hangi sıfattı göğsüne iliştirdiğim
hangi renk yıkardı seni en çok
bir ben bilirdim!
ikrardı ses sessizlik kadar
yalardı yüzümü
en çok
seni sevdiğimi yaz bir kenara
yazma istersen
bak acımasız bir yel üfürüyor hayat
ağlıyor yine çocuklar
değişecek içimdeki iklim
yürüyecek çöl
o ki beni
bana saklamıştı
susuyorum
“BEN ÇOCUKLAR GİBİ SEVERİM” diyordu Nizar Kabbani.
Ve şöyle devam ediyordu:
“Aşkların en meşhuru ey sevdiğim
Çocuklardan çıkar
Ve şiirlerin en güzeli sevgilim
ölümcül şiirini kusuyorsa şair
keşfe çıktığında dinamitlenmiş koyakları
kim bilir kaç sıkımlık
can telâşında kuruyan havzaların
belli ki verilmiştir mola deli tutkuya
dinleniyordur veya
sizi yalnızlığa bırakıyorum
durmayın
kuşanın tüm silahları
hırs deyin adına
gurur deyin
isterseniz onur ya da bilgelik
sarı
hüzün demek
bu gülü
kalbindeki güneşe koy
kızarsın
ne zamandı adım
ne mevsim
acıklı bir
yol hikâyesiydim
şeffaf bir aşk sunuyorum sana
teninde ırmaklar akan
karanfil kokusu bırakıyorum
kadın gibi kadınca yürürken içinden
sıcaklığımdır ruhunu derinden yakan




-
Ömer Yalçın
-
Faris Faris
-
*
Tüm YorumlarSevda Kenti'nin Öyküsü’nü dinlemek ister misin?
İstersen son şiirime bir göz at… Sevgilerle.
şiirinizde yorgun ve sarhoş bir yaprak gördüm onu aldım ırgat'a verdim...
bu sitede ender şiir yazanlardansınız..
saygı sevgi