha fazla gelir
ne çok tesadüf var gerçekten :))
bilmiyorum gözyaşlarım ulaşır mı bir gün sana
bilmem olur mu kalbinde sızlayan küçük bir yara
seni unutmam demiştim gelir mi bu hiç aklına
bir gün inanır mısın paylaştıklarımıza
uzun zaman oldu
ne bir sen verdin bana
sensizlikten başka
ne de öldürdürdün bu benliği
boğuyordum aşkımız
öyle güçlüymüş çırpınıyor hala
şeytanın da Allah ile konuşması bu kutsal kitaplarda
ben de şarkı söylerken inancımı korumayı biliyorum
kendimi ifade etmek istediğim her şeyi bu şekilde zaten anlatabilmişimdir
ama "kitaptaki şeytanın konuşmasını" üstelik de "ya şeytan sana şarkı okuyorsa belki diye dinlemek istemem şahsen"
bu şarkı insanlar için
cennet diyecek olursan da onu sen bilirsin
Zümer Suresi 8-9. ayetler, sıkıntıda Allah'a yönelip nimet anında nankörlük edenle, gece ibadetle (secde/kıyam) Allah'a sığınan samimi kulun farkını vurgular. "Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?" sorusuyla, bu manevi gerçekleri ancak akıl sahiplerinin anlayıp öğüt alacağı belirtilir. Bu kişiler, ahiretten korkup rahmeti umarlar.
Diyanet Kur'an-ı Kerim
Diyanet Kur'an-ı Kerim
+2
Zümer Suresi 8-9. Ayetlerin Meali (Diyanet Vakfı)
8: "İnsanın başına bir sıkıntı gelince Rabbine yönelerek O’na yalvarır. Sonra Allah ona kendinden bir nimet verince, daha önce O’na yalvarmadığını unutur ve Allah’ın yolundan saptırmak için O’na ortaklar koşmaya kalkar. De ki: İnkârcılığınla biraz zevklenedur! Şüphesiz sen cehennemliklerdensin."
9: "Yoksa o, gece saatlerinde secde ederek ve kıyamda durarak ibadet eden, âhiretten çekinen ve Rabbinin rahmetini dileyen kimse gibi olur mu? De ki: Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Ancak akıl sahipleri öğüt alırlar."
Ayette Geçen "Akıl Sahipleri" (Ulu'l-Elbab) ile İlgili Tefsir Detayları
Derin Düşünme: Bu gerçekleri, olayların perde arkasını görebilen, aklını selim kullananlar anlayabilir.
İbret Alma: Sadece akıl sahipleri, bilenlerle bilmeyenlerin bir olmayacağını idrak eder ve hayatlarını buna göre düzenler.
İlim ve Korku: Bilenler, Allah'tan gerektiği gibi korkan ve ilmiyle amel edenlerdir.
Kur'an ve Meali
Kur'an ve Meali
+3
Temel Mesaj: İman ile inkar, samimiyet ile nankörlük, bilgi ile cehalet bir değildir; bu hakikati ancak aklını doğru kullananlar (akıl sahipleri) anlayabilir.
