kırmızı güllerin nerede kelebek
altına özenen sarı tozların
kozanın sonu kaçınılmaz uçuştur bilirsin
kaderinse akşam vakti tükenen kızıl şafak
ağlayan ilk pırpır değilsin üstelik
uzun bacaklı tayın
ihtişamlı koşusunu banardık
tedirgin akşamlara
talandan korurdu çadırlarımızı
taze bir umut muştulardı
çünkü çıplaklıktır en kısa tarifi güz’ün
birileri mısraı hançerler bu mevsim
sarı hüzünlere soyunur bir başkası
hangi nehir sevişebilir hemcinsiyle
denize varmaksızın
hayalet bir kent onarılıyor bozkırda
aynalar ruhumun mihenktaşı
yeşilin özlendiği
maviye sığınılan kara gün bu
düş imgeler tutuşuyor parmak uçlarımda
anlamıyorum
ruhum neden bu denli yaşlı!
geçmişle muhabbet oysa
tek çıkmazı
kaderim
rüzgâr tozuna karışır kuş ötüşleri
içimde yetim bir garipseme
durduk yerde çatılır tüfekler
yonca açmaz
küskünlük serper künyesizliğine
doğru bir duruştan kalan acı bu
rüzgâra direnmek
ve suya
ve hırçın dalgalara
kendi kıyısında korsan olmak gibi bir şey
döküldü minesi sözün
yazmam gayrı
ya varsın bu alemde
ya hiç!
bir borcum vardı
pusu kurar şark çıbanına buğulu akşamlar
turkuaza özenir
batıkları görmezden gelen Batı
İskenderiye kapısında canlanır gelişler...gidişler
Fenikeli tacirler ve Kartaca soyluları
şair
beşerin sisli gölgesi
sorumlusu insanın
aşkın zekâtı
fitresi




-
Ömer Yalçın
-
Faris Faris
-
*
Tüm YorumlarSevda Kenti'nin Öyküsü’nü dinlemek ister misin?
İstersen son şiirime bir göz at… Sevgilerle.
şiirinizde yorgun ve sarhoş bir yaprak gördüm onu aldım ırgat'a verdim...
bu sitede ender şiir yazanlardansınız..
saygı sevgi