içinde eridiğim denizi
çaldığım için pişman değilim
su yakarmış demek ki
alnımdan dağlandım ben
dilsizdi sancılar
'Kar'
beyaz bir kefen misali
sardı şehri
sıkıca
sarmalayan
Genç bir dostum var. Şair. En iyisinden. İçinden geldiği gibi yazar bana. Kah yorum yapar, kah şiir veya mektup gönderir. Duyguları nasıl akmışsa ve kafasından ne geçmişse onları yazar. Sevdiğine dile getiremediklerini bile bana anlatır. Evlat bilip basmışım bağrıma bir kez. Anlarım onu. Bazen anlamam ama yine de dinlerim. Söylediklerinin içinden çıkamadığım zamanlarda sorarım kendisine; “Neydi bu? ” diye. O da, “Hiç anne, kekeledim işte, aldırma sen.” der…
Son günlerde taktım bu “kekeleme” lafına. Aslında bilinçdışımda bu sözcüğün şiirle örtüşen bir yanı var. Beni ilk gençlik günlerime götürüyor. On beş yaşımın altındaydım sanırım. Adana Kız Lisesinde yatılı okuyan edebiyat ve sanat meraklısı bir grup genç kızdan biriydim. Şimdi kendi yazdıklarımın dahi iki satırını hatırlamazken, o günlerde ünlü olan şairlerin hemen bütün şiirlerini ezbere bilirdik. Yaşar Nabi Nayır’ın sahip olduğu Varlık Yayınlarına abone olduğumuz gibi Varlık Dergisi elimizden düşmezdi hiç. Şiiri çok severdik. Aramızda, şair-romancı-öğretmen Halide Nusret Zorlutuna’nın yeğeni olan bir arkadaşımız da vardı. Onun ve benim babalarımız şiir yazardı. Dolayısıyla bu özel merakımız evlerimizden destek görüyordu. Babam Türkçe’min üzerinde ısrarla dururdu. İmla hatalarına tahammülü yoktu. Sabırla uyarır ve düzeltirdi beni. Lise yıllarında, Arif Nihat Asya’nın öğrencisi olup Yaşar Kemal’le sınıf arkadaşlığı yaptığı dönemden söz eder ve daima “Ne yazıyorsan yaz, ama diline hakim ol! ...”derdi.
Güzel yıllardı onlar. Aşık Veysel’in anlamlı sözlerini bizzat kendi sesinden dinleme şansı bulduğumuz; Metin Eloğlu, Ümit Yaşar Oğuzcan, Nihat Ziyalan ve daha niceleri ile tanışıp sohbet ettiğimiz altın yıllardı…
çürümesin şiirin kemikleri ruhlar gibi
çelik tüylerimi takınıp geldim
paslandı fildişi kuleleriniz
gördüm ahh!
sorguçlarınızdan kan damlıyordu
“su sarnıçta döllenir, insan ışıkta…” – N.Erlaçin
doğudan varılır batıya
doğuda yoğrulur batı
doğuda keşfedilir son
“ah sevgili gölge
benim misin sahiden”*
iyi bir şeydir
anlaşmak
anlaşılmak
katiller
sever suç mahallini
soluk bir suret artığında
tersyüz edip
siyrete vuran cinayeti
poyrazlı vadilerde
gül mevsiminde eğleşmek
yüreklere falçata
oraya kur oyun masasını
soysuz bir eylemin cankurtaran sürücüleriyiz
soluksuz kalır
sayılmaktan yorgun düşen gün
suretadır yolu düzünden özümsemek
o denli can sıkıcı bir de
aşk
tedirgin
şahin uykusu
sarılır ölüm ıssızlığında
ağaç kurtlarınca




-
Ömer Yalçın
-
Faris Faris
-
*
Tüm YorumlarSevda Kenti'nin Öyküsü’nü dinlemek ister misin?
İstersen son şiirime bir göz at… Sevgilerle.
şiirinizde yorgun ve sarhoş bir yaprak gördüm onu aldım ırgat'a verdim...
bu sitede ender şiir yazanlardansınız..
saygı sevgi