yangın akşamlarda kaybettik gözlerimizi
durgun denizlerin
uzağına düşürerek kendimizi
bir tek aşk doğmazdı küllerinden
gök yollarında
bir kent yürüyor pek tanımadığım
kokusu çarpıyor tenime
insafsız idamların yorgun akşamlarında
el ayak çekilmiş
elveda gündüz
elveda ateş çiçeği yorgun sardunya
ışığını söndürdüm günün
adım adım girilecek siyahlığa
göğe yükselecek yüzüm
ilk ve son yolculuk bu
sancılı köprüsünde düşlerin
kutsanmak
bir kıyıdan ötekine
ırmağın iki yakasında gizlice
sıcaklık akıyor yüreğime
suya karışıyor buzum
yürüyor su
nerden geliyor bu ateş!
sevginin sesi çınlıyor kulaklarımda
dağları aşıp bana ulaşıyor
Şiir severlerin hoşgörüsüne sığınarak bugün kendimi düzyazı ile ifade etmek istiyorum. Canım yanmış, kalbim kırık ve gerçekten çok üzgünüm. 'Düş Dünyası'ndaki bulutlardan yeryüzüne inme vaktidir bugün....
Türkiye'me bakıyorum bir tepeden. Ve gördüğüm manzara beni sadece mutsuz kılıyor. Bir yerde hata yapmak doğal ve insancadır aslında. Ancak hatalar üstüste gelirse, 'neler oluyor? ' diye de sorarlar adama. Popülasyonun %75'inin beklentiler içinde hayata sarılmış; 30 yaş sınırı altındaki gençlerden oluştuğu bir ülkede neden sürekli hayal kırıklığı ve umutsuzluk veriliyor bu insanlara?
Sağlık ve eğitim hizmetlerinde nitelik ve niceliksel açıdan sınıfta kaldığımız apaçık gözleniyor. AB'ye uyum yasaları çerçevesinde, hukuk sisteminde zaten doğru dürüst oturmamış olan taşları tümden yerinden oynatmışız. Ekonomik çalkantı ve krizlerden; iç-dış borç sarmalından; yeterince üretememek, ürettiğini tüketememekden; dengeleri giderek daha da hızla bozan adaletsiz gelir dağılımından; hantal bürokrasi tarafından yaratılan hizmet sorunlarından; hamaset söylemleri ile ülke yönetmeyi hayal eden anlayışlardan ve sonuçta namerde muhtaç olmaktan başını alamıyor Türkiye'm....
gökyüzü firarisiyim
“hakikati arayan adam” peşinde
o arıyor
ben kaybettim
çekiliyor cereme öyle ya da böyle
labirentte geçti hayat
engebeli coğrafyalarda
koştum
düştüm
bilendim
rüzgarda havalandı düşlerim
gürlüyor yukarısı
göğün kölesi oluyorum
sağanak oluyor
toprak oluyor
suyla büyüyor
suyu kucaklıyorum
uçan kuşun teleğinde
pusulasız bir teknede
bir sen vardın
bir de ben
limandan toplardık kaybolmuşluğumuzu




-
Ömer Yalçın
-
Faris Faris
-
*
Tüm YorumlarSevda Kenti'nin Öyküsü’nü dinlemek ister misin?
İstersen son şiirime bir göz at… Sevgilerle.
şiirinizde yorgun ve sarhoş bir yaprak gördüm onu aldım ırgat'a verdim...
bu sitede ender şiir yazanlardansınız..
saygı sevgi