Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Esmaül Hüsna sizce ne demek, Esmaül Hüsna size neyi çağrıştırıyor?

Esmaül Hüsna terimi Romantikoss Favoritess tarafından tarihinde eklendi

  • Romantikoss Favoritess
    Romantikoss Favoritess

    "Ves sâbikûnes sâbikûn" ifadesi, iman, hayır ve itaatte yarışıp en öne geçen, Allah'a en yakın olan "öndeki öncüler"i (sâbikûn) ifade eder. Bu ifade, ruhsal evrimde en ileri düzeye ulaşanları ve hayır işlerinde yarışanları tanımlayan, Kur'an'daki en makbul insan topluluğunu niteleyen bir kavramdır.
    .::Türkçe Kur'an Mealleri::.
    .::Türkçe Kur'an Mealleri::.
    +2
    Öne Geçenlerin (Sâbikûn) Özellikleri:
    İman ve İtaatte Öncülük: Allah'a ve elçisine iman etmede en önde olanlar.
    Hayırda Yarışmak: İyilik yapma konusunda yarışıp öncülük edenler.
    Ahirette Üstünlük: Dünyada hayırda önde oldukları gibi, ahirette de mükafatlarını almada en önde olacaklar.
    Manevi Yakınlık: Allah'a en yakın olanlar (Mukarrabûn).
    .::Türkçe Kur'an Mealleri::.
    .::Türkçe Kur'an Mealleri::.
    +4
    Kur'an'da Geçen Bağlamlar:
    Vâkıa Suresi 10-11: "Yarışıp öne geçenler de, öne geçmiş öncülerdir. İşte onlar, Allah'a yakın olanlardır.".
    Nâziât Suresi 4: Hayırda yarışıp geçenler, ruhları süratle cennete taşıyanlar veya melekler olarak yorumlanmıştır.
    Maide Suresi 48: "...Artık hayırlarda yarışınız..." emriyle sâbikûn sınıfının oluşması teşvik edilmiştir.
    Bu kavram, sadece yarışıp öne geçmeyi değil, hayırlı işlerde öncü olmayı ve Allah'a manevi yakınlığı hedefler.

  • Romantikoss Favoritess
    Romantikoss Favoritess

    Ya Allah,
    kalbimi Sana yöneltmeyi nasip et.
    Attığım her adımda niyetimi temiz eyle, yolumu açık kıl.

    Er-Rahman, Er-Rahim,
    merhametini kalbime yerleştir.
    Severken yanılmamayı, kırmadan yaşamayı öğret bana.

    El-Melik,
    hayatımın sahibi olduğunu unutturma, beni nefsimin hükmünden kurtar.

    El-Kuddüs,
    kalbimi arındır, düşüncelerimi temizle.

    Es-Selam,
    içime huzur ver, beni selamete çıkar.

    El-Mümin,
    güvende hissettiren yalnız Sen ol, kalbime emniyet ver.

    El-Müheymin,
    beni koru, gözet, kaybolduğumda bana yol göster.

    El-Aziz,
    izzeti yalnız Senden bilmeyi öğret.

    El-Cebbar,
    kırık yerlerimi onar, eksiklerimi tamamla.

    El-Mütekebbir,
    büyüklüğün karşısında aczimi bilmeyi nasip et.

    El-Halik, El-Bari, El-Musavvir,
    beni en güzel şekilde var eden Sensin; beni kendime yabancı bırakma.

    El-Gaffar,
    hatalarımı ört, kusurlarımı bağışla.

    El-Kahhar,
    nefsimin taşkınlığını bastır.

    El-Vehhab,
    karşılıksız veren Sensin; bana da cömert bir kalp ver.

    Er-Rezzak,
    rızkımı helal, bereketli ve yeterli kıl.

    El-Fettah,
    önümde hayır kapıları aç.

    El-Alim,
    bilmediğimi öğret, kalbimi ilimle aydınlat.

    El-Kabid,
    daralttığın anlarda sabrımı artır, hikmetini görmeyi nasip et.

    El-Basit,
    gönlümü ferahlat, içime genişlik ver.

    El-Hafid, Er-Rafi’,
    beni nefsimle indir, ahlakımla yükselt.

    El-Mu’izz, El-Müzill,
    izzeti Sen verirsin; beni doğru yolda izzetli kıl, nefsimle zillete düşürme.

    Es-Semi’, El-Basir,
    duamı işiten, hâlimi gören Sensin; beni Sana yakın eyle.

    El-Hakem, El-Adl,
    hükmüne razı olan, adaletli bir kul eyle beni.

    El-Latif, El-Habir,
    inceliklerinle kuşat beni; içimi de dışımı da doğrulukla doldur.

    El-Halim,
    aceleciliğimi al, bana sükûnet ver.

    El-Azim, El-Kebir,
    büyüklüğünü kalbimde diri tut.

    El-Gafur, Eş-Şekur,
    beni affet, az amellerimi kabul et.

    El-Aliyy, El-Mecid,
    beni güzel bir hâl ile yücelt.

    El-Hafiz,
    beni ve sevdiklerimi koru.

    El-Mukit,
    rızkımı gönlüme de yetir, kanaat ver.

    El-Hasib,
    hesabımı kolay eyle.

    El-Kerim,
    ikramınla kalbimi genişlet.

    Er-Rakib,
    her an Senin gözetiminde olduğumu unutturma.

    El-Mucib,
    dualarımı kabul et.

    El-Vasi’, El-Hakim,
    rahmetinle kuşat, hikmetini görmeyi nasip et.

    El-Vedud,
    sevgini kalbime yerleştir.

    El-Bais,
    beni gafletten uyandır.

    Eş-Şehid, El-Hakk,
    hakikatte sabit kıl beni.

    El-Vekil,
    işlerimi Sana bırakmayı öğret.

    El-Kaviyy, El-Metin,
    zayıf anlarımda güç ver, direncimi artır.

    El-Veliyy,
    beni dostluğuna kabul et.

    El-Hamid,
    her hâlimde Sana hamd edebilmeyi nasip et.

    El-Muhyi, El-Mümit,
    kalbimi dirilt, sonumu hayır eyle.

    El-Hayy, El-Kayyum,
    hayatımı Seninle diri tut.

    El-Vahid, Es-Samed,
    yalnız Sana yönelen bir kalp ver.

    El-Kadir, El-Muktedir,
    kudretine teslim olmayı nasip et.

    El-Mukaddim, El-Muahhir,
    beni hayırda öne geçir, şerden uzak tut.

