Hüznün kara bulutları çökmüştü üstüme. Her şeyin üst üste geldiği öyle zamanlardan biriydi…
Bir dostum kızını; bir büyüğüm elli beş yıllık sevgili eşini kaybetmişti. Yakın birkaç arkadaşım ve sanal çocuğum aniden köşelerine çekilmişlerdi. 8 Kasım, içimde daima engin bir sevgi kaynağı ve onulmaz bir yara gibi yaşayacak olan Buruşuk köpeğimin dördüncü ölüm yıldönümüydü. 9 Kasım ise gurbetteki bir tanecik kızımızın yaş günü. Yıllardır birlikte kutlamak nasip olmamıştı. Üstelik ana-oğul hastaydılar. Aklımın bir yarısı deniz aşırı o ülkedeydi…Yetmez gibi, bir de bilgisayar-modem bağlantım koptu. Canım çok sıkılıyordu.
Ah, kara bulutlar! ... Durup durup nasıl da çöreklenirsiniz bazen insanın üstüne. Ama eski toprağız biz. Alışmışız dik durmaya, aldırmaz görünmeye ve hatta çevremize güç vermeyi sürdürmeye…
sıradanlığını atlayıp pembe rüyanın
çiseleyen günlere geçtik
ruhunu çürütmüş teknoloji kölesinin
Süheylâ’ya ne fısıldadığını duymadı kimse
payına düşen aşk
cana geliyor en ağır eskitilen kış
sesine sarılıyor taze cenin
suyu okşadı biri
taşı unuttu
toprakla sınanırdı bahar
--sözü attım
--sabrı tuttum…
dilimi soğuttum ak yüzeylerde
sesimdeki sessizlik
erken solan takvimin
sillesiyle ufalandı cam
yüksekten esti rüzgâr
başoyuncu, oyunbozan
teatral cendere yediler âleminde
göçerin de bir yuvası var
insan rengiyle
kiraz çekirdeğiyle güzel
ve nemli odaların
kaderidir küf
mürekkep bir resmin silinmesine tanık
köhneleşiyor akıl
hıyanete düşüyor muhakeme
rengi sepya
dili
kömürden geçmeden
tutuşmaz dil ateşi külle
varılmaz
suya
su şehirlerine




-
Ömer Yalçın
-
Faris Faris
-
*
Tüm YorumlarSevda Kenti'nin Öyküsü’nü dinlemek ister misin?
İstersen son şiirime bir göz at… Sevgilerle.
şiirinizde yorgun ve sarhoş bir yaprak gördüm onu aldım ırgat'a verdim...
bu sitede ender şiir yazanlardansınız..
saygı sevgi