düş aynası tuttunuz
da kendinize
mağrur bir şımarıklık asıldı
suretinize
ölümden ağırdır
söz konuşur
biz susarız
ufalır lokma
çetinleştikçe yolculuk
su ile ekmektir azığımız
geçmişin rüzgârları yürüyor içimde
fırtına ezberliyorum
karanlığa atılan bir çığlık sesim
bir bağırtı
karıştırıyor devasa kepçe ne varsa
sen!
güneşin altın tayı
bakır rengini taşıdın durdun
sonsuz bir yolculukta
yollarda çoğaldın
oyundan çıkarcasına
veda etmeli
maktul saraylarla
fiyakalı masal kuşlarından uzak
kehkeşana düşmeli adımız
bir saç telinden yaratılabilirdim
saçlarımdan
ne çok
“ben”...
hangi akrebin kalıntısıydı düşünce
zamandan bilinir sanıklığımız
tanıklık
hüküm ve beraat
böyleyken neyin izdüşümüdür darağacı
hangi yangından kalma
kendini ispatlamanın
krikolarına muhtaç insan
biraz cahiliye kültürü
biraz meraksızlık
hayli ıskalamışlık hükmediyor
ben bir güvercin
ben bir serçe
hem güvercin
hem serçe
mayısın rahminde kanatlandım
duygunun üleşilmez bütünlüğünde
bir yol hikâyesiyim
kâh üzgün
kâh deli bir tay yüreğim
sormasın kimse beni




-
Ömer Yalçın
-
Faris Faris
-
*
Tüm YorumlarSevda Kenti'nin Öyküsü’nü dinlemek ister misin?
İstersen son şiirime bir göz at… Sevgilerle.
şiirinizde yorgun ve sarhoş bir yaprak gördüm onu aldım ırgat'a verdim...
bu sitede ender şiir yazanlardansınız..
saygı sevgi