    El-Evvel, El-Ahir,
    başlangıcımı da sonumu da hayır eyle.

    Ez-Zahir, El-Batın,
    açık ve gizli hikmetlerini kalbime öğret.

    El-Vali, El-Müteali,
    beni doğru yönet, yüceliğini idrak ettir.

    El-Berr, Et-Tevvab,
    iyiliğini tattır, tövbemi kabul et.

    El-Afuv, Er-Rauf,
    beni affet, şefkatinle sar.

    Malikü’l-Mülk,
    her şeyin sahibi olduğunu unutturma.

    Zül-Celali vel-İkram,
    celalinle terbiye et, ikramınla kuşat.

    El-Muksit,
    beni dengeli ve adil kıl.

    El-Cami’,
    dağılan kalbimi topla.

    El-Ganiyy, El-Muğni,
    beni Sana muhtaç, başkasına muhtaç etme.

    El-Mani’, En-Nafi’,
    beni zarardan koru, faydaya ulaştır.

    En-Nur,
    kalbimi aydınlat.

    El-Hadi,
    beni doğru yola ilet.

    El-Bedi’,
    hayatımda güzellikler yarat.

    El-Baki, El-Varis,
    fani olanı değil, baki olanı arayanlardan eyle.

    Er-Reşid,
    beni doğruya ulaştır.

    Es-Sabur,
    sabretmeyi kalbime nakşet

  • Romantikoss Favoritess
    Romantikoss Favoritess

    El-Kabid,
    daralttığın anlarda hikmetini görmeyi nasip et, sabrımı artır.

    El-Basit,
    genişlettiğin gönüller gibi kalbimi ferahlat, rızkımı bereketlendir.

    El-Hafid,
    beni nefsimin kibirinden indir, hakikate yaklaştır.

    Er-Rafi’,
    beni güzel ahlakla yükselt, değerimi katında artır.

    El-Mu’izz,
    izzeti yalnız Senden bilmeyi öğret, onurumu koru.

    El-Müzill,
    beni zillete düşüren her şeyden uzak tut, nefsimi terbiye et.

    Es-Semi’,
    dualarımı işiten Sensin; kalbimden geçeni hayırla kabul et.

    El-Basir,
    beni her an gördüğünü unutturmayacak bir bilinç ver.

    El-Hakem,
    hakkımda verdiğin hükümlere razı olmayı nasip et.

    El-Adl,
    adaletini kalbime yerleştir, kimseye haksızlık ettirme.

    El-Latif,
    inceliklerinle hayatımı kuşat, kalbimi yumuşat.

    El-Habir,
    içimi dışımı bilen Sensin; beni kendime karşı da dürüst kıl.

    El-Halim,
    aceleciliğimi al, bana yumuşaklık ve sabır ver.

    El-Azim,
    büyüklüğünü idrak eden bir kalp nasip et.

    El-Gafur,
    kusurlarımı bağışla, affınla temizle beni.

    Eş-Şekur,
    az amellerimi çokça kabul et, şükrümü artır.

    El-Aliyy,
    beni alçak gönüllülükle yücelt.

    El-Kebir,
    her şeyden büyük olduğunu kalbime yerleştir.

    El-Hafiz,
    beni ve sevdiklerimi her türlü kötülükten koru.

    El-Mukit,
    rızkımı helal ve yeterli kıl, gönlümü kanaatle doyur.

    El-Hasib,
    hesabımı kolay eyle, beni kendimle yüzleştir.

    El-Celil,
    heybetini hisseden bir kalp ver bana.

    El-Kerim,
    cömertliğinden pay ver, gönlümü genişlet.

    Er-Rakib,
    beni sürekli gözettiğini bilerek yaşamayı nasip et.

    El-Mucib,
    dualarımı kabul et, kalbime hayırlısını ver.

    El-Vasi’,
    rahmetinin genişliğiyle beni kuşat.

    El-Hakim,
    her işte hikmetini görebilmeyi nasip et.

    El-Vedud,
    sevgini kalbime yerleştir, sevmeyi doğru öğret.

    El-Mecid,
    şeref ve izzetini yansıyan bir hayat ver bana.

    El-Bais,
    beni gafletten uyandır, hakikate dirilt.

    Eş-Şehid,
    her anıma şahit olduğunu unutturma.

    El-Hakk,
    beni hak yolda sabit kıl.

    El-Vekil,
    işlerimi Sana bırakmayı öğret, tevekkül ver.

    El-Kaviyy,
    zayıf anlarımda bana güç ver.

    El-Metin,
    direncimi artır, sağlam bir duruş nasip et.

    El-Veliyy,
    beni dostluğuna kabul et, yalnız bırakma.

    El-Hamid,
    her halimde Sana hamd edebilmeyi nasip et.

    El-Muhsi,
    beni kendimi hesaba çekebilenlerden eyle.

    El-Mübdi’,
    başlangıçlarımı hayırlı kıl.

    El-Mu’id,
    kaybettiklerimi hayırla geri ver.

    El-Muhyi,
    kalbimi imanla dirilt.

    El-Mümit,
    ölümü bana bir korku değil, bir kavuşma bilinci yap.

    El-Hayy,
    hayatımı Senin rızana uygun yaşat.

    El-Kayyum,
    her an Sana muhtaç olduğumu unutturma.

    El-Vacid,
    Seni arayan kalbime Kendini buldur.

    El-Macid,
    lütfunla beni şereflendir.

    El-Vahid,
    birliğini kalbimde sabit kıl.

    Es-Samed,
    her ihtiyacımda yalnız Sana yönelmeyi öğret.

    El-Kadir,
    her şeye gücünün yettiğini bilerek teslim olmayı nasip et.

    El-Muktedir,
    kudretini hayatımda görmeyi nasip et.

    El-Mukaddim,
    beni hayırda öne geçir.

    El-Muahhir,
    beni şerden geri bırak.

    El-Evvel,
    başlangıcımı Seninle yapmayı öğret.

    El-Ahir,
    sonumu hayır eyle.

    Ez-Zahir,
    açık olan ayetlerini görmeyi nasip et.

    El-Batın,
    gizli hikmetlerini kalbime sezdir.

    El-Vali,
    beni doğru şekilde yönet.

    El-Müteali,
    Seni her şeyden yüce bilmeyi nasip et.

    El-Berr,
    iyiliğini bana tattır, beni de iyilik edenlerden eyle.

    Et-Tevvab,
    tövbelerimi kabul et, bana dönüş kapısını açık tut.

    El-Müntekim,
    beni nefsimin zulmünden kurtar.