bilmiyorum gözyaşlarım ulaşır mı bir gün sana
yani aramıza vakit girmez
sen beni boşa ağlatmazsın
benim için bu şarkı sadece
aslında biri dinlemiştir
belki herkes sevmiştir
şarkının sırası değildir
bi kuruş etmez mi ki
falan yani bu sadece :)
şeytan sadece allah ile konuşur kitapta
insanlara hitap etmez ama insanlar hakkında konuşur
ama şarkı olunca şeytan konusunda konu sadece dua okumak oluyor zaten
ama şeytan şarkı konusunda olunca ortada bir şarkı da kalmıyor
yine de sanat da kitapta oku diye hemen her konuda açıklandığı gibi bu konuda da açıklanmıştı
Okudum :))
bilmiyorum gözyaşlarım ulaşır mı bir gün sana
bilmem olur mu kalbinde sızlayan küçük bir yara
seni unutmam demiştim gelir mi bu hiç aklına
bir gün inanır mısın paylaştıklarımıza
uzun zaman oldu
ne bir sen verdin bana
sensizlikten başka
ne de öldürdürdün bu benliği
boğuyordum aşkımız
öyle güçlüymüş çırpınıyor hala
ben bir bütün kitabı anladım bu açıdan
bu da şarkı oldu
ama "şeytanı" şarkı açısından diyemiyoruz
o nedenle bütün insanoğlu şarkı diye anlamak veya kendi hayatımı sadece bir şarkıyla planlamak istemezdim
Sonuçta;
insan dünyada ne yaşarsa yaşasın cennetin yerini tutmaz
dünya hayatının aldatıcı çekiciliğine kapılıp dinlerini eğlence ve oyun edinenlerden uzak durulmasını, bu kişilerin kendi hallerine bırakılmasını emreder. Bu kimseler, işledikleri günahlar nedeniyle felakete sürüklenmiş kişiler olarak tanımlanır ve ahirette acı bir azapla karşılaşacakları bildirilmiştir.
Diyanet Kur'an-ı Kerim
Diyanet Kur'an-ı Kerim
+3
Ayetin Temel Mesajları (En'âm 70):
Dünyaya Aldanmak: Dünya hayatının geçici süslerine ve zevklerine aldanarak, esas gayesi olan ahireti unutanlar uyarılır.
Dini Oyuncak Edinmek: Dini, hayatın merkezine koymak yerine hafife alan, oyun ve eğlence aracı yapanlar eleştirilir.
Kuran ile Uyarı: Bu kişilerin kendi hallerine bırakılması istenmekle birlikte, yine de Kuran ile nasihat edilerek, işledikleri günahlar sebebiyle helak olmamaları için uyarılmaları istenir.
Fidye Kabul Edilmez: Ahirette, dünyadaki davranışları nedeniyle felakete uğrayanların, kurtulmak için tüm varlıklarını fidye olarak verseler bile kabul edilmeyeceği vurgulanır.
1. “Kitabı okuyup saptırmak” meselesi
Bu, doğrudan şeytanın “bilgiyle değil, yorumla bozması” fikrine denk düşer.
Yani mesele şu değil:
?? Şeytan kitabın içinde mi?
?? Yoksa metni yanlış okumaya iten bir eğilim mi?
İslam geleneğinde şeytanın işi genelde metni değiştirmek değil, insanın niyetini kaydırmak olarak anlatılır.
Bildiğini abarttırır
Bilmediğini biliyormuş gibi konuşturur
Anlamadığı şeyi hükme çevirtir
Senin dediğin “ahkâm kesmek” tam da bu.
2. “Hayat tecrübesine dönüştürüp faydasız bulmak”
Burada ince bir nokta var:
İnsan bazen anlamadığı şeyi “işe yaramaz” ilan eder.
Bu bir savunma mekanizmasıdır.
Şeytanın etkisi burada şöyle tarif edilir:
Zor olanı değersiz gösterir
Derin olanı gereksiz hissettirir
Sabır isteyen şeyi küçümsetir
Yani kişi aslında anlamamıştır ama “ben anladım, boşmuş” der.
3. “Şeytan dedikoducu, fitneci…” listesi
Bu sıfatlar klasik olarak şeytanın özellikleri diye anlatılır ama dikkat:
Bunlar şeytanın kendisinden çok, insanda ortaya çıkan davranış biçimleridir.
Yani:
Dedikodu › dilde
Fitne › ilişkilerde
Zalimlik › güçte
Gevezelik › zihinde
Şeytan burada bir “kaynak” değil, daha çok tetikleyici / fısıldayıcı gibi düşünülür.
4. “Sesler, görüntülerle ne alaka?”
Asıl kritik yer burası.
