şu andan başlayarak
ısırgan valse son veriyorum
felsefi kuyularda boğulmak yok
göğsünüze çivileyeceğim güneşi
hava - su - toprak
düş aynası tuttunuz
da kendinize
mağrur bir şımarıklık asıldı
suretinize
ölümden ağırdır
şair
beşerin sisli gölgesi
sorumlusu insanın
aşkın zekâtı
fitresi
pusu kurar şark çıbanına buğulu akşamlar
turkuaza özenir
batıkları görmezden gelen Batı
İskenderiye kapısında canlanır gelişler...gidişler
Fenikeli tacirler ve Kartaca soyluları
söz konuşur
biz susarız
ufalır lokma
çetinleştikçe yolculuk
su ile ekmektir azığımız
sen!
güneşin altın tayı
bakır rengini taşıdın durdun
sonsuz bir yolculukta
yollarda çoğaldın
oyundan çıkarcasına
veda etmeli
maktul saraylarla
fiyakalı masal kuşlarından uzak
kehkeşana düşmeli adımız
bir saç telinden yaratılabilirdim
saçlarımdan
ne çok
“ben”...
hangi akrebin kalıntısıydı düşünce
geçmişin rüzgârları yürüyor içimde
fırtına ezberliyorum
karanlığa atılan bir çığlık sesim
bir bağırtı
karıştırıyor devasa kepçe ne varsa
doğru bir duruştan kalan acı bu
rüzgâra direnmek
ve suya
ve hırçın dalgalara
kendi kıyısında korsan olmak gibi bir şey




-
Ömer Yalçın
-
Faris Faris
-
*
Tüm YorumlarSevda Kenti'nin Öyküsü’nü dinlemek ister misin?
İstersen son şiirime bir göz at… Sevgilerle.
şiirinizde yorgun ve sarhoş bir yaprak gördüm onu aldım ırgat'a verdim...
bu sitede ender şiir yazanlardansınız..
saygı sevgi