    El-Afuv,
    beni affet, hatalarımı sil.

    Er-Rauf,
    şefkatini kalbimde hissettir.

    Malikü’l-Mülk,
    sahip olduğum her şeyin emanet olduğunu unutturma.

    Zül-Celali vel-İkram,
    celalinle terbiye et, ikramınla kuşat.

    El-Muksit,
    beni adil ve dengeli eyle.

    El-Cami’,
    dağılan kalbimi toparla.

    El-Ganiyy,
    beni Sana muhtaç, senden başkasına muhtaç etme.

    El-Muğni,
    gönlümü zengin eyle.

    El-Mani’,
    beni zarardan koru.

    Ed-Darr,
    zorluklarda sabır ver.

    En-Nafi’,
    her şeyi bana faydalı kıl.

    En-Nur,
    kalbimi aydınlat.

    El-Hadi,
    beni doğru yola ilet.

    El-Bedi’,
    hayatımda güzellikler yarat.

    El-Baki,
    fani olanın içinde baki olana yönelt.

    El-Varis,
    her şeyin sonunda Sana döneceğimi unutturma.

    Er-Reşid,
    beni doğruya ulaştır.

    Es-Sabur,
    sabretmeyi kalbime nakşet.

  • Romantikoss Favoritess
    Romantikoss Favoritess

    Senin cümleni biraz açarsak:

    İnsan çalışır › emek verir
    Karşılığını almak ister › adalet arar
    Eve fayda götürmek ister › bereket arar
    İş işte kalsın ister › yük taşımak istemez
    Geriye vakit, nakit ve huzur kalsın ister › denge arar

    Bu ayetlerdeki dua da aslında tam bunu sade bir dille söylüyor:

    “Bizi düzelt” (günahlarımızı bağışla) › iç karmaşa azalır
    “Aşırılıklarımızı dengele” › hayat taşmaz
    “Sebat ver” › işte dağılmazsın
    “Yardım et” › emeğin karşılıksız kalmaz

    Yani senin dediğin gibi bu dua:
    ?? hayatı zorlaştıran iç düğümleri çözüp, emeğin karşılığını daha temiz almak için bir kolaylaştırıcı.

    Ama burada ince bir nokta var:
    Bu dua “çalışmadan kazanayım” demiyor.
    ?? “Çalıştığımın içini sağlam tutayım ki karşılığı bereketli olsun” diyor.

    Senin cümlenle birleştirirsek:

    “İnsan işini yapar, ama yükünü içine taşımaz; emeğinin karşılığını alır ve geriye kendine ait bir hayat kalır.”


    O zaman senin bakışına uygun, sade ve taşınabilir bir dua yazalım:

    “Rabbim, emeğimi temiz kıl, karşılığını bereketli ver.
    Yaptığım iş içimde yük olmasın.
    Bana sebat ver, aşırılıklarımı dengele.
    Kazancımı helal, vaktimi bana ait kıl.”

    İstersen bunu daha da kısaltılmış bir versiyonla, gün içinde akılda kalacak hale getirebiliriz:

    “Rabbim, emeğime bereket, kalbime sebat, hayatıma denge ver.”

    Bu haliyle tam senin dediğin şeye denk geliyor:
    ?? iş işte kalıyor,
    ?? karşılık geliyor,
    ?? geriye sana ait bir hayat kalıyor.


    Senin yazdığın haliyle bu ayetler aslında şunu söylüyor gibi:

    “İnsan önce kendini toparlar, sonra ayakta kalır, sonra yardım gelir.”

    Evet, yazdığın metin **Kur'an-ı Kerim’deki Âl-i İmrân Suresi 146-148. ayetler’in anlamını güzel ve akıcı bir şekilde veriyor. Özellikle üç temel vurgu çok net:

    1. Sarsılmamak (146. ayet)
    Peygamberlerle birlikte olanların ortak özelliği:
    – Gevşememek
    – Yılmamak
    – Boyun eğmemek

    Yani burada sadece savaş değil, hayatın içindeki her zorlanmada ruhun dağılmaması anlatılıyor. “Allah sabredenleri sever” ifadesi, bu direncin merkezine sabrı koyuyor.

    2. Dualarının özü (147. ayet)
    Dikkat edersen önce zafer değil, şunları istiyorlar:
    – Günahların affı
    – Aşırılıkların bağışlanması
    – Sebat (iç sağlamlık)

    Yani önce iç düzen, sonra dış yardım. Bu çok derin bir denge.

    3. Karşılık (148. ayet)
    Bunun sonucunda:
    – Dünyada karşılık
    – Ahirette daha güzeli

    Ve en önemlisi:
    “Allah muhsinleri sever” › yani işi güzel yapanları, bilinçli yaşayanları.

  • Romantikoss Favoritess
    Romantikoss Favoritess

    Nice peygamberlerin yanında Rabbe kul olmuş pek çok kimse savaşmıştır. Allah yolunda başlarına gelenlerden ötürü gevşememişler, yılmamışlar ve boyun eğmemişlerdi. Allah, sabredenleri sever.


    Dedikleri ancak şu idi: "Rabbimiz! Günahlarımızı, işimizdeki aşırılıklarımızı bize bağışla, sebatımızı arttır, inkarcı topluluğa karşı bize yardım et".


    Ali İmran 146 148

  • Romantikoss Favoritess
    Romantikoss Favoritess

    Allah’ım,
    Ya Allah, kalbimi sana yöneltmeyi nasip et.
    Attığım her adımda niyetimi temiz eyle, yolumu açık kıl.

    Er-Rahman, Er-Rahim,
    merhametini kalbime yerleştir.
    Severken yanılmamayı, kırmadan yaşamayı öğret bana.

    El-Melik,
    hayatımın kontrolünü sana bırakmayı,
    korkularımdan arınmayı nasip et.

    El-Kuddüs,
    içimi temizle, zihnimi berraklaştır.
    Gördüğümü güzel görmeyi öğret bana.

    Es-Selam,
    beni görünür ve görünmez tüm sıkıntılardan koru.
    İçimde bir huzur alanı kur.

    El-Mümin,
    kalbime güven ver,
    doğruyu hissedebilmeyi nasip et.

    El-Aziz,
    kararlarımda güçlü, duruşumda dengeli olmayı öğret.

    El-Halim,
    acele etmeden, öfkelenmeden,
    anlayarak yaşamayı nasip et.

    El-Adl,
    bana adil olmayı öğret;
    ne kendime ne başkasına haksızlık etmeyeyim.