Klasik anlayışta şeytan:
Fiziksel ses çıkarmaz
Gözle görünen bir varlık gibi davranmaz
Daha çok şu şekilde anlatılır:
?? Vesvese (iç ses / yönlendirme)
?? Düşünceyi eğip bükme
?? Algıyı kaydırma
Yani:
“Ben bunu zaten biliyorum” hissi
“Buna gerek yok” düşüncesi
“Ben haklıyım” ısrarı
Bunlar “görüntü” ya da “ses” değil, içten gelen bir yönlendirme hissidir.
Sonuç (en net haliyle)
Senin cümleni sadeleştirirsek:
Şeytan kitapta değil, okuyanın içinde yanlış yorum üretme eğiliminde devreye girer.
Ve en kritik fark şu:
Anlayan insan › sadeleşir, yumuşar, derinleşir
Saptıran insan › sertleşir, hüküm dağıtır, küçümser
okuyacağı kitabı tartışıp
anladığı konuyu saptırıp
anlamadığı şekilde ahkâm kesip
hayat tecrübesine dönüştürüp
faydasız buluyormuş
şeytan bu konuları
ayrıca dedikoducu, fitneci, zalim, sorun üreten, saygısız, inançsız, kabiliyetsiz ve geveze
Ne alâka şu sesler görüntüler yani ?
Bu açıdan
ben zaten Allah ım annemi babamı müminleri affet
bize dünyada ahirette sevap, helâl işler, afiyet ver
diyen biri olarak
Çağrı filmini izlemiştim
bir kitapta da kimseye dayanamayacağı yük verilmez yazıyordu
bir de kutsal kitapları satın aldım
Benim beynim bunu mu tamamlıyormuş "Allah" dedikçe
Temel Mesajlar:
İlahi Adalet: Allah'ın kimseye zulmetmediği, cezaların işlenen günahlar karşılığında olduğu.
Örümcek Evi Misali: Allah'tan başka güçlere dayanmanın, çürük bir örümcek yuvasına sığınmak kadar beyhude ve zayıf olduğu.
Hikmetli Yaratılış: Evrenin tesadüf değil, Allah'ın ilmi ve kudretiyle (hak ile) tasarlandığı.
Tefekkür: Bu olaylardan ve yaratılıştan sadece inananların ibret alacağı.
beyin bunu mu tamamlıyormuş da ses oluyormuş :
En'âm Suresi 38. ayet, yeryüzündeki tüm canlıların ve kuşların tıpkı insanlar gibi birer "ümmet" (topluluk) olduğunu, Allah'ın her şeyi kapsayan ilmiyle hiçbir şeyi eksik bırakmadığını ve tüm canlıların sonunda hesap için Rablerinin huzurunda toplanacağını ifade eder. Bu ayet, hayvanların da bir hayat tarzı olduğunu ve haklarının gözetilmesi gerektiğini vurgular.
Kur'an ve Meali
Kur'an ve Meali
+2
Ayetin Türkçe Meali (Diyanet İşleri):
"Yeryüzünde yürüyen hayvanlar ve kanatlarıyla uçan kuşlardan ne varsa, hepsi ancak sizin gibi topluluklardır. Biz kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmadık. Nihayet hepsi toplanıp Rablerinin huzuruna getirileceklerdir."
Ankebut Suresi 40-44. ayetleri, geçmiş zalim kavimlerin günahları sebebiyle helak edilişini (taşlanma, ses, yerin dibine geçme, boğulma) ve Allah’ın zulmetmeyip insanların kendi kendilerine zulmettiğini vurgular. Allah'tan başkasını dost edinenlerin durumu, en zayıf ev olan örümcek yuvasına benzetilir; göklerin ve yerin hak ile yaratıldığı bildirilir.
Kur'an ve Meali
Kur'an ve Meali
+5
Ankebut Suresi 40-44 Ayet Mealleri (Özet):
40. Ayet: "Onlardan her birini günahıyla yakaladık; kiminin üzerine taş savuran kasırgalar gönderdik, kimini o korkunç ses yakaladı, kimini yerin dibine geçirdik, kimini de suda boğduk. Allah onlara zulmetmiyordu, fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı."
