duydum ki bedelsiz duygular eşliğinde
tek kişilik hücrene kapanmışsın
pusula hüznü gösterirken
acıya vurmuş ibre
onca aşktan
kopartsam hüznünü yatırsam göğsüme
tutsam ellerini yok etsem bu dönme dolap duyguyu
üşüyen ruhuna yağmur olsam
tomurcuğa dursa tenin
işte o zaman kıskanırdı bizi depremler
zakkum çiçekleri açar tedirgin saatlere
esnemeleri yitirir uyku
acıya sağılır ağuda eriyen an
bırakılır ilk ünlem akşam alacasına
sorgulanır hayat
fikrin güzündedir yazmak
olgun hüzünler büyütür
eskimemiş
durağan sularda
yorgunca bir melâle varmak
nerdesin terazim
gel tart şimdi tartabiliyorsan
okkası eksik
okkası fazla
yüreğimde bir çocuk vardı benim
özenle gizlemiştim oraya
korurdu canımı örselenmekten
yaşamca hırpalanıp berelenmekten
belli ki yeni doğmuş taptazeydi
biter mi şiir
bu serüven
bu hüzün
mekân: küçük bir oda
masa başında göçülür başka bir dünyaya
sorgulamış birisi insanoğlunu
yaşı benim sorgulama yaşımdan küçük
ama iyi etmiş aferin!
ömrünü böylece tüketir gider
bu da başlı başına bir iş doğrusu
bir düş gördüm dün gece
sevgiler üşüştü düşüme
açıldı gökyüzünde mavilik
astım yıldızları
eski yerlerine
Sevda Kenti'nin Öyküsü’nü dinlemek ister misin?
İstersen son şiirime bir göz at… Sevgilerle.
şiirinizde yorgun ve sarhoş bir yaprak gördüm onu aldım ırgat'a verdim...
bu sitede ender şiir yazanlardansınız..
saygı sevgi