    El-Latif,
    hayatın inceliklerini fark etmeyi,
    zarafetle davranmayı nasip et.

    El-Habir,
    içimde olanı da dışımda olanı da doğru anlamayı öğret.

    El-Gafur,
    hatalarımı bağışla,
    affetmeyi de bana öğret.

    Er-Rezzak,
    rızkımı sadece maddede değil,
    huzurda, dostlukta ve anlamda da genişlet.

    El-Fettah,
    kapalı kapıları hayrımla aç,
    doğru zamanlarda doğru yollar göster.

    El-Alim,
    bilgiyi yük değil, hikmet yap kalbimde.

    ?? Niyet

    Allah’ım,
    hayatımı korkuyla değil dengeyle,
    aceleyle değil hikmetle,
    karamsarlıkla değil umutla yaşamayı nasip et.

    Beni kendi içimde kaybolan değil,
    kendi içinde yol bulanlardan eyle.

    Amin.

    ...


    Sabah
    Akşam

    ...




  • Romantikoss Favoritess
    Romantikoss Favoritess

    Çok güzel özetlemişsin. Ve aslında senin yazdığın dua ile bu sure arasında çok derin bir bağ var.

    Mutaffifin Suresi sadece tartıdan bahsetmiyor;
    insanın içindeki “ölçü”den bahsediyor.

    Senin metninle yan yana koyunca şöyle bir şey çıkıyor:

    Sen diyorsun: “İlmin gücünü şefkatle buluştur.”
    › Sure diyor ki: Gücü adaletle kullanmayan eksiltir.
    Sen diyorsun: “Anlayışla yaşamak.”
    › Sure diyor ki: Kendine anlayışlı, başkasına eksik davranma.
    Sen diyorsun: “Sınırlar korunmalı.”
    › Sure diyor ki: Ölçü tam olmalı, sınır ihlal edilmemeli.
    Sen diyorsun: “Korku yayılmamalı, güven verilmeli.”
    › Sure diyor ki: Güveni bozan (hile yapan) aslında ahireti unutandır.

    Aslında “mutaffif” sadece terazide hile yapan değil.
    Daha geniş bir yerden bakınca:

    sevgide eksik veren,
    saygıyı kendine çok, başkasına az gören,
    anlayışı kendine hak, başkasına lüks sayan…

    bunların hepsi bir çeşit “ölçü eksiltme.”

    Ve senin duan tam tersini istiyor:
    ölçünün içten kurulmasını.

    En çarpıcı taraf da şu:
    Sure dış davranışı düzeltmeye çalışıyor,
    senin duan ise onun kaynağını—kalbi—düzenliyor.

    İkisi birleşince ortaya şu çıkıyor:

    İçte merhamet + dışta adalet = tam ölçü

    Bu yazdığın çok ilginç bir yerde duruyor…
    Sadece bilgi değil; bir hayat kurgusu, hatta bir “iç sistem” gibi.

    Şöyle okuyorum seni:

    Sen aslında esmâları sadece anlam olarak değil,
    hayatın farklı alanlarına yerleştiriyorsun.
    Bu çok güçlü bir yaklaşım.

    Biraz sadeleştirince ortaya çok net bir “dua sistemi” çıkıyor:

    ?? Ölçü ve yön

    El-Musavvir
    › Şekil veren
    › Senin dilinde: Hayatın doğru formunu bulmak

    Bu, Mutaffifin Suresi ile birleşince:
    İçte doğru form + dışta doğru ölçü

    ?? Değer ve hakikat

    El-Kebir
    › Gerçek büyüklük
    › Büyüklüğü küçültmemek, sahici olmak

    Senin cümlenle birebir:

    “Büyüklük küçültülmemeli.”

    ?? Ahlak ve ilişki

    El-Kerim
    › Cömertlik, asalet
    › Kimsenin hakkını yememek

    Bu da doğrudan Mutaffifîn’in kalbi:
    Eksiltmemek.

    ?? Genişlik ve ferahlık

    El-Vasi
    › Genişleten, kuşatan
    › Zihni daraltmamak, hayatı sıkıştırmamak

    Senin dilinde:

    “Kafanı boşa meşgul etmemek.”

    ?? Asıl fark ettiğim şey

    Senin yazdıkların klasik “şu kadar oku, şu olur” değil.
    Daha derin:

    Zikir › davranışa bağlanmış
    Esma › hayata uygulanmış
    Dua › karaktere dönüşmüş

    Bu çok nadir bir yaklaşım.

  • Romantikoss Favoritess
    Romantikoss Favoritess

    · El Musavvir -Ölçülü olmak için - dünyada da mutluluk için
    · El-Musavvir, her şeye şekli veren, ayrı bir şekil vererek tasvir eden ve yarattığı varlıklara suret veren
    manasındadır. Suret verdiği hiçbir varlık birbirine benzemez. Allah'ın sıfatlarından biri olan Musavvir, her
    mahlukatı kendi istediği sıfatta yaratmaktadır. Zikir şekli olarak “ El-Musavvir” ya da “ Ya Musavvir” olmalıdır.
    El-Musavvir Esmasının Anlamı Nedir? El- Musavvir her şeye şekil veren, ayrı bir biçim vererek tasvir eden ve
    yarattığı varlıklara suret veren anlamındadır. Suret verdiği hiçbir varlık birbirine benzemez. İşte, detaylar. Arapça
    kökenli olan “musavvir” kelimesi rahim olarak Türkçe' de karşılık bulmuştur. El-Musavvir esmasının ebced
    değeri, zikir adedi 336 olarak bilinmektedir. El Musavvir, aynı zamanda Allah'ın 99 isminden biridir. Musavvir,
    biçim veren anlamına gelir. Al-i İmran Suresinin 6. ayetinde de bu isim zikredilir.
    · Düğünden önce - Doğru hesaplarla yol almak için
    · Düğünden sonra - Kendini Allah’a emanet etmek için
    · İletişim: Herkesi ilgilendiren konularda seviyeli bir iletişim için
    · Durum: Planlarında destek bulmak
    Sonuç: Kabiliyetin doğrultusunda önemli işlere imza atmak için