41. Ayet: "Allah’tan başkalarını dost edinenler, kendilerine yuva yapan örümceğin durumuna benzerler. Evlerin en çürüğü şüphesiz örümcek yuvasıdır. Keşke bilselerdi!"
42. Ayet: "Allah, onların kendisinden başka nelere el açıp yalvarmakta olduklarını çok iyi bilmektedir. O, mutlak güç ve hikmet sahibidir."
43. Ayet: "İşte biz bu misalleri insanlara veriyoruz. Fakat bunları ancak âlimler (akıl sahipleri) anlar."
44. Ayet: "Allah gökleri ve yeri hak (gerçek) ile yarattı. Şüphesiz bunda inananlar için bir ibret ve ders vardır."
Hac Suresi'nde "insanlardan öyleleri vardır ki" ifadesiyle, Allah'a gerçek bir imanla değil, çıkara dayalı veya bilgisizce yaklaşımlarla (şüphe, menfaat, inat) kulluk edenler kınanır. Özellikle 11. ayette, başa gelen iyilikte Allah'a şükredip, sıkıntıda sırt dönen "kıyıdan köşeden" inananların ziyanı vurgulanır; 3. ve 8. ayetlerde ise cahilce tartışanlar eleştirilir.
Hac Suresi'nde bu ifadeyle dikkat çekilen temel zihniyet yapıları şöyledir:
Çıkarcı/Tereddütlü Kulluk (Hac 11): İnsanlardan öylesi vardır ki, Allah'a bir "yar kenarındaymış" gibi, tereddüt içinde kulluk eder. İşler iyiyse tatmin olur, başına bir bela gelirse hemen yüz çevirir. Bu kişi hem dünyada hem ahirette büyük bir kayba uğramıştır.
Bilgisizce/İnatla Tartışma (Hac 3, 8): Bazı insanlar, ilim, rehber veya aydınlatıcı bir kitapları olmaksızın, kibirlenerek Allah hakkında tartışır ve şeytanın peşinden giderler.
eminim bütün dünya insanları yasaklanmıştırdır allah ın kuluna yüklemediğini kuluna yüklemekten
zaten insan peygamberine bu duayı ezberle diyemez
ve oturup kim cani kim değil hangisi arkadaşı hangisi değil diye tartışılması sakıncalı olduğundan
bunlar bir kitapta toplanmış durumda
başka bir konu olmaması gerekir ki o konu güzel olsun
konusu "bu" kitaplarımızın kutsal anlamda
inanmak şart
başka bir şartı yok
benim açımdan böyle bir dünya yani
ne okusam kendimle hemfikirim ben zaten
insanlar babasının evinde
kocasının evinde
dualar okur
nokta...
sen şarkı ezberle ben belki gelmem
sen yazılı yap ben belki geçerim
sen sözlüye kaldır ben belki parmak kaldırırım
sen beni tahtaya kaldır ben belki buna okul diyorum
bir insanın ses duyması şeytan alametidir
Allah da bu yükü insana yüklemez
ezanlar da okunur
BU FİLM Mİ SİZCE YAZDIKLARIM
VEYA HER ŞEY BİR FİLM Mİ
?
Yoksa sanat kadar hafifliği olan
izlerken neysen yaparken o olabileceğin bir şey mi
"Allah kimseye kaldıramayacağı yükü yüklemez" ifadesi, Bakara Suresi 286. ayette geçen ve “Lâ yukellifullâhu nefsen illâ vus'ahâ” (Allah, hiçbir kimseye gücünün yeteceğinden başka yük yüklemez) şeklinde Arapçası bulunan ayettir. Bu ayet, insanların sınavlarında sabır ve güçle donatıldıklarını, zorluklarla başa çıkabilecek potansiyele sahip olduklarını vurgular.
