“O gülü o laleyi gören göz
doldurur gök kubbeyi ağlayıp inlemeyle
bir yıllık bir aşkın deliliğini
veremez bin yıllık şaraplar bile”
(Mevlana Celaleddin-i Rumi)
duydum ki bedelsiz duygular eşliğinde
tek kişilik hücrene kapanmışsın
pusula hüznü gösterirken
acıya vurmuş ibre
onca aşktan
kopartsam hüznünü yatırsam göğsüme
tutsam ellerini yok etsem bu dönme dolap duyguyu
üşüyen ruhuna yağmur olsam
tomurcuğa dursa tenin
işte o zaman kıskanırdı bizi depremler
zakkum çiçekleri açar tedirgin saatlere
esnemeleri yitirir uyku
acıya sağılır ağuda eriyen an
bırakılır ilk ünlem akşam alacasına
sorgulanır hayat
aşkın kapıyı çalışı var hani
habersiz düşmesi eşikten
erguvan nağmelerde titreşen
kırılgan ateş
bir keman yayı
gergin hikaye
düşünce üretmeli ıssızda
düşler sancılandığında
çelikten dokunmalı yürek
eskimemeli kuytuda
suyla beslenir toprak
bozkırda daldık uykuya
hükümsüz artık gül
mağdur
aşkın ellerinden düştüğü yerde
aşılansa gül ne fayda
seni bilemem
kimi sabah uyanınca
o acayip duygu içimde:
dün güzel bir şey oldu yine
yeniden yaratmak için çağımı
cellâda verdim şiirin başını
kurtuluş yok kurban olmaktan
kendini kurtarır oysa şiir
en keskin kılıçlardan
size sesleniyorum beyaz anlar
bana katılın
aklım beni bırakmadan
arınmak istiyorum
iklim ılıman olmalı
Sevda Kenti'nin Öyküsü’nü dinlemek ister misin?
İstersen son şiirime bir göz at… Sevgilerle.
şiirinizde yorgun ve sarhoş bir yaprak gördüm onu aldım ırgat'a verdim...
bu sitede ender şiir yazanlardansınız..
saygı sevgi