maşuka yazılmaz şiir
aşka yazılır
şart olmadıkça
yok sayılır
ikinci tekil şahıs
geceyi giydirirken sigarama
yitik anlarda tütsüleniyor takvim
sımsıkı kapalı odamın kapıları
anahtar dumanda saklı
her soluklanışta
ne söylendi yazıldıysa taşa
geri alındı
tarumar yanına bağışlandı ejderin
rüzgâr esti bir yol
rahmet közü biçti
geri döndü hikâye Mu’ya
en çok yağmur anlar
ayrılığın dilinden
örselenir de yürek
dağ bilir en çok
yalnızlıkla yıkanmanın
körü körüne dost
körü körüne insan
körü körüne anne olmadım hiç
aslında
körü körüne emekçisi
sarı bir hüzne ekilmiş
kekre pişmanlıklar yasından
kalmaydı gün
söküldükçe uzuyordu tırnaklar
aniden ucuzladı yaşamak
düğüne hazırlanıyor havuz başı
gözlerim dalgın
turkuaz
sesini dinliyorum suyun
altın rengi entarilere büründü koltuklar
anlama beni
derin bir unutkanlık say
geçer giderim bu kentten öyle
uğramışımdır belki çok eskiden
demir aldı incelikler şiirden
“nedeni kıştır” diyebilsem keşke!
düşünür durur artık arpacı aşk kumruları
mevsim yeşerene dek
eylemiyle gezer prangalı yolculuklar
ağır kanamalı kefilliğinde gözyaşının
ruh kan ağlar
yaşmağı inince göğün kalp varoşlarına
haylaz bir yıldız kayar sonsuzdan
Sevda Kenti'nin Öyküsü’nü dinlemek ister misin?
İstersen son şiirime bir göz at… Sevgilerle.
şiirinizde yorgun ve sarhoş bir yaprak gördüm onu aldım ırgat'a verdim...
bu sitede ender şiir yazanlardansınız..
saygı sevgi