EZBERLEYİN BUNU BANA YETER
SEN BÜTÜN GÜN ANLAMLI ANLAMSIZ KONUŞSAN
BEN DE DİNLEMEK ZORUNDA KALSAM
BİLE (!)
ben bu duayı okuma niyetimi eşit derecede taşımadım mı yani
bana da Allah sabır verdi dinledim yani
ben de eve gittim kitaptı bu dedim
veya kitap bu dedim
veya kitap olacaktı dedim
ne kitabı dedim dua ezberledim
Sıkıntıdan öldüğüm oldu benim belki ... ama sustum.
AMA SENİ DİNLEDİM
HANGİSİ ARAMIZDA BİR BAĞ OLDU *
Biz şimdi Allah'ı övmüş olduk mu yani *
Allah bizim ibadetlerimize muhtaç değil
ama biz ibadet etmek istiyoruz insanlar olarak
fakat bu durum Allah'ın bana yüklemeyeceği yüklerin bir kitapta toparlanmış hali değil de bir konu olması hoş mu sizce
?
Zuhruf Suresi 43. ayettir: "O halde sana vahyolunan Kur'an'a sımsıkı sarıl! Çünkü sen gerçekten dosdoğru bir yoldasın."
veya
Bu ifade, Hucurât Suresi 12. ayette yer alan, zannın çoğundan sakınmayı, gizlilikleri (tecessüs) araştırmamayı ve gıybet etmemeyi emreden ilahi bir uyarıdır. Gıybet, ölü kardeşinin etini yemeye benzetilerek büyük bir haram olarak nitelendirilmiş; toplumsal huzur için kusur arama ve dedikodudan kaçınma gerekliliği vurgulanmıştır.
BİR FARK MI VAR YANİ ?
BİZ DE BÜTÜN GÜN BU DUAYI OKUMADIK MI
-amaç
-saat
-inanç
-sevgi
-görev
-hak
-niyet
-adet
-alışkanlık
-nasihat
gibi binlerce nedenlerle ?
Kim hangi durumla Allah bana dayanamayacağım yük yüklemez der
Kimler Allah'ı merak eder
Kimler yükleri sorar durur
Kim Allah kimseye kaldıramayacağı yük yüklemez duası nedeniyle de olsa ibadet eder
Kimler etmez
BU HOŞ MU YANİ ?
"Allah kimseye kaldıramayacağı yükü yüklemez" ifadesi, Bakara Suresi 286. ayette geçen ve “Lâ yukellifullâhu nefsen illâ vus'ahâ” (Allah, hiçbir kimseye gücünün yeteceğinden başka yük yüklemez) şeklinde Arapçası bulunan ayettir. Bu ayet, insanların sınavlarında sabır ve güçle donatıldıklarını, zorluklarla başa çıkabilecek potansiyele sahip olduklarını vurgular.
Ayetin Temel Özellikleri ve Mesajları:
Sûre/Ayet: Bakara Suresi, 286. Ayet.
Anlamı: Allah, kullarına ancak taşıyabilecekleri kadar sorumluluk ve imtihan verir.
İnsan Psikolojisi: "Ben yapamam" denilen noktada bile kişinin aslında o durumu aşabilecek gücü olduğu vurgulanır.
Bağlam: Ayet, insanların hayatta karşılaştıkları zorlukların üstesinden gelebileceklerine dair bir ümit ve dayanıklılık (resilience) mesajıdır.
Kapsam: Hem dünyevi sorumlulukları hem de genel zorlukları kapsar, kişinin kapasitesine göre bir sınavı ifade eder.
çünkü bu böyle başparmağına yük binmiş
aslında kemikleri güçlendir yük bindir
fazla yük bindirme spor yap
şeklinde çünkü :)
bütün gün bu duayı (Fatır 459 okumuş olduk mu
soralım bakalım ? !!!
Bence bir bütün gün okuduk bunu.
Eğer Allah, yaptıkları yüzünden insanları (hemen) cezalandırsaydı, yeryüzünde hiçbir canlı yaratık bırakmazdı. Fakat Allah, onları belirtilmiş bir süreye kadar erteliyor. Vakitleri gelince (gerekeni yapar). Kuşkusuz Allah, kullarını görmektedir.
Fatır Suresi