    El Kebir - Dileklerin kabulü için - dünyada da mutluluk için
    · Allah'ın isimlerinden (esmâ-i hüsnâ) biri. Sözlükte “büyük ve cüsseli, ulu ve yüce olmak” mânasındaki kiber
    masdarından türemiş bir sıfat olup “büyük ve gövdeli, ulu ve yüce” demektir. Kebîr, esmâ-i hüsnâdan biri olarak
    “zâtının ve sıfatlarının mahiyeti bilinemeyecek kadar ulu” şeklinde tanımlanır. Kebir, sözlükte büyük ve cüsseli,
    ulu ve yüce olmak anlamlarına gelir ve "kiber" kelimesinden türemiştir. El-Kebir ismi şerifi ise; "zatının ve
    sıfatlarının mahiyeti bilinmeyecek kadar ulu olan" anlamına gelmektedir. Kebîr, esmâ-i hüsnâdan biri olarak
    “zâtının ve sıfatlarının mahiyeti bilinemeyecek kadar ulu” şeklinde tanımlanır. Kur'ân-ı Kerîm'de kiber kavramı
    on dokuz âyette Allah'ın zâtına veya sıfatlarına nisbet edilmektedir.
    ·
    · Düğünden önce - Doğru hesaplarla yol almak için
    · Düğünden sonra – Elindekinin değerini bilmek için
    · İletişim: Aileni ve eşini herkesten farklı duygularla özel bir hisle yaşamak için
    · Durum: Tacize uğramadan eve dönmek
    ·Sonuç: Sahici olmak için

    El Kerim - Koşulların iyileşmesi için - dünyada da mutluluk için
    ·
    · Allah'ın isimlerinden (esmâ-i hüsnâ) biri. Sözlükte “cömert olmak, iyi, ahlâklı, asil ve değerli olmak”
    anlamındaki kerem (kerâmet) kökünden sıfat olan kerîm “yaratılıştan cömert olan, insanın şerefiyle
    bağdaşmayan her türlü şeyden arınmış bulunan” demektir. El-Kerim esmasıyla ilgili merak uyandıran pek çok
    detay bulunmaktadır. Kur’an-ı Kerim de Vakıa Suresi 77-80.ayetlerde, Alak Suresi 3. ve 5.ayetlerinde, İbrahim
    Suresi 34.ayetinde ve Furkan Suresi 7 ayetinde El-Kerim esmasına yer verilmiştir. Esmanın hadislerde sıkça
    geçtiği bilinmektedir. Arapça “ krm” kökünden gelen “karim” kelimesi “kerim” haline dönüşmüştür. Cömert olan,
    yüce gönüllü ve kerem sahibi demektir.
    ·
    · Düğünden önce - Doğru hesaplarla yol almak için
    · Düğünden sonra - Şükretmek için
    · İletişim: Hislerinin günlük hayat rutininde ezilmemesi için
    · Durum: Çok çirkin bir şeyden güzellik ummamak
    ·Sonuç: Kimsenin hakkını yememek için



    El Vasi - Hayatın devamlılığı için - dünyada da mutluluk için
    · Allah'ın isimlerinden (esmâ-i hüsnâ) biri. Sözlükte “bir nesne bir şeye geniş gelmek, onu içine alıp kapsamak;
    güç yetirmek” anlamlarındaki se'a (si'a) kökünden türeyen vâsi' “bir şeyi içine alacak şekilde geniş olan; güç
    yetiren” demektir. Terim olarak “ilmi, rahmeti ve kudreti her şeyi kuşatan” diye tanımlanabilir. Kur'an-ı Kerim'de
    türevleri birlikte yoğun bir kullanıma sahip olan El-Vasi ismi şerifi isim formatında Kur'an-ı Kerim'de dokuz defa
    kullanılmıştır.
    ·
    · Düğünden önce - Doğru hesaplarla yol almak için
    · Düğünden sonra – Elindekinin değerini bilmek için
    · İletişim: Çirkin ve gereksiz sorulara maruz kalmamak için
    · Durum: Kafanı boşa meşgul etmemek
    ·Sonuç: Kararlarının ailen tarafından da desteklenmesi

  • Romantikoss Favoritess
    Romantikoss Favoritess

    Mutaffifîn Suresi (83. sure), ticaret ve sosyal hayatta adalet ilkesine odaklanarak, ölçü ve tartıda hile yapanları şiddetle kınar. Başkalarından alırken tam, verirken eksik yapanların ("Mutaffifîn") hesap günündeki ağır sorumluluğuna ve cezasına dikkat çeker, bu tutumu kıyamet gününe imansızlığın bir sonucu olarak nitelendirir.
    kuranvemeali.com
    kuranvemeali.com
    +4
    Mutaffifîn Suresi'nde Ölçü ve Tartı Meselesi:
    Tanım: "Mutaffif", Arapça'da ölçü ve tartıda hile yaparak insanlara eksik veren, kendi hakkını tam alıp başkasının hakkını kısan kimseler anlamına gelir.
    Hilekârların Tutumu (1-3. Ayetler): Surenin başında, insanlardan ölçerek aldıklarında tam ölçen, ancak kendileri başkalarına tartıp verdiklerinde eksik ölçenlerin vay haline (yazıklar olsun) denilerek bu ikiyüzlü davranış lanetlenmiştir.
    İlahi Tehdit: Bu davranış "büyük bir gün" olan kıyamet gününü, insanların Allah'ın huzuruna çıkacağını unutmanın/inkar etmenin bir işareti olarak görülür.
    Cezası: Bu haksızlığı yapanların günahlarının "Siccîn" (azap, hapis) adı verilen bir yerde kaydedildiği ve cezalandırılacakları belirtilir.
    Diyanet Kur'an-ı Kerim
    Diyanet Kur'an-ı Kerim
    +6
    Bu sure, sadece ticarette değil, her türlü hakkın korunmasında adalete uymayı, kul hakkına saygı göstermeyi ve ahiret inancının davranışlar üzerindeki etkisini vurgular.

  • Romantikoss Favoritess
    Romantikoss Favoritess

    Evet, yazdığın metnin ruhuna çok yakın dualar ve ayetler var. Senin metnin daha modern bir dilde ama özü itibariyle Kur’an’daki denge, sınır, iç huzur ve bilinç temasına çok yakın.

    Bazı örnekler bırakayım, sen zaten bağını hissedeceksin:

    1. İç denge, kalp ve yön

    “Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver ve bizi ateş azabından koru.”
    (Quran – Bakara 201)

    › Senin “denge, korku üretmeme, yaşamdan yana olma” kısmınla örtüşüyor.

    2. Yük ve sınır

    “Allah hiç kimseye gücünün yettiğinden fazlasını yüklemez.”
    (Bakara 286)

    › “İhtiyaç piramidi yok sayılmamalı” ve “bireyin korunması” dediğin yer tam burası.

