gündüz dolunayı özlerim
gece
güneşi
zalim bir kedinin
tırnak yarasıdır yaşam
kendime kalabalık
kendinize kalabalık
kendilerine kalabalıklar
tenhâlığın kuyu başında
yapayalnız
koptu bir tel
sustu şarkı bülbülün dilinde
bozgun
kara bir sessizlik
eskimiş resimlerden solgun yüreğimde
ey koca ceviz ağacı!
çoktandır hasretim gölgene
hışırtına kulak vermemişim
başımı dayamamışım göğsüne
dertleşmemişim seninle
hüzünlü bir şarkı bu
nağmeleri
beynimde savrulan
mutlaka yazmalı son şiiri
o mahur bestede ağlamalı
ben seni anlamam
anladığımı sanırım sadece
uçurtmanın ipi kopmuş bak
savruk bir rüzgâra bırakılmışsın
yağmura
mağrurdum silerken terini
vahşi atımın
sıradandı dik başlılığım
yangın yeriydi yürek
eyeri bir ben kuşandım
geceler
yiğitlerini gömdüler
ölü solungaçlı aşk emekçilerini
kurşun askerleri
yaprakdöker bir kabus kapımda
siyahi acılardan
canım yandı yine
dağlandı etim
düş'e çekildi silah
bir elinde aşk iksiri
ötekinde nefret zehri
vah ki kalbi
cehennem yeri!
tercihi intihardan yana
Sevda Kenti'nin Öyküsü’nü dinlemek ister misin?
İstersen son şiirime bir göz at… Sevgilerle.
şiirinizde yorgun ve sarhoş bir yaprak gördüm onu aldım ırgat'a verdim...
bu sitede ender şiir yazanlardansınız..
saygı sevgi