diyorum ki
girilmesin kademsiz evlere
nafile çırpınışlarla
fukaralaşan mekânların
yokluk olduğunu aslında
örselenmiş bir sevinçten ne kalır geriye
sıcaklar bastırdı
bak dost değil artık yaz
küskün
ve üstelik buğulu
tende ılık tuttuğum
aşkla karşılıyorum kalbin yoksulluğunu
üşümenin anlamını
bir daha öğretiyor hayat
alnıma yazılan ıslığın zulmünü
sözdür boşluğu dolduran
tenhâda ürkülür eksilmekten
tenhada sevilir çoğalmak
taşa siner kokusu sessizliğin
Biri var, biliyor musunuz? Hep konuşur içimde. Ben de onunla…
Ama belki konuşmaz da, ben öyle sanırım. Çok konuşan kişi ben de olabilirim pekâlâ. Dil’in gücünü hissettiğim ilk günden beri onunla diyalog halindeyiz. Gençlik yıllarımda buna bir ad verilir ve ”muakale” denirdi. Şimdi ne diyorlar bilmiyorum. Bir “iç ses”ten söz ediyorlar. Ben ise 'içseslilik”ten ve karşılıklı söyleşmeler sonucunda gerçekleşen dışın içselleşmesi ve iç’in yeniden dışsallaşması sürecinden söz ediyorum.
Düşünün bir kere. Lisanımız olmasaydı eğer, ne yapardık? Düşünce dilden akar. Tıpkı duygu gibi. Beyinde oluşan kavramları sözcüklere çevirir ve onları yaşam nehrinde bir yolculuğa çıkartırız. Dolayısıyla dil, zaman içinde güçlü bir donanım silahına dönüşür. Ek olarak, kişiler arasında köprüler oluşturur. Dil hem dışarıdaki 'öteki' alemle, hem de kendi 'iç' dünyamızla konuşmayı sağlar. O ki, konuşurken farklı yöntemler kullanabilir. Yazar, çizer, renklere dönüşür, oynar; beynin kıvrımları arasında dolaşan kendi eş-ben’leri ile bir dansa tutuşur bazen. Bakarsınız şiir olur, felsefî kuyulara dalar; engin denizlere yelken açar; uçmayı ve araştırmayı dener. Kimi zaman arzu olur, tutku olur, hayalî elbiseler giyer üstüne. Sanal âlemdeki yolculuk da bunlardan biridir kanımca.
remiller devşirilir sözün özünde
sersem seccademi
yüz vursam yere... göğe... toprağa
izini sürsem gölgenin
mümkün mü varmak mihrabın sırrına
beni anlamak
çok ister sizden
bu denli varsıl mısınız?
borçlu dediler insanlık için
ben bana
uzağım ki öyle
beni benimle sınama ey kader!
aykırı bir ses dinliyorum şimdi
geri dönüşün tamtamları çalıyor
güneşin rahmine




-
Ömer Yalçın
-
Faris Faris
-
*
Tüm YorumlarSevda Kenti'nin Öyküsü’nü dinlemek ister misin?
İstersen son şiirime bir göz at… Sevgilerle.
şiirinizde yorgun ve sarhoş bir yaprak gördüm onu aldım ırgat'a verdim...
bu sitede ender şiir yazanlardansınız..
saygı sevgi