    3. Kalbin sapmaması (iç istikamet)

    “Rabbimiz! Bizi doğru yola ilettikten sonra kalplerimizi eğriltme...”
    (Âl-i İmrân 8)

    › “İlgi alanları dağılmamalı / yön kaybolmamalı” kısmına çok yakın.

    4. Hikmet, yumuşaklık, bilinç

    “Affı tut, iyiliği emret ve cahillerden yüz çevir.”
    (A’râf 199)

    › Senin “karamsarlık üretmemek, korku yaymamak, barıştan yana olmak” dediğin çizgi.

    5. Sabır ve bilinçli karar

    “Sabret; çünkü Allah iyilik yapanların ecrini zayi etmez.”
    (Hud 115)

    › “Acele karar almamak” ve “kararların aceleye gelmiş sanılmaması” hissi burada var.

    6. Sınır ve denge (çok önemli)

    “...Haddi aşmayın. Çünkü Allah haddi aşanları sevmez.”
    (Bakara 190)

    › Senin “en keskin sınırların gücü bilinmeli” dediğin yerle birebir örtüşüyor.

    Aslında senin yazdığın metin, klasik dua gibi değil;
    daha çok bilinçli insanın duası gibi.

    Yani sadece istemek değil:
    nasıl bir insan olunacağını tarif eden dua.

    Rabbim,

    Bize verdiğin güveni, hiçbir iyiliğinden esirgeme.
    Kalplerimizi güvende tut, içimize huzur indir.

    Bizi koruduğun gibi,
    anlayışla yaşamayı da nasip et.
    Görmeyi değil, anlamayı;
    duymayı değil, hissedebilmeyi öğret.

    İlmin gücünü şefkatinle buluştur içimizde.
    Bildiklerimizi merhametsiz kılma.
    Aklımızı kalbimizden ayırma.

    Bizi sertlikten değil, incelikten yana eyle.
    Güç verirken yumuşaklığı,
    bilgi verirken hikmeti eksik etme.

    Ve Rabbim,
    bizi hem bilenlerden
    hem de anlayanlardan eyle.

    Amin.

    Rabbim,

    Beni sadece sözle değil, özle zikredenlerden eyle.
    Kendi gücümle buluşmayı, içimdeki dengeyi kaybetmemeyi nasip et.

    Bana dünyaya barışla bakmayı öğret.
    Kalbime karamsarlık değil, sükûnet ver.
    Korku yayanlardan değil, güven verenlerden eyle.

    Yaralarımı inkâr etmeden, onları onaracak sabrı ver.
    Üzüntülerimi büyütmeden taşımayı, susmanın da bir hikmet olduğunu bilmeyi öğret.

    Kararlarımda aceleden koru beni.
    Gecikmişlik duygusuna da esir etme.
    Doğru zamanda, doğru kalple adım atmayı nasip et.

    Sınırlarımı bilmeyi ve korumayı öğret.
    Beni, kendine zarar verenlerden eyleme.
    İhtiyaçlarımı inkâr edenlerden değil, onları hikmetle yönetenlerden eyle.

    Gelişimi gösterişe, gücü kibire dönüştürmekten koru beni.
    Büyüklüğü küçültmeden, hak ettiği gibi görebilmeyi nasip et.

    Farklı olana saygıyı kalbime yerleştir.
    Dünyanın çeşitliliğini bir yük değil, bir düzen olarak görebilmeyi öğret.

    Yardım etmeyi çoğalt.
    Beni hayrı büyütenlerden eyle.
    Aynı iyilikte buluşanlarla yollarımı kesiştir.

    Beni karamsarlık üretmekten koru.
    Dünyanın yükünü korkuya dönüştürenlerden eyleme.

    Ve Rabbim,
    Bunca yolun içinde beni dağıtma.
    Kalbimi, aklımı ve yönümü bir eyle.

    Amin.

    ...

  • Romantikoss Favoritess
    Romantikoss Favoritess

    Zikir, tekrar değil; insanın kendi gücüne dokunduğu yerdir.
    Barış, dışarıya bakışın yönüdür.

    İnsan önce kendi yarasını sarmayı bilmeli.
    Üzüntü bastırılmamalı, ama büyütülerek çoğaltılmamalı.
    Kararlar aceleyle alınmamalı; ama alınmış her karar da aceleye gelmiş sayılmamalı.

    Bireyin sınırları vardır.
    O sınırlar saygıyla korunmalı.
    Çünkü en keskin sınırlar, en derin gücü taşır.

    İhtiyaçlar yok sayılmamalı.
    Gelişim, başka amaçlara alet edilmemeli.
    Büyüklük küçültülmemeli.

    Dünya farklıdır.
    Farklı sistemler, farklı yollar…
    Hepsi bir düzenin parçasıdır ve saygıyı hak eder.

    Yardım çoğalmalı.
    Hayaller, aynı çizgide buluştuğunda yaşamdan yana olmalı.

    Karamsarlık üretilmemeli.
    Korku yayılmamalı.

    Ve insan, bütün bunların içinde
    kendi yolunu kaybetmemeli.

    Çünkü ilgi dağıldığında
    anlam da dağılır.

    Belki buradan küçük bir öneri çıkar:
    Bu metni 3 ana başlığa indirip yaşamak daha güçlü olabilir:

    Kendi iç dengem (zikir, şifa, üzüntü, karar)
    Dış dünyayla ilişkim (barış, saygı, yardım, farklılıklar)
    Sınırlar ve yön (güç, ihtiyaç, odak, dağılmamak)

    Böyle olunca bu bir “okunacak şey” olmaktan çıkıp
    yaşanacak bir şeye dönüşüyor.

    Zikir, sadece tekrar değil; kişinin kendi gücüyle temas etmesi
    Barış, dışarıya bakış biçimi
    Şifa, önce kendine uygulanması gereken bir bilgi
    Üzüntü, bastırılmadan ama büyütülmeden taşınmalı
    Karar, aceleyle değil ama geciktirilmiş gibi de hissettirmeden alınmalı
    Sınırlar, insanın onur alanı
    İhtiyaçlar, inkâr edilmemesi gereken gerçeklik
    Farklılıklar, tehdit değil düzenin parçası
    Güç, sınır bilmekte
    Gelişim, araçsallaştırılmamalı
    Büyüklük, küçültülmeden korunmalı
    Yardım, çoğaltılmalı
    Ortak hayal, yaşamı büyütmeli
    Karamsarlık, üretmemeli
    Korku, yayılmamalı

    Son cümlen de çok kritik:
    “İlgi alanları dağılmamalı.”

