rüzgar çanları yağmalardı yüreğimi
yalnızdık ışık öncesi
yalnız evvelinde sözün
kasırganın gözünde yalnız
tek başına kanardık
bitkisel bir yaşamdan yanayım
hudayinabit gibi
öylesine
tasarlanmış tarhlara yabancı
çelimsiz bir yoncaya özenip
-can parçama
tez kaldırıyorum acıyı tedavülden
hükümsüzdür!
düşürmem mutsuzluğu dizelerime
siz
bildiğinizi sanıyordunuz kim olduğunuzu
kimin aynasından yansıyordu varlığınız
neden kafa yordu felsefeye insan bunca yıl
bilemediğiniz
kalk gidelim
gidelim ezik yüreğim
kısıldı hayaller
köşe başında köpek leşleri
bedenler güya canlı
dubaları battı bu sahilin
aşırılığı fısıldıyor deniz mütemadiyen
tekneler küreksiz
mendirek virane
can havliyle haykıran biçare derinlik
metafordur artık maviye
kendine sağır değilse kulak
susmak çare değil içine
şiirin üryân dilinden akar
iksirdir
sözdeki son damla kan
başka yolu yok
yağmur tozu serpeceksin
saçlarıma
ya da
dördüncü zamanın
gecenin ek yerlerinden kırılır uyku
sessizce şahlanır derin bilinç
müsveddelerin
temize çekildiği an bu
kıyasıya çarpışır




-
Ömer Yalçın
-
Faris Faris
-
*
Tüm YorumlarSevda Kenti'nin Öyküsü’nü dinlemek ister misin?
İstersen son şiirime bir göz at… Sevgilerle.
şiirinizde yorgun ve sarhoş bir yaprak gördüm onu aldım ırgat'a verdim...
bu sitede ender şiir yazanlardansınız..
saygı sevgi