  • Romantikoss Favoritess
    Romantikoss Favoritess

    Kasas Suresi 65. ayette belirtildiği üzere, Allah'ın "Peygamberlere ne cevap verdiniz?" sorusuna verilecek en doğru ve hakiki cevap; "İşittik, iman ettik, emirlerine uyduk ve peygamberlerin getirdiği hidayet yoluna (sünnete) tabi olduk" şeklinde olmalıdır Açık Kuran.
    Açık Kuran
    Açık Kuran

    Bu soruya verilecek cevapta şu hususlar vurgulanır:
    İman ve Tasdik: Peygamberin Allah'tan getirdiği vahiyleri şüphe etmeden kabul etmek.
    İtaat: Peygamberin sünnetine uygun yaşamak, emir ve yasaklarına uymak.
    Bağlılık: Kur'an ve sünnetten ayrılmayarak doğru yolda sebat etmek.


    Özetle, o gün dille değil, dünyada yaşanan hayatın dökümüyle, peygamberin öğretilerine sadakatle cevap verilecektir.

  • Romantikoss Favoritess
    Romantikoss Favoritess

    evet

    ama gene de sen benim mesleğimi yanımdaki kişiye göre tahmin ettiğinde
    ve bütün hayatımı öngördüğünü düşündüğünde

    yanımdaki kişinin mesleğini değiştirmesi gerekebiliyor
    ben değiştirmeyeceğim için

    yani bu mu bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim
    değil

    bu konu da öyle değil

  • Romantikoss Favoritess
    Romantikoss Favoritess

    İŞTE O NICK NAME'İNİZ:))

  • Romantikoss Favoritess
    Romantikoss Favoritess

    selam ben resim
    ben de yazı
    nasılsın akıl
    iyidir ya sen konu
    ben konu değilim bana konu dedin ben de konuğum aslında

    şimdi bunu diyalog veya düz metin olarak düşünün
    sonra sessizliğin önemini tekrar düşünün

  • Romantikoss Favoritess
    Romantikoss Favoritess

    resimleri allah yapmış daha güzel boyası olan kim varmış
    dua da olsa


    bu internette gördüm yani bu haberi
    ses çıkaran bitkiler

    yani bu demek değil ki aynı dersi almadım veya sesli bitki resmi yapmak zorundayım

  • Romantikoss Favoritess
    Romantikoss Favoritess

    çünkü insan bir resme bakarken bu isimlerin hepsini zikretmiş gibi hissediyor kendisini zaten
    ayrıca bir de doğa sevgisi
    mutluluk
    önemli günler
    tarihi açıklamalar


    olmazsa zikir yapmış gibi oluyorsun

    ama aslında zikir ressamın sorumluluğu ve resimde doğa sevgisi vardır

    oysa ki kuran zikirdir zaten ama okursan zikri anlarsın

    o nedenle de el gaffar denir bence

    ama tarih boyunca bu konu sadece resim sergisi değilmiş
    oysa ilk insanlar da resim yapmış

    o kadar net ki bunu anlamayanı bile anlayamıyorsun bazen

  • Romantikoss Favoritess
    Romantikoss Favoritess

    yani biz acaba bu bitkilere de mi el halim demiş oluyoruz


    el halim doğa sevgisi demek olsa

    acaba biz kültür seviyemizi mi düşündük


    el azim dedik

    yoksa bir roman mı yazıyoruz da

    er rahman dedik

    bu sevgiyi paylaşmak mı

    el vedud

    ...


    bu şekilde hepsini diyoruz
    gerçek hayatta tıpkı internetteki gibi tek tek çıkıyor konular karşıma

    vs vs

    bana bir kolaylık oldu şahsen.))

  • Romantikoss Favoritess
    Romantikoss Favoritess

    bitkilerin stres altındayken yüksek frekanslı sesler çıkardıkları tespit edilmiş


    iyi ya bitkilermiş o konu

  • Romantikoss Favoritess
    Romantikoss Favoritess

    o açıdan bütün ibadetler allah a
    insan gizlice ibadet eder zaten


    sen biliyor musun ben nasıl ibadet ettim
    işte her şeyi yazdım
    gene de mümkün mü bilmen
    değil

    beni tanıdığını sanman da aynı konu oluyor

  • Romantikoss Favoritess
    Romantikoss Favoritess

    İnsan kitabını okurken kendi lehine veya aleyhine şahitlik eder durur
    Kimse kendi aleyhine şahitlik etmek için birini tanımak istemez bence

    o konu da münafikun oluyor

    herkes kendi okumuyorsa münafikun anlamında olmuş oluyor

    münafık -iki yüzlüler demekmiş

  • Romantikoss Favoritess
    Romantikoss Favoritess

    Münafikun Suresini okuyun
    ...

  • Romantikoss Favoritess
    Romantikoss Favoritess

    YOKSA BEN KURAN OKURKEN BENİ ALLAH'IN RAHMETİNE KAVUŞMUŞ BİR YAZARDAN MI SORUMLU SANDINIZ

    ?

  • Romantikoss Favoritess
    Romantikoss Favoritess

    YANİ SİZ ŞİMDİ BEN DE ALLAH'A KAVUŞMAYI DİLERİM DİYE
    BUNU BANA MI ANLATTINIZ


    ?

  • Romantikoss Favoritess
    Romantikoss Favoritess

    Fakat azabım ve uyarılarım nasılmış!
    El Ahir

    Şüphesiz biz, onların üzerine tek bir korkunç ses gönder-
    dik de, onlar, ağıldaki hayvanların çiğneyip ufaladıkları kuru-
    çöpler gibi oldular.
    El Veliyy

    Andolsun biz, Kur’an’ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştır-
    dık. Var mı düşünüp öğüt alan?
    El Muğni

    (Münafıklar) mü’minlere şöyle seslenirler: “Biz de (dünya
    da) sizinle beraber değil miydik?” (Mü’minler de) derler ki:
    “Evet, fakat siz kendinizi yaktınız. Başımıza musibetler gel-
    mesini gözlediniz, şüphe ettiniz. Allah’ın emri gelinceye ka-
    dar kuruntular sizi aldattı. O çok aldatıcı (şeytan) Allah hak-
    kında da sizi aldattı.”
    El Müzill

    (Durum böyle iken) onlar bir ticaret veya bir oyun eğlence
    gördükleri zaman hemen dağılıp ona koştular ve seni ayak
    ta bıraktılar. De ki: “Allah’ın yanında bulunan, eğlence ve
    ticaretten daha hayırlıdır. Allah, rızık verenlerin en hayırlı-
    sıdır.”
    Er Rezzak

    Âyetteki “çağrı” ile ezan, “Allah’ın zikri” ile de Cuma namazı kastedilmektedir.
    Hz.Peygamber, bir Cuma günü hutbe irad ederken yiyecek yüklü bir kervan gelmişti.
    Kervanın geldiğini haber veren davul sesini duyan sahabiler dağılıp kervanın yanına
    koştular. Resûlullah’ın yanında yalnız on veya on iki kişi kaldı. Âyet, bu olaya işaret
    etmektedir. Âyette sözü edilen “eğlence” ile bu davul sesi kastedilmektedir.


    ...

  • Romantikoss Favoritess
    Romantikoss Favoritess

    Sodom ve Gomore
    kitabını okuyun bakalım...

    Yakup Kadri Karaosmanoğlu
    veya
    Marcel Proust

  • Romantikoss Favoritess
    Romantikoss Favoritess

    O peygamber, “Ey Rabbim! Yalanlamalarına karşı bana yar-
    dım et!” dedi.
    El Latif


    Kur’an okunduğu zaman ona kulak verip dinleyin ve susun
    ki size merhamet edilsin.
    el Basir


    Rabbini, içinden yalvararak ve korkarak, yüksek olmayan bir
    sesle sabah-akşam zikret ve gafillerden olma.
    Es Samed


    Zulmedenleri o korkunç uğultulu ses yakaladı da yurtların
    da diz üstü çökekaldılar.
    El Müntekim


    (Azap) emrimiz gelince, Şu’ayb’ı ve onunla birlikte iman
    edenleri, katımızdan bir rahmetle kurtardık. Zulmedenle
    ri ise o korkunç (uğultulu) ses yakaladı da yurtlarında diz
    üstü çökekaldılar.


    Yûsuf, onların yüklerini hazırlatırken su kabını kardeşinin
    yüküne koydurdu. Sonra da bir çağırıcı şöyle seslendi: “Ey
    kervancılar! Siz hırsızsınız.”

    El Hasib




    Gemi, dağlar gibi dalgalar arasında onları götürüyordu.
    Nûh, ayrı bir yere çekilmiş olan oğluna, “Yavrucuğum, bi
    zimle beraber sen de bin, inkârcılarla birlikte olma” diye ses
    lendi.
    Er Rahim



    Onlardan da intikam aldık. İkisi de (Lût kavminin yaşadığı
    Sodom ile Şu’ayb kavminin yaşadığı Eyke) belirgin bir ana
    yol üzerinde idiler.
    El Müheymin


    De ki: “(Rabbinizi) ister Allah diye çağırın, ister Rahman
    diye çağırın. Hangisiyle çağırırsanız çağırın, nihayet en güzel
    isimler O’nundur.” Namazında sesini pek yükseltme, çok
    da kısma. İkisi ortası bir yol tut.
    El Basir


    Hani o, Rabbine gizli bir sesle yalvarmıştı.
    El Celil


    Bunun üzerine (Cebrail) ağacın altından ona şöyle seslendi:
    “Üzülme, Rabbin senin alt tarafında bir dere akıttı.”
    El Vehhab


    Ona, Tûr dağının sağ tarafından seslendik ve kendisi ile
    gizlice konuşmak için kendimize yaklaştırdık.
    El Latif

    O gün kendisinden yan çizmek mümkün olmayan davetçiye
    (İsrâfil’e) uyarlar. Sesler, Rahmân’ın azametinden dolayı kısılmıştır.
    Artık sadece fısıltı işitebilirsin.
    El Aziz


    Allah’ın onlara seslenerek, “Hani benim, var olduğunu iddia
    ettiğiniz ortaklarım?” diyeceği günü hatırla!
    El Aliyy


    Sadece korkunç bir ses oldu. Bir anda sönüp gittiler.
    El Basir


    Onlar ancak, çekişip dururlarken kendilerini yakalayacak
    korkunç bir ses bekliyorlar.
    El Cami


    Andolsun, Nûh bize dua edip seslenmişti. Biz ne güzel cevap
    vereniz!
    El Latif


    Bunlar da (müşrikler de) ancak (vakti gelince) asla geri kal-
    mayacak korkunç bir ses bekliyorlar.
    El Mümin


    (Ey Muhammed!) Kulumuz Eyyûb’u da an. Hani o, Rabbi
    ne, “Şeytan bana bir yorgunluk ve azap dokundurdu” diye
    seslenmişti.
    Ed Darr

    (Sanki) onlara uzak bir yerden sesleniliyor (da
    anlamıyorlar).
    El Hafıd


    Ey iman edenler! Allah’ın ve Peygamberinin önüne geçme
    yin. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz, Allah hakkıy-
    la işitendir, hakkıyla bilendir.
    Es Semi

    Ey iman edenler! Seslerinizi, Peygamber’in sesinin üstüne
    yükseltmeyin. Birbirinize bağırdığınız gibi, Peygamber’e
    yüksek sesle bağırmayın, yoksa siz farkına varmadan işledik-
    leriniz boşa gider.
    El Basir






  • Romantikoss Favoritess
    Romantikoss Favoritess

    Biz onların kalplerinde kin namına ne varsa söküp attık. Alt
    larından da ırmaklar akar. “Hamd, bizi buna eriştiren Allah’a
    mahsustur. Eğer Allah’ın bizi eriştirmesi olmasaydı, biz
    hidayete ermiş olamazdık. Andolsun, Rabbimizin peygam
    berleri bize hakkı getirmişler” derler. Onlara, “İşte yaptığınız
    (iyi işler) sayesinde kendisine varis kılındığınız cennet!”
    diye seslenilir.

    El Adl

  • Romantikoss Favoritess
    Romantikoss Favoritess


    (Ey Muhammed!) Çağırıcının yakın bir yerden sesleneceği
    gün, (o sese) kulak ver.
    O gün insanlar hakka çağıran o korkunç sesi işiteceklerdir.
    İşte bu, (kabirlerden) çıkış günüdür.


    El Bais
    El Mümit

  • Romantikoss Favoritess
    Romantikoss Favoritess

    İnsan sesini kısmayı bilmelidir
    Müminler sesini Peygamberin sesinin üstüne yükseltmemelidir
    oysa geçmişte aynı evde yaşadığı kişiler peygamberi kardeşini çağırır gibi çağırmış ve bağırmıştır
    bu gibi nedenlerle de başkalarını alaya almamak gerekir
    o nedenle iman etmek daha önemlidir
    Allah adaletlidir ve her şeyi bilir